SONRAKİ GÜN

Türkiye Cumhuriyet tarihinin en önemli seçimleri olarak kabul edilen 7 Haziran 2015 Milletvekili Genel Seçimlerini “hayırlısıyla” geride bıraktık. Böylelikle bir seçim daha bitti. Geçen yıl da seçimler yapıldı. 30 Mart 2014’te Yerel Seçimler, 10 Ağustos’ta de Cumhurbaşkanlığı seçimleri için vatandaşlar sandığa gittiler.

Bu kadar çok seçim yapıldığına göre şöyle denilebilir:

-Çok seçim yapıldığına göre, demek ki bu ülkede demokrasi var!

Acaba öyle mi?

Demokrasiyi sandığa oy atmaya indirgeyen çoğunluk partisinin liderinin akıl fikir ötesi bir ölçüsü var:

-Ben en çok oyu alıyorum!

-Eeee?

-Eee’si şu; hepinizin ağzına edebilirim!

Eğer “demokrasinin zararlı yanları” başlıkla bir tez hazırlayacak seçkinci bir akademisyen olsaydı, Tayyip Erdoğan’ın siyasi gelişimi onun için bereketli kaynak oluştururdu.

Üstadın geçmişte söyledikleriyle, iş başına geldikten sonra yaptıkları arasında bütün açılar 180 dereceye tekabül ediyor.

Tarafsız olması gereken makama seçilmesi bile onu dizginleyemedi. Bütün kuralları, Anayasal ve yasal düzenlemeleri hiçe sayabiliyor. Kendisini tamamen günlük akışın içinde kaybedip gidebiliyor.

Mesela Cumhuriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Can Dündar’ın yayınladığı MİT TIR’ları fotoğrafları için öylesine kızdı ki, kafasının içini bir anda boşaltıverdi:

-Elimden kurtulamayacak! dedi.

Eskiden böylesi durumlarda güç sahibi olanlar “yasalardan kendisini kurtaramayacak” falan gibi şeyler söylerlerdi.

Bunun hiç böyle bir derdi yok. Kendisini ülke yerine koymuş gidiyor.

Sandıklar sadece siyasi partilerin aldığı oyları göstermiyor. RTE’nin toplumda artık ne derece kabul gördüğünü de gözler önüne seriyor!

Kürtlerin Seçimi

 
Halkların Demokratik Partisi HDP 7 Haziran 2015’in en dezavantajlı partisiydi. Parlamentoda Grubu var. Ama onlar bağımsız olarak seçildikleri için, Hazine Yardımı alamadılar. Dolayısıyla bütün seçim giderleri kendileri karşıladılar.

İktidar partisinin “çapraz ateşi” altında kaldılar. Bir yandan Başbakan Ahmet Davutoğlu, diğer yandan “sözde tarafsız” cumhurbaşkanı RTE, her gün yaptıkları mitinglerde HDP ve onun Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ı ağır dille suçlayan konuşmalar yaptılar.

Dille yapılan saldırılar yeterli görülmedi ki, HDP’nin en görkemli mitingi olacak olan Diyarbakır toplantısı bombalandı!

Bunu Hükümet bizzat yapmadı! Bunu biliyoruz. Ancak eski deneyimlerden de aklımızda olan “karanlık güçler” senaryosu uygulandı.

“Karanlık güçler” kod adlı bütün eylemlerin devletin içindeki birimler tarafından planlanıp, kendi kontrollerindeki elamanları tarafından yapıldığı pratik bir gerçektir.

HDP ile “terör” arasında bir bağ kurulmasına yönelik tuzak…

HDP yönetimi en ağır görevi üstlenerek “tepkileri” önlemeyi yeğledi.

Neden?

Yarın seçim var. Bize kurulan tuzaklara düşmemeliyiz!

Sağduyu mu istiyorsun? Kürtleri buyur edin!

Peki devletin sağduyusu ne olacak? Onu da Diyarbakır Valiliği birkaç gün önce kendine bağlı kurumlar aracılığıyla ilgili yerlere gönderdiği talimatlarda ortaya çıktı:

-Hastanelerin acil servislerinde yeterli yer var mı?

Ne olacak?

Belki bir terör eylemi falan olur da… Çok yaralı getirilirse…

Karanlık Güçler, işte bu kadar gün ışığında çalışmalarını sürdürebiliyorlar.

Genel olarak bakınca ortaya çıkıyor ki, 7 Haziran 2015:

-Kürtlerin Seçimi olarak da tarihe geçecektir!