BİR RÜYA GÖRDÜM…

Dün gece müthiş bir rüya gördüm. Korkunçtu. Dehşetti. Kabustu… Muhteşemdi. Harikuladeydi. İnanılmayacak kadar güzeldi… İkisi arasında gidip geliyordum. Kah bulutların üzerine çıkıyor,çıkıyor, çıkıyordum; kah dipsiz kuyuların en dibine yuvarlanıyor, yuvarlanıyor, yuvarlanıyordum…

Sabah kan ter içinde uyandım. Rüyalar genellikle anımsanmaz. Hemen yazarsan rüyanı, ancak o zaman unutmazmışsın. Ben de yazmaya koyuldum.

SAYIM SUYUM YOK

Ülkenin tüm camilerin minarelerinden, cızırtılı hoparlörlerden bir ses haykır, haykır, haykırıyordu "Sayım suyum yoooook! Sayım suyum yoooook!"

Benim bildiğim minarelerden ezan okunurdu. (Artık minarelerden değil, Batı icadı aygıttan geliyor ibadet çağrısı, ama olsun.) "Sayım suyum yok!" nereden çıktı?! Çocuklar oynarken söyler bu lafı. Yani oyun sayılmaz, oyun geçersiz .

Minarelerden sonra, tüm okullardan, dağlardan, taşlardan, ayni ses haykırmaya başladı: "Sayım suyum yooook! Eyyy sen! Doğru seçime!" Ülkenin kaçak ya da kaçak olmayan tüm saraylarından, köşklerin ayni ses " Bu sayılmaz! Baştan Seçim! Erken seçim! Yine seçim! "

Ve biz ayağımızda prangalar, kuyruklara giriyor yeniden sandık başına gidiyoruz. Oylar sayılıyor. Sonuç ayni.

Tam seviniyoruz. O ses "Sayım suyum yoooook!"…

Yeniden sandığa gidiyoruz. Sonuç ayni…

Tanrım hiç bitmiyor. Ha bire yeniden seçim… Biz ihtiyarladık, çocuklarımız ihtiyarladı… O ses hala bağırıyor: "Sayım suyum yooook"

İmdaaat! Uyanmak istiyorum!

ÇANAK ÇÖMLEK PATLADI

Ama durun daha ilk "Sayım suyum yok" nidasında, Gezi’dekiler ortaya çıkıp "Çanak çömlek patladı! Çanak çömlek patladı!" diye dikildiler o sesin karşısına!

Bakmayın kimileri "çanak çömlek" deyince sadece yer altında işe yaramaz sadece gökdelenlere, yollara, engel olan " ıvır zıvırı" kasteder , onu kültür mirası olduğunu bilmez ama , çocukluğunda saklambaç oynayanlar bilir ki, "çanak çömlek patladı" demek biz kazandık demektir. Senin "sayım suyum yok"un geçersiz demektir. Oyunun kurallarına uymak zorundasın demektir.

Rüyamda gökkuşağının tüm renkleri bir arada… Artık hiç bir şey ayni olmayacak…

Hayır, hayır bu renkler kırmızı çizgi, mavi çizgi değil sınır koymak ayrıştırmak için değil, bir arada ne yapabiliriz diye düşünüp konuşan renkler.

Parlamenter rejimin sağlığı için… Yolsuzlukla mücadele için… Yeniden hukuk sistemini kurabilmek için… Eğitimi çıktığı raydan kurtarmak için… Kadınlara yönelik karşı devrimi durdurmak için… Seçim barajını yıkmak için… 12 Elül faşist mirasa artık yeter demek için…

Muhalefetteki üç parti elele vermiş ayrıldıkları değil, birleştikleri noktaları konuşuyor… Tanrım bu rüya hiç bitmesin, hiç bitmesin…

KARABASAN ve HAYALLER

Bütün gece karabasan ile hayaller arasında gidip geliyorum.

O Ses "Bana gel" diyor "Bana katıl, bana el ver!".

Bana gel demek kaçak saraya, ayakkabı kutularına, evdeki kasalara gel demek. Tır’ları, İŞİD’i , Roboski’yi , Gezi’de öldürülen çocukları unut demek. Yolsuzluğun, yalanın, talanın, soygunun üstünü ört demek… İmdaat uyanmak istiyorum!

Hayır, her konuda anlaşamayacaklarını rüyada bile olsam biliyorum. Ama artık öldürmemek üzerine… BU ülkedeki toplu cinayetler, katliamdan farksız iş kazaları üzerine … Faili meçhulleri sonlandırmak için … İşsizliğe çare aramak için anlaşabilirler…

Suçlularla işbirliği yapmama konusunda anlaşabilirler… Kadınları , anneleri düşünüp anlaşabilirler…

Arayı soğutmadan… Bu fırsatı kaçırmadan… Sorumluluklarını hatırlayarak… O tek haykıran sese değil de milletin sesine kulak vererek… Gerçekleştirebilirler bu hayali…

Amma da rüyaydı!