2015 GENÇLİĞİ VE ÖTESİ

Hayatlarının baharındalar ancak geleceğe ilişkin beklentileri neredeyse yok… Kiminin elinde bir diploma, kiminde o bile yok. 
Diplomasızlar genelde vasıfsız işçi, kadrolu. Torpilli iş bulabilen bir yere kapağı atıyor, kalanı, daha doğrusu büyük çoğunluğu taşeron… Diplomalıların işi de kolay değil. Çünkü çoğu diploma sadece çerçevelik, içi boş…

Başvurduğu işveren bir iki sorudan sonra anlıyor, aslında hiçbir şey öğrenmemiş olduğunu, kibarca kapıyı gösteriyor. 

Beriki “ben üniversite mezunuyum” deyip, karşısına çıkan diğer işleri beğenmiyor, “mühendis adam, teknisyen mi olur?” diyerek… Ya da üç kuruş ücrete tam bir kölelik ve sömürü çarkı içine kaptırıyor kendini… 
Türkiye’nin gençliğinden bahsediyorum… 77 milyon Türkiye nüfusunun yüzde 16.6’sını oluşturan 13 milyona yakın bir kitleden…

2014 TÜİK verilerine göre bu gençlerin yüzde 17.9’u işsiz. Tabii bunlar resmi rakamlar. Eğitimli genç işsiz oranı ise yüzde 30’lara ulaşmış durumda. 
Sorun sadece işsizlik değil, eğitimin kalitesinden, boş zamanlarını nasıl değerlendirdiklerine, geleceğe ilişkin beklentilerine, yaşamlarından mutlu olup olmadıklarına kadar pek çok konuda tablo hayli karanlık… 19 Mayıs’ı gençlik bayramı olarak kutluyoruz, ancak gençlerin önüne asla bir vizyon koyamıyoruz. 
12 yıl önce AKP ilk iktidara geldiğinde ilkokula yeni başlayan bir çocuk bugün 19 yaşında bir genç… 


12 yıl boyunca tek başına iktidar olan bir partinin şekillendirdiği bir gençlik bu. Önce bunu saptayalım, ötesi yok… 


Bir örnek… Seçim gözlemleri için gittiğim Uşak ve Kütahya’dan… Emin olun ki diğer iller de çok farklı değil…

Sokakta gençlerle, öğrencilerle konuşmaya çalıştım. Lise öğrencileri, üniversiteliler, lokanta ya da büfe gibi yerlerde çalışanlar ya da sokaklarda volta atanlar… Kızlar, erkekler… İstisnasız hepsi de ilk fırsat bulduklarında yaşadıkları kenti terk etmek arzusunda… Neden diye sorduğumda “sıkıcı, fazla yapacak şey yok, istediğim iş burada yok, büyük kentte alternatif daha fazla” yanıtını alıyorum. 
Her ile bir üniversite, o kente bir canlılık, hareket getirmesi açısından iyi… Gençlerin kabuklarından çıkmaları açısından önemli, kesinlikle reddetmiyorum. Ama yeterli değil. 


Uşak gençlerde uyuşturucu kullanımı ve intihar oranlarının yüksek olduğu bir kent. Peki neden? Kırsaldan yoğun göçün bunda etkisi ne? 
Varoşlara yerleşen ailelerin çocukları bunların çoğu. Düzgün bir eğitim alamamışlar… 


Konuştuğum bir eğitimci, sistemin korkunç şekilde tıkandığını belirterek 
“En iyi eğitim fen liselerinde, hadi bunlara bir iki koleji de katın, ki mevcut öğrencilerin sadece yüzde 20’sini kapsar; geri kalanı diğer liselere mecbur. Başka alternatif yok ve mezun olunca bir şey olamayacaklarının farkındalar” diyor. 
Bir muhtarla konuşuyorum. İyi gözlem ve tahlil yapan biri. “Evet kentlerde üniversite var ama gençlere yönelik tek yatırım bina. Herkes gelen öğrencilere ev kiralama ya da onlar için yeni konutlar inşa etme ve buradan para kazanma derdinde” diye anlatıyor. 
Sonuç, okulda ve iş hayatında istediğini bulamayan bir genç kitle. 
Kendilerini boşlukta hisseden… Hal böyle olunca kimi din ya da aşırı milliyetçilik çengeline takılıyor, kimi uyuşturucuya…