“SOYKIRIM” SORUNU VE İMAJ EROZYONU

Değerli Dostum Murat Yasa’dan, 24 nisan tartışmalarıyla ilgili bir ileti aldım.

Murat Yasa, iktidarın tarafsız bilim kişilerini bir araya toplayıp,bunlara tüm arşivlerin incelemelerini sağlayıp, bir sonraki 24 nisana kadar bir rapor hazırlatılması yönünde çalışmalar yapılması temennilerini dile getiriyor.

Cumhuriyet okurlarının soykırım iddialarıyla ilgili araştırmalarıyla yakından tanıdıkları Emekli Büyükelçi ve eski İstanbul Milletveklii Şükrü Elekdağ’ın ABD Büyükelçliği yıllarında( 1979 – 1989 ) Sayın Yasa’nın söylediğine benzer bir girişimde bulunduğu ABD’deki önde gelen tarihçilerle temasa geçerek, onları bu yönde çalışmalara sevkettği, bu çalışmalar sonucunda soykırım tezini çürüten önemli çalışmalar ortaya çıktığını belirtmek isterim.

Ne yazık ki, Sayın Elekdağ’ın başlattığı bu girişimlerin arkası getirilememiş, sürekli köklü bir devlet politikasına dönüştürülememiştir.

Doğrusu, Türkiye’nin Ermeni soykırım iddiaları karşısında açk net sürekli ve tutarlı bir politikası yok.

Oysa, Türkiye bu konuda tutarlı ve sürekli bir politika oluşturmak zorunda.

Yalnız “olanlar soykırım değil!” demek yetmiyor.

Hiçbir şey olmamış da değil, Peki onlar nedir? Bu konularda bir tez oluşturup, ısrarla takip etmek gerek,

***

Bu alandaki birinci sorun buysa,ikincisi de insan hakları ve demokrasi konusunda içinde bulunuğumuz imaj erozyonudur.

Deyim rahmetli dostum, gazeteci ve PİAR uzmanı İbharim Çamlı’ya tarafından soykırım konusunun bütün şiddetiyle gündeme geldiği 1970 li yıllarda kullanılmıştır.

O zamandan bu yana politikasızlık ve imaj erozyonu konusunda durumda bir düzelme değil, bilakis daha da bozulma var.

Uluslararası alanda, devletlerin imajlarıyla ilgili adeta şöyl bir ilke var:

Yapmakta oldukları, yapmış veya yapacak olduklarının kanıtıdır.

Bu durumda Türkiye’nin de insan hakları ve demokrasi konusunda kendini savunması daha güçleşiyor.

6–7 eylül 1955 olaylarını yapmış olan, sonra da Başbakanını asmış bir Türkiye’nin Ermeni soykırımı konusunda kendini savunması daha güçtür.

***

Hırant Dink’in ölümündeki sorumluluk şaibesini üstünden atamamış bir devletin, 1915 olayları konusundaki tezlerinde inandırıcı olması güçtür.

Basın özgürlüğünü ayaklar altına alan ve 1915 te soykırım olmuştur diyen bir gazeteciyi salt bu yüzden sınır dışı eden bir ülkenin soykırım konusunda inandırıcı olmasını beklemek abestir.

Ülkesindeki TC uyruğu olmayan Ermenilerin “deport edilmeleri!”olasılığını dile getiren bir Cumhurbaşkanı’nın ülkesininin 1915 tezlerinde inandırıcı olabilmesi gerçekten güçtür.

Bir zamanlar bölgenin görce tek demokrsaisi olan,her tür mezhep çatışmalarının dışında kalan ciddi devletinden, tüm mezhep çatışmalarının önderliğine yatay geçiş yapmış bir ülkenin ırk dil din , mezhep ayırımı yapmayacağına insanları inandırması güçtür.

Kısacası, Türkiye’nin soykırım iddialarına karşı politika geliştirmesi ve inandırıcı olmasının önündeki en büyük güçlük içinde bulunduğu imaj erozyonudur.