ORUCUN HİKMETİ, NİYETİN KIYMETİ

İnsanlar, tüm dinlerde ve tüm zamanlarda temizlenmek, iradelerini güçlendirmek, arzularını gemlemek ya da kendilerini bağışlatmak için oruç tutmuşlardır.

Pagan kahinler, gaipten haber almak için oruç tutarlardı. Rahip ve rahibeler, kutsal düşler görmek için…

Bazen, öfkelenen tanrıları yatıştırmak ya da merhametini, cömertliğini sağlamak için oruç tutulurdu.

Tunguz şamanları, rüyalarında ölmüş kişilerin ruhlarıyla konuşmak için oruç tutarlar, hala.

Budist rahipleri düzenli aralıklarla oruçludurlar. Hindular keza…

Mahatma Gandhi, sonunda açlık grevine dönüşen bitmek bilmez oruçlarıyla Hindistan’ı bağımsızlığına kavuşturmuştur!

Oruç, ruhani anlamda daima söz, bazen de uyku ve cinsellik kısıtlamasını da içerir.

Çok tanrılı dinlerde vardır, ama tek tanrılı dinlerde inziva ve tefekkürle iç içe geçmiş, inancın « nefis terbiyesi »ni oluşturmakta apayrı bir önem kazanmıştır.

***

Evrensel üç büyük dinden ilki olup diğerlerine kaynak sağlayan Yahudilikte; Musa peygamber Tanrı’yla konuştuğu Sina Dağı’ndan oruç tutup dua ettiği kırk gün, kırk gecenin sonunda On Emir’in yazıldığı kutsal taş levhalarla iner.

Özellikle ilk çağlarında Yahudiliğin « evrimsel » bir devamından ibaret Hıristiyanlıkta Tanrı’nın oğlu kabul edilen İsa’nın kutsal görevi, Yehuda çölünde şeytanla sınandığı ve kırk gün kırk gece tuttuğu oruçla başlar…

İslam alemi, Muhammed peygambere ilk vahiy bir Ramazan gecesi (Kadir Gecesi) Nur Dağı’nda inzivaya çekildiği Hira mağarasında indiği için Ramazan ayı boyunca oruç tutar.

Ve istisnasız tüm dinlerde oruçlu mümine, içini ve dışını temizlemesi, güleryüzlü ve iyi niyetli olması emredilmiştir.

Oruç, iman edenin iman ettiği tanrıya akıl, vücut ve vicdan temizliğiyle yaklaşmak niyetinden başka bir amaç taşımaz.

Tam da bu yüzdendir ki Sünni Müslümanlar, « oruçluyum » yerine « niyetliyim » de derler.

Dolayısıyla Ramazan orucu tutanların, yemek içmek kısıtlamasından önce, tepeden tırnağa « iyi niyetli » olmaları farzdır!

***

Şimdi sorarım size: Oruç tutmayan hakkında kötü düşünmek, «iyi » niyet midir?

Baskının, zorlamanın, tehditin ve şiddetin « iyi » niyette yeri olabilir mi?

Bu soruları sokakta sakız çiğneyen ya da sigara içen « niyetsizleri » çevirip tehdit eden « niyetlilere » soracak olursanız, herşeyden önce ne dediğinizi anlamayacaktır! Üstüne gider ve davranışının kötü, dolayısıyla Allah’a yakınlaşmak için tuttuğu « iyi » niyet orucuna yakışmadığını söylerseniz; Allah aşkına sizi de döver!

Ramazanın ilk günü TV dizisinin çekildiği seti basan, oyunculara «niyetsiz » diye mermer parçaları fırlatıp ana avrat küfreden niyetlilere ise soru bile sorulmaz. Çünkü öldürürler.

Onlar, hastalıklı kafalarında şeytanın sureti gördükleri kişileri taşlamakta ve şeytana küfretmektedirler. Şeytana saldırmak da sevaptır. Hele Ramazan ayında. Dolayısıyla « iyi » niyetlerinden kuşku duymazlar, duyanı da hacamat ederler.

