MAYMUNLARDA  NARSİSİZM 

Son zamanlarda çok bahsedildi: Narsisistik kişilik bozukluğu olanın kendini hep dev aynalarında seyrettiğini, kendisine günde en az on beş kez, “Abi sen bi tanesin !” demeyenin kuyusunu  kazdığına inandığını, onda empatinin yani  başkalarının duygularını algılama yeteneğinin zırnığının  dahi bulunmadığını artık iyi biliyoruz.

Bu gibilere “Kabaramazsın kel Fatma, annen güzel, sen çirkin !” demenin pek yaramayacağını, duyduğunda hemen dava açacağını da öğrendik.

Neden böyleymişler? Çocukluklarında analarından, babalarından fazla dayak yemiş olmaları,  durmadan azarlanmış, aşağılanmış bulunmaları onları bu hale getirmiş: Büyüyünce de “Ben, gerçekten babamın söylediği gibi işe yaramaz bir andavallı mıyım ?” kuşkusu, içlerinde 7/24 açık kalır, birileri hemen gelip onlara bunun tersini söylemezse nöbet geçirirlermiş.

Bozukluğun çaresi bulunamamış;  mayasıldan uyuza bir çok illete iyi gelen tüm şifalı otlar denenmiş, nafile!  Böyle bozulmuşların başkalarının hayatlarını zehir ettiklerini görenler,  işi daha yakından incelemeye başlamışlar.

Genetik araştırmalar, ( cibilliyet dahil ) kalıtımsal niteliklerimizi saptayan maddelerin % 96 sını bazı maymunlarla paylaştığımızı göstermişti.

O nedenle bilim adamları, maymunları inceleyerek insanlardaki bu tür kişilik bozukluklarını anlamaya çalışmışlar:

İlk sonuçlar,  şempanzelerin arasında da narsisistiklerin  bulunduğunu yansıtmış. Maymunun da, insanın da çocukluklarında kendilerini yeryüzünün merkezi ve Süpermen sandıkları, çevrelerindekilerin tek görevlerinin kendilerine hizmet etmekten ibaret olduğuna inandıkları bir evre bulunuyormuş.

İncelemeler, bir de sonradan olma narsisistliğin var olduğunu de ortaya çıkarmış: Bazıları, erişkin yaşlarında, üstesinden gelemedikleri ağır sorunlarla karşılaştıklarında  sapıtmakta, çocukluktaki narsisistik durumlarına geri dönmektedirler: Bu koşullarda Olgu, –aynen bir çocuk gibi-  kendini beğenmişlik , bencillik sergilemeye, bu yetmezmiş gibi sağa sola saldırmaya başlarmış.

Bunun, sıradan vatandaşlara özgü olmadığını, devletin başına geçebileceklerin de böyle sapıtabileceklerini anlamış olan Osmanlıların, tahta çıkma törenlerinde, Aksaray’daki gibi giyinip kuşanmış askerlere, “Mağrur olma padişahım; senden büyük Allah var !” diye bağırtarak  bunu önlemeye çalıştıklarını biliyoruz.  

Öyleyse Osmanlılığı canlandırmak isteyenlerin “Başkanlık Sistemi” ni önerirken,  Anayasa taslağına bir madde daha eklemeleri  ve TRT fasıl heyetine, başa geçene daha çağdaş bir üslupla ve anlaması için Arapça alt yazılı Türkçe rap üslubuyla  “Kendini Einstein sanma, sen onun düdüğü bile olamazsın !” ya da buna benzer bir şey dedirtmeleri gerekir.