VERGİ AYI

1838 İngiliz Türk Ticaret Anlaşması’nın Osmanlı ekonomisi üzerindeki yıkıcı etkileri çok yazılmıştır. Anlaşmanın bir garip yönü de bazı hallerde İngiliz tacirin, ithal edilen mal için Osmanlı tebaası tacirden daha az vergi ödemesidir.

Geçen gün, dostum Atila Alpöge’den aldığım bir ileti,yabancılar lehine aynı ayrıcallığın bazı uygulamalarımızda hala sürdüğü kuşkusunu uyandırdı. Bana çok ilginç gelen mektubu sizlerle paylaşıyorum:

“Mart ayındayız.  Millet vergi ödüyor ülkemizde.  İnsancıklarımız oturuyor, hesaplar kitaplar yapıyor.  Bir takım beyannameler dolduruyor.  Gidip vergi dairelerine bunları teslim ediyor.  Onlardan elde ettikleri tahakkuklara göre bankalara gidip vergi borçlarını (evet, buna borç deniyor) ödüyorlar.  Yıllardan beri böyle.  Hiçbirimizin de itirazı yok bu sürece.  Vergi ödemek ulusal bir görevdir, biliyoruz.

İşte bu duygularla, ben bu yıl da gene (yakınlarım "işsiz güçsüzsün yahu, bir işe yara" dediler diye) bu konuya girdim.  Efendi efendi, paşa paşa vergi beyannamelerini hazırlamaya kol sıvadım.  Birden şimşekler çaktı, adeta bir keşfin tokadını yedim.  Geç kalmış bir tokat!  Kendi kendime "Yahu buradaki inceliği niye kimse şimdiye kadar görmedi!" diyerek.  Uzattım, ama konuya hemen gireyim.

***

Ülkemizdeki vergi sisteminin bazı özellikleri var.

-Bir yerinizi "işyeri" olarak kiraya veriyorsanız, kiracınızın (yasaya göre) bir kesinti yapması gerekiyor.

-Brüt kira değerinizin %20’sini kesiyor adam ve vergi dairesine yatırıyor.  Yıl sonundaki vergiye esas olmak üzere.

-Yani devlet ileride ödeyeceğiniz vergiyi aylar öncesinden kasaya aktarmış oluyor.  (Erken ödeme ama, peki kabul!)

-Yıl sonunda, Mart ayı gelince, siz vergi beyannamesi veriyorsunuz vergi dairesine.  Orada ödenmesi gereken verginin artısı fazlası hesaplanıyor.

Tek sözle, tertemiz bir sistem.  Ama bir de fark ettim ki, ufak bir istisna var bu sistemde. 

Eğer bir TC vatandaşı yurt dışında yaşıyorsa, ya da bir yabancı ülkemizde sürekli yaşıyorsa, onlara farklı, değişik, başka bir sistem uygulanıyor.  Onlar bir işyerini kiraya vermişlerse yapılan %20 kesintiyi bildirmeleri ve beyanname vermeleri asla gerekmiyor. 

Yani %20’nin üzerine ek vergi vermiyorlar.

***

Bu olgunun ne anlama geldiğini aşağıdaki tabloda görüyorsunuz.  Kiraya verdiğiniz bir işyeriniz var.  Aylık kiranız ilk sütunda.  İkinci sütunda otomatik olarak yapılan vergi kesintisi var (yıllık).  Bu gelir üçüncü sütundaki yıllık vergiyi yaratıyor.  Bu durumda ilk iki mütevazi kiralamada fazla vergi ödemiş oluyorsunuz.  Onları geri alma şansınız hayli sınırlı (??).  Bayağı uğraşmanız gerekiyor.  Öte yandan kesintinin fazlasını Mart ayında ödemek zorundasınız.

Ancak yukarıda tanımladığımız çerçeve içinde "yabancı" iseniz, durum değişiyor.  Çok daha düşük vergi ödemiş oluyorsunuz.  Örneğin, Arap ülkelerinden, Basra körfezinden büyük bir para babasısınız.  Bu koşullarda Türkiye’ye gelerek büyük yatırımlardan AVM falan satın alırsınız.  Sonra kiraya veririsiniz.  Çünkü sizden %10-%15 daha az vergi alınmaktadır.
 
Acaba bu tablo bir takım yabancılara menfaat temin eden geniş çaplı bir politikayı mı yansıtıyor?

AA”

Bakalım dostumun bu sorusuna yanıt verecek bilgili bir ilgili çıkacak mı?