DÖRT PARTİ, KADINLAR VE YALANLAR

Giderek daha fazla şiddete maruz kalıyorlar, daha çok evin içine itiliyorlar, daha çok işsiz kalıyorlar… Bu toplumun kadınlarından bahsediyorum. Çocuk gelinlerinden, kadınlar üzerine yürütülen siyasetlerden, 3 çocuk politikasından, kadını ve kadın haklarının “birey” yerine annelik ve aile üzerinden kurgulanmasından… Bu ülkenin en temel sorunlarından biri kadın sorunu.


Türkiye’yi 2020’ye taşıyacak seçimlere sayılı günler kala siyasi partilerin, bu ülkenin yarısını yani 36 milyon kadının yaşamlarını iyileştirmeye yönelik politikaları, vaatleri neler peki? 


15 ilden 31 kadın örgütünün üyesi olduğu Kadın Emeği ve İstihdamı Girişimi Platformu (KEİG) başarılı bir çalışma yaparak Meclis’teki 4 partinin AKP, CHP, MHP ve HDP’nin, seçim beyannamelerini kadın emeği ve istihdamı açısından değerlendirdi. KEİG’in saptamalarını kendi yorumlarımı da katarak özetlemek istiyorum.


AKP ve MHP’nin buluştuğu nokta aslında şaşırtıcı değil. Her iki partide bu konudaki seçim vaatleri kadını değil, aileyi esas alan vaatler. 


12 yıllık AKP iktidarının temel hedeflerinden biri “ailenin güçlendirilmesi ve dinamik nüfus yapısının korunması” oldu ve kadın da bu bağlamda ailenin sürdürülebilmesinden sorumlu tutuldu. Aynı politikaların önümüzdeki seçimlerde de devam edeceği anlaşılıyor. 


AKP kadın istihdamını daha çok kadın girişimciliği üzerinden kurguluyor. Kadın istihdamının artırılmasının mesleki eğitimlerin verilmesi ve girişimcilik teşviki sağlanacağı belirtiliyor. Ve yarı zamanlı çalışma özendiriliyor. Kreş konusu aslında kadın istihdamının en can alıcı noktalarından biri ve AKP, bu konuda devletin sorumluluğunun “teşvik” etmek ile sınırlandırılmasında ısrarlı. Ancak özellikle son yıllarda camilerin avlularında kreşler açıldığını iyi biliyorum. O zaman bunun hangi kurumun bütçesi ile gerçekleştiğini sormak zorundayım. 


Diyanet “okulöncesi din eğitimi” için kreşler açıyor her yerde. Kadınları camilere, dini sohbetlere çekebilmek için çocukları için kreş kolaylığı sağlanabiliyor da çalışabilmeleri için neden yapılmıyor? 


MHP’ye gelince, onun da seçim beyannamesinde “kadın, çocuk ve aile” başlığı altında öncelikli vurgu aile birliğinin korunması. Aynı başlık altında toplumsal cinsiyet eşitliğinin politikalara yerleştirileceği belirtiliyor ancak nasıl sağlanacağına ilişkin veri olmaması bu konunun öylesine beyannameye yerleştirildiği izlenimini doğuruyor. Keza KEİG’in vurgu yaptığı gibi, kadınlarla ilgili bölümde “evlerdeki eski eşyaların teknolojik ürünlerle yenilen- mesine vergi kolaylığı ve teşvik getirileceği” vaadi de kadının evin içinde kalmasını ancak hayatının teknoloji ile kolaylaştırılmasını öngören politikalar olarak karşımızda.


Aslında hem AKP hem de MHP’nin kadınlara yönelik vaatleri, toplumun muhafazakâr yapısı içinde zaten kendilerine ev dışında fazla bir şans tanımayan kadınlara, aynı yaşam tarzlarını biraz daha teknolojik, parasal açıdan biraz daha kolaylaştırıcı hale getirmesi açısından sempatik geleceğini söyleyebilirim. Eminim ki kadın sohbetlerinde bu vurgu da sıklıkla yapılıyordur… 


Gelelim CHP ve HDP’nin kadın politikalarına… Her iki parti de Türkiye’de sosyal bir dönüşüm yaşanmasını kendi seçim politikalarına doğrudan yerleştirdikleri için kadınlara ilişkin vaatler de bu dönüşüme yönelik. Kadın-erkek eşitliğinin yaşamın her alanında sağlanması ve kadın hakları ön planda. Keza, kadının ekonomik bağımsızlığına yönelik politikalar geliştirmek. Bunun için öncelikle toplumsal cinsiyete duyarlı bütçeleme ve kamu kaynaklarının hakça dağılımının sağlanması gerekliliğine her iki parti de değiniyor.

Her iki parti de haneiçi bakım yükünün kadınlar üzerinde olduğunun farkında ve bunu azaltacak uygulamaları devreye sokma niyetinde. Örneğin kreş ve engelli bakım sorunu. Bunun için gündüz bakım ve evde bakım hizmetlerinin “ücretsiz, kurumsal ve nitelikli” sunulacağı vaat ediliyor. HDP yeni anayasa başlığı altında “tüm kadınların, ev içi emeğini de gözeten sosyal güvenlik haklarının sağlanması” maddesini eklemiş. 
Her ne kadar eksiklikler olsa da hem CHP hem de HDP, toplumu “tek kanatlı” olmaktan kurtaracak politikaları içselleştirmeye soyunmuşlar.


Keşke bir CHP-HDP koalisyonu gerçekleşebiliyor olsaydı. Bunun gerçekleşmesinin hem konjonktürel hem de aritmetik olarak mümkün olmadığını biliyorum. Ama hayal bu ya… Türkiye önemli bir eşiği atlayabilirdi… Keşke olabilseydi…