HARAMDAN SEVAP, HURMADAN HARAP

1913 yılında ABD’de kurulan Anti-Defamation League (ADL) adlı örgüt, dünyadaki en etkili Yahudi kuruluşlarından biridir.

ABD ve İsrail, 2005’ten itibaren Ermenistan’a olan yaklaşımlarında kökten değişikliğe gittiler. Değişikliğin amacı, Ermenistan’ı geleneksel olarak benimsediği Rusya-İran ittifakından çıkarmaktı. İsrail lehine İran’ı yalıtmaya yönelik Ortadoğu siyaseti böyle bir değişikliği gerekli kılmıştı.

Bu dönüşümün süprizlerinden biri, ADL’nin 21 Ağustos 2007 tarihli açıklamasıydı.

Açıklamada ADL, 1915-1918 yılları arasında, Osmanlı’nın Ermenilere yaptıklarının « tantamount to genocide », yani soykırıma denk olduğunu ilan etti. Amerikan basını, açıklamayı « Yahudi-Ermeni ilişkilerinde tarihsel bir dönüm noktası » saydı.

İşte bu ADL’in temsilcileri 2008 yılı Temmuz başında, Türkiye’ye bir çıkarma yaptı.

Cumhurbaşkanı Abdullan Gül, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, CHP lideri Deniz Baykal ile o dönem Genelkurmay İkinci Başkanı olan Ergin Saygun’la görüştüler. Dışişleri Bakanı, İçişleri Bakanı, Adalet Bakanı ve Milli Eğitim Bakanıyla bile buluştular!

***

Cumhurbaşkanı Gül’ü « Türkiye’deki anti-semitizme karşı açıklamalarından dolayı tebrik ettikten » sonra şunları söylediler: « Türkiye’nin Ermenistan’la ilişkileri geliştirmekte yaratıcı ve etkin olmasını öneriyoruz. Atmosferi değiştirme yolunda çeşitli işbirliği yolları bulunmasını önerdik, çünkü bugün Ermenistan’ın selametiyle yakından ilgileniyoruz. »

ADL resmi sitesinin aktardığına göre temsilciler, Türk yöneticilerine Ermeni açılımıyla birlikte « tarihsel sorunların çözümünü de » önerdi.

Hatırlayalım…

Abdullah Gül’ün bu görüşmeden bir ay sonra Ermenistan’a giderek, iki ülke arasındaki milli maçı izlemesi tesadüf olmasa gerek.

Bu kadar da değil… İsrail parlamentosu Knesset, Ermeni soykırımı tezini parlamento komisyonlarından birinde görüşmek üzere 2008 yazında gündeme aldı. Bu Ermeni lobisinin Knesset’teki ilk zaferiydi. Tasarıyı gündeme getiren politikacı Haim Oron, «Türkiye ve Azerbaycan’la ilişkilerimizde güçlük çıkaracağını biliyorum, ama Ermeni soykırımını tartışmak bizim ahlaki yükümlülüğümüzdür, » dedi.

***

Sadece İsrail değil, ABD’nin adımları da bu yöndeydi.

Novosti-Armenii sitesinin haberine göre; ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton’un danışmanı ve Amerikan Yahudi lobisinin önemli isimlerinden Peter Rosenblatt, 30 Mayıs 2008 tarihinde Erivan’a yaptığı ziyarette, Ermenistan Başbakanı Tigran Sarkisyan’a, « İsrail ile Ermenistan’ı birbirine bağlayacağı » güvencesi verdi.

Bundan dolayıdır ki Nisan 2008’de, Ermenistan’ın Tel Aviv Büyükelçisi Edvard Nalbantyan’ın Devlet Başkanı Sarkisyan tarafından Dış İşleri Bakanı atanması hiç de süpriz sayılmazdı!

İsrail basını o günlerde Ermenistan’ın İsrail’le ilişkileri geliştirme niyetini yazıyordu.

Sözün özü…

ADL’nin Türkiye ziyareti, İsrail-ABD-Ermenistan üçgeninde yaşanan bir dizi gelişme içinde anlaşılabilir.

Bu gelişmeler, Türkiye’yi o dönemde -sonucu başarısız da olsa- bir Ermeni açılımına itti. Yahudi Cemaati ise Türkiye’de tepki uyandıracak bir Ermeni baharı yaşıyordu.*

*Barış Terkoğlu ve Barış Pehlivan’ın Gizli Belgelerde Türkiye’nin Sırları MAHREM (Kırmızı Kedi, 2015) başlıklı inceleme kitabından alıntıdır.

Dört yıl önce bu zamanlar girdik Silivri duvarlarından içeri.
Dokunanın yanacağı kadar, yananın da dokunacağı bir hakikate tutkuydu bizimkisi.

«G» NOKTASI

«Erdoğan’a verdiği cesaret madalyası nedeniyle uzun süre Türkiye’nin gündeminde olan ADL, Gülen’in bir kitabını da İngilizceye çevrirerek ABD’de bastırdı.

O günden sonra ADL ile Gülen arasında sıcak ilişkiler başladı.

Gülen’in dinlerarası diyalog projesinin dünya Yahudiliği ayağını, ADL ile kurulan ilişkiler oluşturdu.

Aralarında ADL’in de olduğu ABD Yahudi örgütleri, Ermeni meselesinde uzun yıllar Türkiye’yle birlikte hareket etti.

Türk-İsrail ilişkilerinin olumlu seyri, bunda baş etkendi. Türkiye Ortadoğu’da İsrail ile omuz omuzayken, ABD’deki Ermeni soykırımı önergeleri Yahudi lobisinin desteğiyle reddediliyordu.

Yani tam bir « kazan-kazan » durumuydu yaşanan.

Ancak aradaki ip, 2009’da Erdoğan’ın « One minute » demesiyle koptu.

O günden sonra Yahudi Cemaati’nin desteğini tam anlamıyla kaybeden Türkiye, uluslararası alanda eskisinden daha fazla Ermeni meselesiyle karşı karşıya kaldı…»

Diye yazıyor Barış’lar, birlikte kaleme aldıkları Mahrem’de.

Başarılı ve dürüst gazeteciliklerini Silivri’den geçerek ödeyen iki genç yazarın Wikileaks belgelerine dayanarak hazırladıkları bu kitap, adeta Türkiye’nin bağırsak kolonoskopisi.

Okumak için doktor olmaya gerek yok, dün yenilen hurmaların bugün tırmaladığı satır satır izleniyor!