KADINLARA EŞİT GAZETE

Şu an okuduğunuz gazeteyi, sizler gibi ben de ilk kez bugün görüyorum, sevgili okurlarım.

Cumhuriyet’in turfanda sayfa düzeni birkaç gün önce yazarlarına özel « görücüye » çıktı. Ancak ben davete icabet etmedim. Çünkü gazetemizin yeni fontları, sayfa düzeni, sizlerle birlikte bana da sürpriz olsun, birlikte şaşıralım, istiyordum.

Ve bu yazıyı yazdığım dün, hem Ali Acar’ın tasarım estetiğine çok güvenli, hem de çok heyecanlıyım!

1986’da Cumhuriyet’e dış kapısından, yani Bilbao muhabiri olarak girdiğim günden beri tanıdığım Ali Acar, Türkiye’de basın grafizminin ordinaryus profesörü ve bizim gazetenin de estetik cerrahi dalında « yeniden doğum » uzmanıdır.

Cumhuriyet gazetesinin bir 8 Mart günü kabuk değiştirmesi, raslantı değildir.

Çünkü Atatürk rozeti takarak, Atatürk imzasını altın kolye yaparak, kalpak giyerek vb. Atatürkçü olunmadığı gibi; erkeklerin saf saf dizilip kadınların çay kahve getirdiği laiklik tartışmalarıyla da laik olunmaz.

Atatürkçülük, herşeyden önce Atatürk’ün ilkelerini eyleme dökmek ve devrimlerine sahip çıkmaktır ki, bu ilkelerin de devrimlerin de en önemlisi laik cumhuriyet olup, özet açılımı şudur: kadın erkek eşitliği ve özgür yurttaşlık.

***

Laiklik o demektir bu demektir, ama özünde kadının erkeğe eşitliğinden ibarettir. Bu eşitliğin kabulünden öteye din baskısı da ortadan kalkar, zaten beslediği dindarlıktan beslenen ataerkilliğin batasıca töresi de!

Türkiye’de gazetelerin yüzde 99’u kadın gazetecilere hava cıva, baldır bacak, sulu magazin köşeleri/haberleri yazdırır ya da Kabataş yalanı diye bilinen « mitoman gelin » olayındaki gibi hem çakma, hem de yalaka siyasallık yaptırırken…

Tirajı en yüksek muhalif gazetenin, hepsi çok değerli, ama hepsi erkek yazarların tespih gibi dizildiği sayfalarında başı örtülü tek bir kadına, o da dini konularda köşe yazdırılırken…

Cumhuriyet, kalemi güçlü ve hiç bir haberi ya da yazı konusu « yalanlanmamış » en birikimli, en deneyimli kadın muhabir ve yazara en çok sayıda yer veren gazetedir.

Cumhuriyet gazetesi herşeyden önce işte bu anlamda en laik, en cumhuriyetçi, dolayısıyla en Atatürkçü gazetedir!

***

Türkiye’de en zor iş, zamana dayanıklı bir kurumsallaşmayı başarmaktır.

Cumhuriyet, Türkiye Cumhuriyeti’nin doğumuna eşlik eden ve zaten ülkenin de dünya çapındaki en saygın gazetesi olmakla başardığı bu kurumsallaşmayı devam ettirmek için tazelenmek, yenilenmek zorunda. Savunduğu ilkeleri de ancak taze, dinç ve güçlü olarak savunmayı sürdürebilir.

Cumhuriyet’i gazete yapan, yazan ve okuyan insandır. Doğar, yaşar, ölür. Ama Cumhuriyet gazetesi her gün yeniden doğar, daima gelecek kuşaklara ait ve yaratıcı olmalıdır.

Utku Çakırözer’in genel yayın yönetmenliğine son verildiğinde çok üzüldüm, ama yerine Can Dündar gelince de sevindim. Gerek Can Dündar’ın yönetimine, gerekse gazetede ondan önce ve sonra oluşan dinamik ekibe şans verilmesi gerektiğini düşünüyor, umutla bekliyorum.

Diyorlar ki, Cumhuriyet el ve yön değiştiriyor.

Bu iddiaya yanıtım: Biz de buradayız ve Cumhuriyet, çizgisinden sapmadığı, ilkelerinden caymadığı sürece, gazetemizin arkasındayız.

Sapmasına razı değiliz, caymasına da olmayız.

Başka bir deyişle içiniz rahat ve Cumhuriyet’in yenilenmesi, hepimize uğurlu olsun!

Tırtılın ölüm bellediğine, kelebek yeniden doğuş der!
Violette Lebon

«G» NOKTASI

NE ZAMAN?

Ne zaman direnme gücüm meydanlara taşarsa
Var edecek yoktan umut dolu günleri
Ne zaman yüreğimiz benden çıkıp bizi yaşarsa
Güzellik ay gibi doğacak, kötülük sayacak geri.

Yeni baştan yaşamak isteyecek herkes ömrünü
Kıvrılmayacak yaprak gibi içine
Zaferin harcına yarışacak katmak için terini
Herkes sahip çıkacak gördüğü düşlerine.

Tasasız, korkusuz sarılıp sevgilisine
Yürüyecek şarkılar dolu kıyılarda
Yaşamak işte böyle delicesine
Bir eli sevgili elinde, öbür eli yıldızlarda.

F.TUĞRUL OKAY