‘DEMOKRASİNİN BABASI!’

Türkiye’de iktidardan düştükten sonra, yeniden iktidara gelme başarısını en göstermiş olan Türk Sağının simgesi Süleyman Demirel öldü. Eğer sosyal medya olmasaydı, bugün onun hakkında hep “iyi” metinler okuyacaktık!

Çünkü gelenektir, ölünün arkasından kötü konuşulmaz!

17 Haziran 2015 sabahı (dün) “Demirel öldü” haberi internet sitelerine, televizyonlara, sosyal medya takipçilerine ulaştığında başsağlığı mesajlarıyla birlikte anında “tepkiler” de bir anda yükseliverdi.

Örneğin Demirel’i yakından izlemiş bir muhabir olarak “onunla ilgili bir yazı farz oldu” dediğimde hemen bilgi notları, istekler gelmeye başladı:

-Denizlerin idamlarına oy verme hikayesini yazın!

Bir başkası “Bana sağcılar cinayet işliyor dedirtemezsiniz” dediğini de yazmam öneriliyordu.

Demirel’in iyi yanlarını da ıskalamak olmazdı. Örneğin Uğur Dündar şöyle dedi:

“Rahmetli Demirel ve kardeşleri hakkında sayısız yolsuzluk haberi yaptım. Hiç birine dava açmadı!”

Rahmetli gerçekten de öyle biriydi. Dava açmazdı, işine gücüne bakardı:

-Sen haberini yap, ben de yolsuzluğumu!

Tabii böyle bir şey söylemedi. Ama buna çok yakın atasözü değerinde demeçleri vardı:

-Aç ve açıkta kalan bizden değildir!..

Ama olgunluk çağında bile yeterli politik olgunluğa eriştiğini söylemek kolay değildi.

1972’de 48 yaşında ve 11 yıllık bir politikacı olarak Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ın idamı için Adalet Partisi Grubunun en önünde elini kaldırdığında gururla arka sıralara bakıyordu.

-Acaba elini kaldırmayan var mı? diye..

Aradan iki üç yıl geçti. Yeğeni Yahya Demirel Karadeniz Ereğlisi’nden mobilya ihraç ediyorum diye atık ahşap ve sunta plakalarını gemilere yüklemişti. Türkiye “Hayali İhracat” ile bu sayede tanıştı. Uğur Mumcu ve Altan Öymen bu olayı “Mobilya Yolsuzluğu” adıyla kitaplaştırdılar.

Meclis’te önergeler verildi, ateşli tartışmalar yaşandı. Demirel olayı kendine özgü bir masumiyet-mağduriyet ile şöyle izah etti:

-25 yaşında bir çocukla uğraşıyorlar!

Bunu söylerken Deniz, Yusuf’un 25, Hüseyin’in ise 23 yaşında onun oyu ile idam edildiğini hiç aklına getirmedi!

1978’de Kahraman Maraş katliamı sırasında muhalefetteydi. Katillerin siyasi renkleri belli olmuştu. Gazeteciler bu konuda onu çok sıkıştırdılar. Bunalmak üzereydi, en fevri halini o gün gösterdi:  

-Bana sağcılar cinayet işliyor dedirtemezsiniz!

Solcular asan, ama sağcıların cinayet işleme haklarına toz kondurmayan “büyük bir demokrat” olarak tarihe geçti! Özellikle 12 Eylül 1980’den sonra yürüttüğü demokrasi mücadelesi hafızalarda yer etti:

-Kendim için bir şey istiyorsam namerdim! diyerek her şeyi aldı. Başbakan oldu,
Cumhurbaşkanlığına yükseldi, 5 yıl daha istedi, bir tek o kısmet olmadı.

Bu mücadele sürecinde sıklıkla “demokrasi” dediği için taraftarları aşağıdaki ismi taktılar:

-Demokrasinin Babası!

Eğer Tayyip Erdoğan siyasete girip başbakan-cumhurbaşkanı olmasaydı, Türkiye’de yaşayanların çok büyük bir çoğunluğu Süleyman Demirel’i “kötü politikacı” olarak belleyeceklerdi!
  
Hakaret Davaları
 
Today’s Zaman gazetesinin Genel yayın Yönetmeni Bülent Keneş, Cumhurbaşkanına hakaret ettiği gerekçesiyle 1 yıl 9 ay hapis cezasına mahkum edildi.

Keneş yazdığı bir twitter mesajında içinde “rezil” kelimesi geçtiği için bu cezaya çarptırıldı. Bu sıfat için gösterilen biri de yok. Mahkeme Erdoğan’ın avukatının talebi doğrultusunda böyle yorumlamış!

Keşke savunma Murathan Mungan’dan bilirkişi raporu isteseydi:

“Türkiye’de her şey olabilirsiniz/Asla rezil olamazsınız!”

Eski bir fıkradır. Tek parti döneminin son yıllarında Kumkapı’da kafayı çekenlerden biri yeterdi kıvama gelince işbaşındaki hükümete küfür savuruyor. İspiyoncular hemen karakola durumu yetiştiriyorlar.

Akşamcı anında gözaltına alınıyor. Başkomiser soruyor:

-Niye hükümete küfür ettin?

-Valla efendim ben bizim hükümeti kastederek küfür etmedim!

-Hangi hükümete küfür ettin?

-Patagonya’nın hükümetine…

-Hadi oradan ulan; biz hangi hükümete küfür edileceğini bilmiyor muyuz?