O SANDIK DA BU USANDIK MI?

İstanbul Üniversitesi’nde rektör seçimi için oylama 12 mart 2015 günü yapıldı.

Sonuç da Prof. Raşit Tükel 1202 oyla sandıktan birinci olarak çıktı.

Oylamadan önceki günler ve o gün, kimileri akademisyenlere şunları söylediler:
- Boşuna Raşit Tükel’e oy vermeyin Cumhurbaşkanı onu seçmeyecek!

Gösterilen adres Tayyip Erdoğan’ın yakını, eski Rektör Yunus Söylet’in yardımcısı Mahmut Ak’dı.

Mahmut Bey bütün desteklere, ona verilmeyen oylar boşa gidecek propagandalarına karşın, 908 oyda kaldı, seçilemedi.

Mahmut Bey seçilemedi ama, seçilen Prof. Dr. Raşit Tükel ‘in yerine, atanarak, İstanbul Üniversitesi Rektörü oldu.

Üniversiteden gelen oylar, askeri vesayetin Türkiye’ye armağanlarından biri olan, iktidar bağımlısı YÖK tarafından yeniden gözden geçirildi. Uygun görülmeyen en çok oy olan, Raşit Hoca ikinci sıraya çekildi, uygun görülen Mahmut Ak da, birinci sıraya yükseltilerek, Tayyip Bey’in önüne götürüldü.

Tayyip Bey de, 12 mart 2015 günü yapılan oylama sonuçlarını hiçe sayarak, İstanbul Üniversitesi Rektörlüğü makamına, seçilen Raşit Tükel’in yerine seçilemeyen Mahmut Ak’ı atadı.

***

İstanbul Üniversitesi rektörü, AKP’nin” AK!” ‘ı kadar Ak bir atama ile belirlendi. Sonuca ahmaklar dışında kimse şaşırmadı.

Olay “sandığa saygı” yalanının bir kez daha gün yüzüne çıkmasını sağladı.

Zaten bunu herkes biliyordu.

Şimdi gidin “Erdoğanistler”e ( ya da Tayyibistler’e) şunu sorun:

  • Seçilmeyeni atayacaktı madem Tayyip Bey, o oyalama neden yapıldı? Öğretim üyeleriyle alay etmek için mi?

Aslında, Raşit Tükel de ona oy verenler de sonucun böyle olacağını biliyorlardı. Ama gerçeği ortaya çıkarmanın ve seçilmiş adayın karşında atanmış bir kişinin rektörlük makamına oturtulması sonucunda, yasaya göre, tayini kılıfına uydurulmuş bir kişinin, güya yasal olan statüsünün vicdanlarda nasıl bir fuzuli şagilliğe dönüşeceğini göstermenin bir yolu olarak bu yöntemi seçmişlerdi.

Evet Türkiye’de, sandığı demokrasinin yalnız zorunlu değil, aynı zamanda yeterli koşulu olarak göstermek isteyen Erdoğanistler, büyük bir kandırmacının peşindeler.

Her şeyden önce sandık demokrasinin yalnız zorunlu koşuludur, yeterli koşulu değildir. Yeterli koşul, kuvvetler ayrılığı ilkesine uygun olarak, temel hak ve özgürlüklere, yargı bağımsızlığına ve bizzat milli iradeye saygılı olmaktır.

Bu olmadığı zaman, demokrasi olmaz,milli iradeye saygı da öze inmez, sözde kalır.

***

Kaldı ki, Tayyibizm, özde değil, sözde bile saygı göstermez milli iradeye.

Onun saygı gösterdiği sandık, kendi içinden çıktığı sandıktır.

İçinden Tayyip çıkan sandık kutsaldır, içinden Tayyip çıkmayan sandık murdar.

Böyle bir rejim ise vesayet rejimidir. Giysisinin üniforma olmaması onun vesayet rejimi olmasını engellemez.

Sivil vesayet rejimlerinde, onun çıkarcı veya çıkardan değil de ahmaklıktan tutuyorsa, şaşkın destekçileri hamakatın üniformasını giyerler.

Hamakatın üniformasını bir kez giydi mi kişioğlu, kendi vesayetçiliğini özgürlükçülük sanır.

Allah herkesi vesayet destekçilerinin hamakat üniformasını kuşanmaktan korusun!

Şimdi o üniformayı giyenlerin sormadıkları soramadıkları soruyu Tayibbistlere biz soralım:
- Tayyip’i seçen sandık da, Rektör Reşit Tükel’i seçen “usandık” mı?

-Tayyib’e biat eden milli irade de, haksızlığa hayır diyen “milli kinaye”mi?

Bu kadar aldatmaca yeter! Bitsin artık beyler bu maskeli balo!