HAFİFMEŞREP

Hafif meşrep
bir bahar günüydü.

Kocaman
iri gözleri vardı.

Saklambaç oynamaya hazır
bir çocuk gibiydi;
kendini önceden sobeleyen.

Gazoz kapakları içine biriktirdiği
sevinçleri de
avuçlarının arasındaydı.

Gördüm !

Ağzının salyaları hala
bilmem kaç katlı lezzete
akıyordu :
harçlığına da kıyıp
bir türlü alamadığı.

Meşrepti,
geldi.

Cebine telaşla doldurduğu
çakıl taşlarını
ardında iz bırakmak için
birer ikişer
döke döke gitti.