Öylesine « iyi » niyetlilerdir ki, kaçındıkları kötülükler, niyetlerini yani oruçlarını bozacak düşünce ve davranışlardan ibarettir.

Her Ramazan ayında, niyet bozan kötülüklerin envanterini çıkarır, hatta aynı envanteri tekrar tekrar çıkarmaktan müthiş zevk alırlar. Teknolojik gelişmelere göre, envantere yeni bir « niyet bozukluğu » eklediklerinde ise değmeyin keyiflerine…

***

Nedense, orucu bozan kötülükler nerede aranırsa aransın, şeytanın niyetlinin niyetini sınadığı ve nefsini dürtüklediği merkez üs, belden aşağısıdır.

« Makattan veya kadınların önden fitil kullanması, denize girince veya guslederken makattan su girmesi, makata konan pamuğun veya başka şeyin hepsinin içeri girmesi, lavman yaptırmak, yaş parmağı ön veya arka tarafa sokmak, makattan ve vajinadan fitil kullanmak, mastürbasyon yapmak »; velhasılı «Yaradılışta bulunan deliklerden içeri giren şey, gıda ve deva olmasa bile » niyeti bozar.

Ama niyetli olmayana ihtar, taciz ve saldırıyla sevaba giren bazı müminlerin, Allah’a hoş görünmek niyetiyle tuttukları orucu bozacak kötülüklerden salt vücut deliklerini koruduklarını söylemek haksızlık olur!

Olayın bir de düşünce boyutu var ve onlar, zihinlerini de temiz tutmak için şeytanın vücut deliklerini çelebilecek tahrikleriyle de mücadele halindeler.

Ve kabul etmek gerekir ki, annesinin diz kapağından bile tahrik olanlar için zor bir mücadele bu!

***

Nüfusun yarısı kadın. Tepeden tırnağa çarşafa bürüneni bile yolda yürüyor, kalçası oynuyor. Otobüse biniyor, kolunu kaldırıp türbanını düzeltiyor, koku salıyor. Konuşuyor, sesi kulağa hoş gelip nefsi oynatıyor.

Şıngır şıngır kahkaha atan edepsiz bir kadınla imtihan edilen niyetlinin, aklına düşmez mi şeytani bir delik?

Nasıl bulanmaz düşüncesi, nasıl koruyabilir « iyi » niyetini, nasıl gemleyebilir bunca tahrik altındaki nefsini?

Elbette tahrik olduğuna sözle, eylemle saldıracak.

Allah’a, yoluna çıkan şeytana uymadığını kanıtlayacak.

Yoksa niyeti bozulur. Tuttuğu oruç heba olur.

Diyorlar ki İslam dini hoşgörü ve barış dinidir. Allah’la kul arasına girmez. Kur’an en tayyip kitaptır. Kabul etmeyeni zorla kabule zorlamaz. Bütün bunlar doğrudur.

Zaten herkes Müslüman, tercihen Arap, olmadı Sünni ve Kur’anın tüm vecibelerini eksiksiz yerine getirmekle yükümlü olsa; tüm kadınlar kapansa ve herkes beş vakit namaz kılıp oruç tutsa, kimse tahrik olmazdı, değil mi?

Allah’ın izniyle o günleri de göreceğiz, inşallah!

*(dinimizislam.com)[www.dinimizislam.com]

Bizim evde her Ramazan oruç tutulurdu. Olağandı, doğallıkla yapılırdı, abartılmazdı.
Şimdilerde oruç tutmak yetmiyor, herkese oruçlu olduğunu göstermek ve oruç
tutmayanları izleyip gözlemek gerekiyor.
Amin Maalouf

«G» NOKTASI

TIMARHANE

Emek sunucusu yoksulluk
Toplumsalın tersine rasladıkta
Tersyüz ettirdiler ifritler.
Hırka kollanıp tıkınıyor
Canını, kanını divanın.
Yoksulluk melul mahzun bakınıyor
Yanına, yöresine, önüne.
Toplumsalın kendisi değil de
Tersi kudurttu ifritleri,
Kendilerini buldular onda.

O gün bugündür, han tımarhane.

OSMAN NUMAN BARANUS