MERCEDES-KURAN KARDEŞLİĞİNDE SEÇİM

Nasıl bir ortamda, hangi duygu ve düşüncelerle seçime gidiyoruz? Bu sorunun yanıtı çok çok acı. İnsanı delirtecek, kahredecek kadar acı.

Bu korkunç acının kaynağında bir adamın, "Ben ben, illaki Ben" tutkusu, doymayan iştahı, dinmeyen kini ve "ya istediğim olmazsa" korkusu var…

Ve koskoca bir ülke bu korkuya mahkum edilmiş halde şu seçim bir an önce olsa da kurtulsak diye bekliyoruz…

En kısadan ve en açık seçik belirtmem gerekirse… Önem sırasına aldırış etmeden sıralıyorum:

  • Devletin tüm olanaklarının iktidar partisinin emrine verildiği…
  • Haber alma özgürlüğünün ortadan kaldırıldığı…
  • Gerçeği açıklayanların “terörist” ya da “casus ilan edildiği…
  • Cumhurbaşkanının "Tarafsızım" dedikten sonra tüm muhalefet partilerine hakaret edip öfke kustuğu…
  • Bir an sonra taraf değiştirip "elbet tarafım" deyip, kendinisini “millet” tüm muhalifleri “düşman” ilan ettiği …
  • Başka hiç bir parti ye ve parti başkanına tanınmayan saatler ve süreler televizyonlarda AKP lideri Erdoğan’a verildiği….

Ve RTÜK’ün buna seyirci kaldığı…

  • Başka hiç bir parti ve parti liderine ayrılmayan miting alanlarının ve belediye araçlarının iktidara verildiği…
  • Meydanlara kuran-ı kerim sallayarak, dindarlık pazarlığına, kim kimden daha dindar yarışına girdiği…
  • Yüksek Seçim Kurulu’nun görevini yerine getirmediği…
  • Anayasa’nın sürekli ihlal edildiği…
  • Yargı kararlarının , bu arada Danıştay kararlarının yok sayıldığı. (Bakınız: Kaçak Saray Danıştay kararı)
  • İktidarın suçlarını ve yalanlarını göz önüne serenlerin, hükümeti eleştirenlerin tehdit edildiği…
  • Muhalif partilere saldırılar düzenlendiği…
  • İş adamlarını, iş dünyasının önde gelenlerini bir araya toplayıp tümüne ayar verildiği… (Ayar vermek / eleştirmek/ tehdit etmek… Seçim size kalmış)
  • Açılmış tesisleri yeniden ve yeniden açarak milletin aptal yerine konulduğu…
  • Yalnız tesis, fabrika açılışlarında değil, her fırsatta , her konuşmada seçmenlerin ve seçmen olmayanların aptal yerine, geri zekalı yerine konduğu…
  • Söylenen her yalana inanmamızın beklendiği…
  • Hırsızın değil, “Hırsız var” diyenin suçlandığı, cezalandırıldığı…
  • Milletin yarısının , oyların çalınacağından kuşku duyduğu…
  • Seçimde bir sahtekarlık yapılacağından, trafoya kedi gireceğinden, sandıkların kaybolup yakılacağından korkulduğu… bir seçime gidiyoruz….

Haydi Hayırlısı.

Siz buna demokratik seçim mi diyorsunuz? Yüzde 10 barajı bir yandan, bütün bu saydıklarım ve daha sayamadıklarım öte yandan….

Bu seçim elbet demokratik falan değil. Buna olsa olsa "Mercedes-Kuran-ı Kerim kardeşliğinde Seçim" denebilir…
Ama yine de oy vermekle kalmayıp, oylarımıza sahip çıkacağız.

Hatırlatayım: OY ve Ötesi’nin hala tüm Türkiye çapında, oyları korumak için gönüllülere ihtiyacı var. Yani size, hepimize…