DOĞANIN İNTİKAMI, PAPA’NIN ÇAĞRISI

Bir yanda binlerce dönüm ekili alanları tamamen harap hale getiren dolu ve sel, öte yanda önümüzdeki 30 yılın en sıcak yazı olacağına ilişkin uyarılar…

İklim değişikliği ile mücadelede nal topladığımız için olumsuz etkileri artık günlük yaşamımızın bir parçası. Buna bir de ihmalkârlık, adam sendecilik, iş bilmezlik, rant, para hırsı gibi unsurları ekleyin. Sonra alın size üstgeçidi bile su basması, İstanbul Kartal’da kimilerinin dünyanın en büyük adalet sarayı diye övündüğü Anadolu Adliye Sarayı’nda nezarethanedekilerin yağmur sularında boğulma tehlikesi yaşaması, Samsun’da dere yatağına devlet eliyle yapılan TOKİ konutlarındaki su baskınlarında insanların sapır sapır yaşamını kaybetmesi… Bunlar Türkiye’nin farklı kentlerinde tek bir günün küçük özeti. Ama ne gam… Kavga ve patırtı içinde kısır bir döngüde yıllardır süregelen siyasetin içinde “doğru çevre politikalarının” acil olarak yer almaması halinde ülke ve toplum olarak ödeyeceğimiz bedel çok daha ağır olacak.

Doğa bunun sinyallerini giderek daha fazla veriyor.

Peki, dün TBMM’de yeni dönem için yemin eden milletvekillerinin acaba kaçı bu tehlikenin farkında ve kendi çalışma programlarına bu konuyu dahil etti ya da edecek?

Merak ediyorum doğrusu..

Türkiye dünyada kişi başına ve toplamda CO2 emisyon düzeyini en hızlı artıran ülkeler arasında. Hızla betonlaşıyor, yeşili yok ediyor, çevreyi hiç umursamadan kirletiyoruz.

Yapılan araştırmalar tüm dünyada küresel ısınmanın belirlenen eşikleri aşması halinde ekosistemin ve biyolojik çeşitliliğin tahribatı sonucu dünya GSYH’sinin yüzde 30’u kadar maddi kayıp yaşanacağını ortaya koyuyor. Sadece maddi kayıp değil tabii ki, yeni tür bakterilerin üreyecek olması, salgın hastalıklar, yerleşimlerin sular altında kalacak olması ve göçler… Yine araştırmalara göre gelişmekte olan ülkelerde nüfusun yüzde 14’ü iklim değişikliğinin sonuçlarından ciddi şekilde etkilenecek.

Aralıkta Paris’te gerçekleştirilecek Uluslararası İklim Değişikliği Konferansı belki de gezegen için son şans. Artık miadını doldurmuş olan Kyoto Protokolü’nün yerine geçecek bir uluslarası anlaşmanın Paris’te konferansta kabul edilmesi son derece önemli.

Katolik dünyasını ruhani lideri Papa Francesco ilginç bir çıkış yaparak 18 Haziran’da 192 sayfalık bir belge yayımladı ve “iklim değişikliği karşı harekete geçin” çağrısı yaptı.

Bildirgeyi ekogazete. worldpress.com güzel özetlemiş. Bakın neler var:

  • İnsan doğanın suratına tokat attı. İnsan iklim değişiminin ana sorumlusudur.
  • Görülmemiş bir ekosistem tahribatı yaşanıyor. Bunu durdurmak zorundayız. Bu gidişin sonuçları çok ağır olacak.
  • Sera gazı salımını azaltma çabası dürüstlük, cesaret ve sorumluluk gerektiriyor.

Özellikle en güçlü olan ve ortalığı en çok kirleten ülkeler açısından.

  • İklim değişimi en fazla fakir halkları vuruyor.
  • Dünyamızın da, fakirlerimizin de çığlığını duymalıyız.
  • Gelişmiş ülkeler, tüketime ve kullanıp atmaya dayalı yaşam biçimlerinin bedelini fakir ülkelere yüklemekten vazgeçmeliler.
  • Yaşam tarzımızı ve tüketim yöntemlerimizi değiştirmeliyiz.
  • Tertemiz içme suyuna erişmek en temel insanlık hakkıdır.
  • Teknolojiye ve finansa teslim olmuş iklim görüşmeleri sonuç yaratmıyor.
  • Fosil yakıt kullanmı sorunların temeli.
  • “Durmadan daha fazla kâr elde edeceğim” modeli uzun vadeli çevre yıkımlarına neden oluyor.
  • Bütün bunlar yalnızca Katolik olmakla ya da dindar olmakla ilgili değil. İnanışları ne olursa olsun, her kişinin, her yaşayan varlığın dikkate alması gereken görüşler.
  • Bu ciddi sorunların ortasında, bazı yerlerde, kabul edilemeyecek tavırlar belirdi: böyle bir durumu inkâr etmek gibi… Umursamazlık göstermek gibi… Ya da teknolojik çözümler bu meseleleri halleder rahatlığına girmek gibi..

Ne dersiniz? Batı dünyasında bomba etkisi yapan bu çıkış Türkiye’de küçük de olsa bir ses getirebilecek mi?