ALKIŞLARLA YUMRUKLAR ARASINDA…

Son haftalarda e-posta, telefon, sosyal medya ağları bombardımanına tutuluyoruz. ("Biz" demem, bir zamanların sol jargonundan değildir. Cumhuriyet’te çalışan birçok meslektaşım ayni durumda olduğu içindir! )

Bombardıman iki türlü : Kimi top tüfekle saldırıyor, kimi çiçek yağmuruna tutuyor…

Önce saldıranlara bakalım:

Kalbime nişan alanlar, aklımı yumruklayanlar… Cumhuriyet’in magazinleştiğinden dem vuranlar… "Yetmez ama evet"çilerin işgaline uğradığını, satıldığını, sıradanlaştığını söyleyenler… "Tövbekarları doldurdunuz" diyenler…Gazetenin ilkelerinden vazgeçeceğini varsayanlar… "Ah nerde o eski Cumhuriyet" diye yanıp tutuşanlar…

Alkışlayanlara bakalım: Renklendi. Zenginleşti. Gençleşti. Haberi, yazarı, çeşnisi, tadı tuzu çoğaldı… Bunlar her demetin içindeki inciler… Ayrıca "Zor okunuyordu, şimdi rahat okunuyor"… "Oku oku bitmek bilmiyordu. Şimdi yazı başlıyor ve bitiyor"… "Moralim bozulup depresyona giriyordum, şimdi daha eğlenceli." Bir de "Light Cumhuriyet" tanımı var…

"Derhal Ayrılın!"

Birinciler, "Zeynep Hanım, hala orda nasıl durursunuz" ; "Susmaya utanmıyor musunuz ?" diye hesap soruyor, "Sessiz kalmayın " ya da "Derhal ayrılın"a varan akıl ve ültimatom veriyor…

İkinciler şimdilik azarlamıyor, kızmıyor… İleride ne derler bilemiyorum… Kimi basın organı da fırsat bu fırsat, hangi gazeteden okur kaparım diye saldırıları sürdürüyor.

Özetle hükümetin başındaki o kavgacı, kışkırtıcı zihniyet , "Ya bendensin ya düşmandan" zihniyeti toplumun her kesimini hükmü altına almış…

Cumhuriyet bir gazete

Hanımlar, beyler, hele bir durun! Seçime şunca gün kala kavgaları her alanda tırmandırmanın kimseye yararı yok. Önünde sonunda bu bir gazete. Çok özel ve özgün bir gazete! Hiç ama hiç değişmeden süregelmesini, hep ayni kalmasını kim nasıl isteyebilir ki!

"Değişmeyen tek şey değişimin kendisidir" (Herakleitos) . Anımsatmama gerek yok! Elbet değişecek. Önemli olan temel ilkelerinin değişmemesi. Bu da hem biz Cumhuriyet çalışanlarının, hem de siz okurların sağlam durmasına bağlı.

1924’ten beri olduğu gibi bundan sonra da bu gazetedeki kimi değişiklikleri , birileri beğenecek , diğerleri beğenmeyecek.

Örneğin Cumhuriyet Gazetesi’nin "amiral gemisi" olduğuna inandığım Kültür ve Sanat sayfalarının iki sayfadan bir buçuk sayfaya inmesine ben de bir çok okur gibi çok üzüldüm. Ama yapılacak bir şey yok!

Bir öğüt: Beğenmediğiniz yazarı okumazsınız; ama sevmediğiniz bir yazar var diye sevdiğiniz yazarları ateşe atmazsınız!

Omurgayı dik tutmak

Değişimden söz edince… Biz bir zamanlar "sol değişim demektir " diye öğrenmiştik, inanmıştık. Şimdi değişimi inkar ederek sol düşünceye sığınmak isteyenleri gördükçe içim acıyor.

Sadece bedenimin değil, düşüncelerimin, ruhumun da omurgasını dik tutmaya çalışıyorum. Eleştirel süzgecim her daim alesta…

Elbet okurların yol göstericiliğine gereksinimim var ama kavgasına, top tüfek saldırılarına hiç yok.

Hem size bir şey diyeyim mi: Gazetecilik mesleğinin sorumluluğuna sahip çıkanı da , ihanet edeni de herkes farkında… Hayattaki duruşunuz, nelere alet olup olmadığız bu meslekte ve yazarlıkta hiç kimseden gizlenemez: Mesleki, siyasi, toplumsal duruşunuz, yaşamdaki duruşunuz hepsi ortadadır: Çünkü söz uçar, yazı kalır.