“CİNCİ”

Bir memleketin boynuna kara çarşafı dolamak isteyenler dinci değil, cincidir. Cinciler kadar da tehlikelisi yoktur şu dünyada. Medeniyete düşmandır cinci. Uygar bir hayattan oldukça uzak, samimiyetsiz ve kapkaradır aynı zamanda.

Sembollere olan bağımlılığı onu saplantılı bir kişiliğe sokarak en önce kendine ve daha sonra da hayatın kendisine düşman bir hale getirmiştir. Bu düşmanlık, estetiği ve güzelliği yok ederek çirkinliği yaratmıştır. Kadınların kafalarındaki sımsıkı örtüler, hayatı apaçık gözlerle görebilmeye ket vururken; üzerlerindeki basmakalıp pardösülerse tüm zarafetlerini yerle bir etmiştir. Erkeklerse upuzun sakallarının altında ve başlarına geçirdikleri sarıklarda binbir türlü pisliği gizlerler. İşte dincilik bu yönüyle muazzam bir karanlığı oluşturmuştur.

***

Cincinin zifiri karanlığı, ona şiddeti ve yok etmeyi buyurur. İyi ve güzel olan ne varsa onun hasmıdır. Bunu Allah’ın yolu için yaptığını söyleyerek de üste çıkmaya çalışır ve günahkârların en beteri olur. Sapkınlığı ve yalancılığı da buradan gelir.

Sevap kazanmak için yaşadığını söyler. Fakat bir cincinin esas derdi banka hesabındaki miktardır. Servetini biraz daha katlamak için de yapamayacağı şey yoktur; hile, dalavere, sahtekârlık, yalan dolan… Bu yüzden, kara çarşafını aydınlatacak olan kocaman pırlantayı hiç eksik etmez parmağından. Kafasını sımsıkı kapar ama öyle ucuza da kapamaz hani; gider en lüks markanın bilmem kaç bin liralık kumaşıyla süsler o daracık kafasını. Rezidanstan aşağısı kurtarmaz kendisini. Beş vakit namazını milyon dolarlık yalılarda kılar. İftarını, çok pahalı porselen bardağındaki suyu yudumlayarak açar.

Beğenmediği ve sürekli küfrettiği İngiliz, Alman, Fransız, Japon gâvurlar var ya… İşte onların ürettiği teknolojiden de mahrum bırakmaz kendini; telefonuyla, arabasıyla, bilgisayarıyla… Bu yüzden, riyakârın da en önde gidenidir.

Yaptığı her işe besmeleyle başlayan ve ağzından peygamber aşkını hiç düşürmeyen cincinin tek aşkı, aslında sadece paradır şu hayatta… Sürekli “helal”den bahseder ama her şeyine haramı bulaştırır.

***

Aklen, fikren ve bedenen kısıtlanmışlık o kadar büyüktür ki, kendini bir türlü sapık düşüncelerden kurtaramaz bir cinci. Bu yüzden aklı her daim kadının etek boyundadır.

Gözünü o çizgiden alamaz. Milimetrik kıpırdanmaları bile fark edecek derecede hastadır.

Sapıklığı, onu okullardaki sıralara kadar sürükler. Her bir köşeyi kızlı-erkekli diye ayırmak ister. Kine, nefrete ve ayrımcılığa olan hayranlığıdır bunu yaptıran.

Uzattığınız eli sıkmaz… On üç yaşındaki kız çocuğunun evlendirilmesini destekler… Töre cinayetlerini normal karşılar… Her yere haremlik-selamlık gözüyle bakar; bu yüzden birlik ve beraberlik nedir bilmez, bilemez…

Onun ruhunda vardır; ayrımcılık ve ayrıştırmacılık.

***

Bu memlekette de cinci var. Bakma onun “dinci” dediğine.

Cinci diyecek kadar saf değildi ya elbet. Maksat kelimeyi hafiften yumuşatarak seni beni kandırmaktı.

Kara çarşafı doladı boynumuza; sıkmaya hazırlanıyor…

Kurtulmaksa,

Bizim elimizde.