PEK SAYIN BAŞKAN…

Son zamanlarda New York Times, Guardian, London Times ve bazı dergilerde hakkınızda yayımlanmış yazılar okudum ve şahsınızla büyük babamın babası, Baron Fiedrich von Münchausen arasında ileri derecede benzerlikler bulunduğunu fark ettim.

Bu nedenle size mektup yazıp “Acaba biz akraba mıyız” diye sormaya karar verdim.

Baron, Osmanlı topraklarını gezmiş, Türklerle yapılan bazı savaşlara katılmıştır; oğlunun (yani büyük babamın) İstanbul konservatuvarında bir ara yan flüt hocalığı yaptığını da biliyorum.

Baron’un alınyazısı sizinkine benziyor: Önceleri söylediklerini herkes hayranlıkla dinlermiş ama zamanla ona da pek inanmamaya başlamışlar. Ona, “Palavracı Baron” bile demişler. Ben buna nankörlük diyorum. Siz, paralel, komplocu, darbeci filan diyormuşsunuz.

Rahmetlinin Seylan’a gidişinde şiddetli bir fırtına çıkmış, ağaçları yerlerinden sökmüş, gökyüzü birden kökleri havada sallanan ağaçlarla dolmuş. Adalılar, bu ağaçların, adanın diktatörü tarafından hava alanı yapılması için söktürüldüğünü sanmış, protestoya başlamışlar.

Fırtına bitince ağaçlar, dikey vaziyette eski yerlerine inmişler. Hava sapıtmadan önce köylünün biri, meyve toplamak için ağaçlardan birine tırmanmışmış. Bu yüzden o ağaç, fırtına dinince gökten dikey değil yanüstü inerek adanın diktatörünün kafasına düşmüş; diktatör ölmüş. Ada halkı, çok sevinmiş, ağacın yan düşmesine neden olan köylüyü, başkan seçmişler. Bunları Baron anlatmış; kim ne derse desin, ben doğru olduklarına inanıyorum. Üstelik seçilmiş bir diktatörün yitimine sevinilmesini de kabul edemiyorum!

Baron, Afrika gezisinde dağları aşıp bir vadiye varmış; oraların kralı deveye binip gelmiş, onu karşılamış. Kral, baronu çok sevmiş, hürmet etmiş.

Kral ölünce halk, büyük babamın babasını başkan seçmiş. Baron, bu halkı az katıkla çok çalıştırıp kıtalararası köprüler yaptırmış. Bir tanesinin en tepe noktası, yerden o kadar yüksekmiş ki oraya çıkan, dünyanın yerçekiminden kopar, yıldızların çekim alanına girermiş. Köprüden aşağıya bakıldığında Afrika kara bir leke, İspanya da mor bir benek gibi görünürmüş.

Bu çılgın projeleri anlattığında Baron, sizin gibi çeşitli kişilik bozuklukları ile itham edilmiş. Ancak siz sakın üzülmeyin; bakın, onun değeri zamanla nasıl anlaşıldı: Artık yaşamını konu edinen filmler çevriliyor, kitaplar yazılıyor.

Hatta bir hastalığa onun adını verdiler!

Sizle tanışmak isterim. Gerçekten akraba isek, büyük babamın babasının adını taşıyan hastalığın, sizin adınızla da anılması için gerekli girişimlerde bulunabilirim.

Mit freundlichen Grüssen, Mahmut von Münchausen