HANGİ AKP?

7 haziran seçimleri sonrasında koalisyon tartışmaları bütün hızıyla sürüyor.

Cumhurbaşkanı en fazla oyu alan partinin genel başkanına hükümeti kurma görevini verdiği anda, erken seçim için zorunlu olan süre de işlemeye başlayacak.

Türkiye’nin çıkarları açısından hiçbir soruna çözüm getirmeyecek, ama Tayyip Bey’in kendi çıkarlarına hizmet edeceğini düşündüğü erken seçimin önlenmesi için bir koalisyonun kurulması şart.

Kabaca iki tür koalisyon söz konusu olabilir: AKP li koalisyon, AKP siz koalisyon.

AKP seçimlerden uzak ara farkla birinci parti çıktığına göre, toplumsal ve siyasal destek açısından AKP li bir koalisyonun en akla yakın çözüm olduğu açık.

Hele hele Türkiye’nin karşı karşıya olduğu sosyal ekonomik ve politik sorunlar göz önünde bulundurulduğunda, yeni anayasa yapmaktan, yeni ortadoğu politkasının oluşturulmasına, eğitim reformundan yargının gerçekten işlerliğe kavuşturulmasına, kuvvetler ayrılığı ilkesinin gerçek bir şekilde yaşama geçirilmesine kadar her alanda yeniden yapılanmayı öngören bir restorasyon hamlesini, ulusal mutabakat çerçevesinde gerçekleştirecek bir ulusal koalisyonda, diğer üç parti gibi AKP’nin de yer alması temelin sağlamlığı bakımından çok iyi olacaktır.

Ama, AKP’nin istikrar ile istibdadı birbirine karıştıran, Tayyip damgalı görüşü koalisyonlarda yer almasını engelliyor.

***

AKP’nin kendi kafa yapısı hem koalisyon uzlaşmasını kaldırmadığı için engel oluşturuyor, hem de öbür partilerin bu AKP ile işbirliği yapmak istememelerinden koalisyon formülleri içinde yer alamıyor.

Olayların tam bu noktada düğümlendiği sırada, Ahmet Sever’in Abdullah Gül ile 12 yıl adlı kitabı piyasaya çıktı.

Bu çok önemli kitabın içinde yer alan bir çok husus bu kadar açıklıkla dile getrilmese bile biliniyordu.

Ama, kitabın , Abdullah Gül tarafından okunduğu ve gerekli düzeltmelerin de yapıldığı açıklandığına göre, şimdiye kadar kesin kabul edilmeyen hususların da kesnlik kazandığı söylenebilir.

Kesinlik kazanan nedir?
Kesinlik kazanan AKP içinde Tayyip Erdoğan zihniyetinin tek seçenek olmadığıdır.

Tayyip Bey’in Abdullah Gül’ün önünü kesmek için ne tezgahlar düzenlediği zaten herkesin bildiği bir husustu.Ve Abdullah Gül ile Tayyip Erdoğan’ın aralarında seçim ertesinde bir hesaplaşmanın su yüzüne çıkması herkes tarafından da beklenmekteydi.

7 haziran seçimlerinin ertesinde, Gül açısından bu hesaplaşmanın en elverişli anının geldiği izlenimi egemendir.

Sayın Gül’ün böyle düşünüp düşünmediğini ise yapacağı hamleler belli edecek.

***

Gül’ün siyasete yeniden dönmesi ve AKP içinde ağırlığını koymasıyla birlikte AKP içinde dengeler değişebilecektir.

Tayyip Erdoğan imajına sıkı sıkıya yapışmış bir AKP döneminin sona erdirilmesi niyetlerinin belirtileri orada burada uç vermeye başlamıştır.

Davutoğlu’nun seçmenin Başkanlık rejimi tartışmasını sonlandırdığı yolundaki sözleri, Bülent Arınç’ın Cumhurbaşkannın seçim kampanyasına ağırlığını koymasının faydalı olup olmadığı sorusuna verdiği manidar yanıt hep bu çerçeve içinde ele alınması gereken hususlardır.

Şimdi Abdullah Gül’ün ağırlığının da eklenmesiyle, AKP içindeki dengelerin, sandığın da gösterdiği doğrultuda değismesi gündemdedir.

Bu değişimiin ne kadar olası ve gerçekleşebilir olduğu önümüzdeki günlerde belli olacaktır.

AKP çevresinde dolanan koalisyon tartışmaları da o zaman daha netlik kazanacaktır.

Başka bir deyişle, “AKP ile herhangi bir koalisyon mümkün mü?”sorusunun yanıtı şu soruya bağlı olarak verilebilecektir.

-Hangi AKP ile?