PALAVRAYI BIRAKIN: SAVAŞA HAYIR!

Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) esas liderinin şahsında yapabileceği bütün kötülükleri yaptı. Nefret söylemini körükledi. Ülkeyi önce ikiye böldü:

-Ben de yüzde 50’yi evde zor tutuyorum! diyerek…

Böyle söylediğinde bile kendisine oy verenleri “devlet mitingleriyle” sokağa döktü. 2013 Haziranında oldu bunlar…

Polis cinayetlerini “destan yazmak” olarak taçlandırdı. Öldürülen çocukların annelerini yuhalattı.

Bu çizginin bir tek eksiği kalmıştı:

-Ülkeyi savaşa sokmak!

Şimdi ülkenin hükümetsiz halinden istifade ederek bu eksikliği de gidermek için cadı kazanlarının altına odunlar atıyor.

Türk Silahlı Kuvvetlerini Suriye’ye sokmak, ülkenin başına yeni belalar açmak için elinden geleni yapıyor. Bunu da IŞİD’in bölgede yenilgilerinin arttığı bir dönemde yapıyor.

Savaşın nasıl bir şey olduğunu anlamak için Suriye’nin yaşadığı drama bakmak yeter de artar bile…

Suriye’yi kim, neden karıştırdı?

Hatırlayalım. Tunus’ta başlayıp, Mısır’a yayılan “Arap Baharı” adlı batı destekli kitlesel hareketlerin
Suriye’ye de sıçradığı haberleri yapıldığında, daha Suriye’de hiçbir sokak muhalefeti yoktu. Ama batı medyasıyla birlikte bizimkiler de coşmuştu:

“Demokrasi rüzgarı Suriye’de..!”

Özgür Suriye Ordusu falan henüz oluşmamış. Paralı Libya’dan getirilen paralı askerler,

Marmaris’te, Antalya’da yerleştirildikleri lüks otellerde düğün törenlerini basıyorlardı. Düğün basan çeteler, Türkiye sınırından Halep’e doğru yollandıklarında onlara yeni bir flama açtırıldı:

“Özgür Suriye Ordusu!”

Bunların ne Suriye ile ilgileri vardı, he de özgürlükle… Hepsi para için savaşan berduşlardı. O nedenle de darmadağın oldular!..

Bölgede birden çok kartı olan batılı güçlerin esas çocukları olan silahlı İslamcılar örgüt üstüne örgüt kurdular. İzleyenlerin bile başı döndü:

“El-Kaide, Taliban, El Nusra ve en nihayetinde de Irak Şam İslam Devleti! Yani IŞİD”
Bu kadar gerici örgütlenmenin at koşturduğu yerde demokrasiyle en yakın ilgisi olan sadece Beşar Esat kaldı!

Esat’ı demokratik seçim yapmıyor diye eleştiriyorlardı, yerine ikame etmeye çalıştıkları muhalifler insanları canlı canlı yakıyorlar! Kafaları kesiyorlar. Boyunlarına bomba bağlayıp katlediyorlar. Esir aldıkları kadınlara nikah kıyıp onları seks kölesi yapıyorlar. Bunu genç erkeklere de uyguladıkları Cezayir’de yakalan bir IŞİD militanı açıkladı.

Bu canavarlarla gönül bağı kuran bizim “demokratik şeriatcılar”, bağlarını güçlendirmek için silah, külah, ilaç, mühimmat artık ne varsa yolladılar. Hepsi belgeleriyle ortaya çıktı.

-Yok böyle bir şey diyemiyorlar. Onun yerine “devlet sırrı” diye eskinin paslanmış silahına sarılıyorlar. Oysa o silahlar çoktan “gazoz” oldu. Gazozlar da efsane!..

Bizler ise yılladır aynı yerdeyiz:

-SAVAŞA HAYIR!

‘Ermeni avı?’

Kars Ülkü Ocakları Başkanı Tolga Adıgüzel adlı güzide Türk evladı, Ermenilerin dünyaca ünlü caz piyanisti Tigran Hamasyan’ın sanatsal etkinliğine şöyle tepki gösterdi:

-Biz de Kars’ta Ermeni avına mı çıkalım?

Hamasyan bir dönem Ermenilerin yaşadığı Ani Antik Kenti’nde konser vermesi, böylesi bir tepkiye deden oldu.

Kavram çok ilgi çekici: Ermeni Avı!

Olur mu hiç canım? İnsan hiçbir başka ulatsan insanları avlayabilir mi?

Evet, olur!

Bazen insanlar, insanlıktan çıkabilirler. O zaman kendilerinden olmayanları “avlanacak” canlılar gibi görebilirler.

Günümüzden 100 yıl önce böyle şeyler “normal” olarak kabul ediliyordu.

“Merzifon’da ilk tutuklamalar Nisan’da (1915) yapılır. 12 Haziran’da tutuklanan 1.200 erkek 15 Haziran Pazartesi’den itibaren saf dışı bırakılır. 300 genç erkek kaymakam Faik Bey, Jandarma komutanı Mahir Bey, Çorum yolu üzerinden Tenik Köyü yakınlarında Elek Deresi’ne götürülürler. Erkekler soyulur ve baltalarla öldürülürler.” (Raymonod Kevorkian/ Ermeni Soykırımı/İletişim Yayınları 2015)

Savaş çıktığında insanlar da insanlıktan çıkabilirler!

Karslı ülkücü Tolga, yüz yıllık aradan sonra aynı çizgide beklediğini göstermesi bakımından ilgi çekici bir izahatta bulunmuştur.

-Katliam için hazırız!