AÇIK KONUŞALIM

Üstü kapalı konuşup yazmaktan zaten hoşlanmam.

Fakat belli ki bazı konuları daha açık seçik anlatmak gerekiyor.

Bunu, son iki yazımla ilgili olarak hakaretler yağdıran düşük düzeyli bir kaç kişi için değil; HDP’li olsun olmasın bana gerçekten değer veren, şiirlerimi seven,fakat yazılardaki bazı görüşlerden incinen dürüst ve iyi niyetli okurlarım için yapıyorum.

***

Az önce üşenmeyip söz konusu iki yazıyı bir kez daha okudum.

Görüşlerimi şu anda da aynen tekrar ederim.

Bu yazılardan, iyi niyetinden kuşku duymadığım bir okurumun suçlayıcı sözleriyle “Oyunuzu HDP’ye vermeyin de kime verirseniz verin” diyormuşum gibi bir sonuç çıkarmak acaba nasıl bir aklın ve duygunun sonucudur?

Ben, “kendi payıma” vurgusuyla, HDP’ye oy vermek için bir neden görmediğimi belirtmiş ve nedenlerini de tek tek açıklamıştım.

Bu partinin elbette, küçümsenemeyecek sayıda bir seçmen tabanı var ve bu da kuşkusuz demokrasinin, çok partili siyasal sistemin doğal sonucu ve gereğidir.

Benim sorularımı yönelttiğim çevreler, HDP’li olmadıkları halde önümüzdeki seçimlerde bu partiye oy verilmesi çağrısında bulunanlardı.

O sıradaki gerekçe ağırlıklı olarak, HDP’nin barajı aşamaması durumunda oyların AKP’ye gideceğiydi.

HDP Seçim Bildirisinin açıklanmasından sonra bildirideki demokratik hedefler, Türkiye partisi olma vurgusu, denebilir ki daha ağırlık kazandı ve HDP bir anda neredeyse demokrasi savaşımının öncü örgütü konumuna yükseltildi…

Şimdi bu yeni durumu biraz irdeleyelim…

***

Söz konusu seçim bildirisindeki demokratik hedeflere herhalde aklı başında kimse karşı çıkmaz, çıkamaz.

CHP’nin, AKP’nin, MHP’nin seçim bildirilerinde de benzer ilkelerin bulunmasında şaşırtıcı bir yan olamaz.

Kitle partilerinin açıklamalarında halka hoş gelecek sözlerin, vaatlerin sıralanması doğaldır.

HDP’nin zaten yapması gereken ve yaptığı da budur…

Gelelim Türkiye partisi olma konusuna…

Türkiye “ortak vatan”mış…

Ortak vatan diye bir şey yoktur, vatan vardır…

Demagojiye sapmadan ve sövüp saymadan, berrak akılla düşünüp açık seçik konuşalım:

Ortaklık rıza ile bir araya gelip ve eğer yürümüyorsa yine rıza ile ayrılma demektir.

Şirket gibi bir şeydir.

Vatan şirket olmadığı gibi yurttaşlık da şirket üyeliği değildir.

Durup dururken ortak vatan demek, biz ayrıyız, farklıyız, ama birlikteyiz, ayrılmıyoruz, fakat gerekirse ayrılırız demenin bir başka ifadesi, farklılığın vurgulanışının daha üstü örtülü dile getirilişidir….

***

Açık seçik konuşmayı sürdürelim…

Bütün ulus devletler için olduğu gibi ve belki birçoğundan daha da çok, Türkiye bir çok etnisitenin kaynaşmasından oluşmuş bir sentezdir. Hangisi olursa olsun ulus devletlerin hepsi kendilerine özgü farklılıkların sentezidir. Sentezin, alaşımın olduğu yerde ortaklık boş laftır. Demokrasinin, çoğulculuğun değil,ayrılıkçılığın örtülü dile getirilmesidir.

Ulus devletleri oluşturan unsurlar birbirinden ayrılmaz mı?

Ayrılır.

Bunun koşulu, farklı etnik toplulukların farklı yerleşim yerlerinde, ekonomik bakımdan birbirine muhtaç olmaksızın, dil ve kültür düzeyleri arasında uçurum bulunmaksızın, zaten ayrı birer devlet gibi topluca yaşamakta olmalarıdır..

İspanya, Çekoslavakya, Balkan Ülkeleri, Belçika, İsviçre, bazı bakımlardan İrlanda, İskoçya için durum budur…

Sömürgelerin kurtuluş savaşları da(Mozambik-Portekiz ,Cezayir-Fransa , Kongo-Belçika vb.) yine kendine özgü konulardır…

Türkiye’de etnisiteler olgusu ne yapalım ki bütün bunların hiç birine benzemiyor…

Çözüm mü?

Çözüm, ortak vatanda değil vatanımızda, etnik sorunsalı değil ,emperyalizme, sömürüye, ekonomik eşitsizliğe; zulmün,ayrımcılığın her çeşidine karşı savaşımı yükseltmektir…

Faşist, demokrasi karşıtı bir pranga olan seçim barajı konusuna gelince…

Sadece HDP’nin değil, başta Vatan Partisi olmak üzere toplumda ciddi karşılığı olan her partinin bu engeli aşmasını elbette istiyorum…