BU OKUL ÜNİVERSİTE OLSAYDI EVET DERDİM

Önümde iki metin… Biri bir grup NDS öğrencisinin hazırladığı “Tavuskuşu” adlı fanzin, diğeri ise dergideki cinsel içerikli ifadeler yüzünden işinden atıldığını iddia eden okulun 5 yıllık edebiyat öğretmeni Melike Koçak’ın basın organlarına gönderdiği açıklaması. 160 yıllık geçmişi olan, benim de bir mezunu olmaktan daima gurur duyduğum Türkiye’nin en köklü eğitim kurumlardan biri Notre Dame de Sion.

Tarihsel geçmişi sürecinde kadın hakları ve ifade özgürlüğü savunuculuğundan bir an bile ödün vermemiş olan bu kurum şimdi 12 Eylül öğretmenciliği ile suçlanıyor. Suçlanmak bir yana neredeyse bir toplumsal linç boyutunda. Mağdur öğretmenin yeniden işe alınması için change.org’da başlatılan imza kampanyasından tutun Türkiye Yazarlar Sendikası’nın açıklamalarına kadar…

Tavuskuşu cesur bir dergi. “Bedenlerimizi sınırlamayı, yok saymayı” kendine görev edinmiş “eril” topluma karşı manifestomuzdur. İçselleştirdik, iç içe geçtik. İsyandayız! Her dilde inatla;

“Kadın, Yaşam, Özgürlük…” diye başlayan… NDS her zaman özgüveni yerinde, aydın, toplumsal sorunların üzerine giden kadınlar yetiştirmiştir. Dolayısıyla derginin hazırlanmasında emeği geçen öğrencilerin, gençlerin duruşlarına saygım sonsuz. Ancak… Evet, işin bir de ancak boyutu var ne yazık ki…

“Küfürler seksistti ancak ortada koyulacak bir .. yoktu” ya da “Orgazmlar tekliydi, sesler erkekliğin sesiydi.” Bütün erkekler “s…bilirdi”. Bütün kadınlar “s… meye mahkûm olandı.”

Bu ve benzeri cümlelerin yer aldığı bir fanzinin yayımlanmasına bir lise okulunun onay vermemesi hayli anlaşılabilir kanımca…

Zaten okul yetkilileri de “Kadına şiddet gibi bir konuda öğrenciyi hassaslaştırmak önemli ama bunu çok dikkatli yapmak lazım, burada dozaj kaçmış” diyorlar.

Eğer söz konusu kurum bir üniversite olmuş olsaydı, diyecek bir sözüm yoktu. Ben de Melike Öğretmen’in arkasında sonuna kadar dururdum. Ancak 14-18 yaş grubu gençlerin eğitim gördüğü bir yapıdan bahsediyoruz.

Dozaj nedir sizce? Önce okulun onayına sunulan, okul kabul etmeyince bağımsız ve okulun adı geçmeden yayımlanan bir dergide “lise öğrencilerinin” cinsellikle ilgili her şeyi fütursuzca yazmaları fikir özgürlüğü mü?

7 yıldan beri NDS’nin Edebiyat Ödülü’nün jürisindeyim. Her yıl onlarca kitabı değerlendiriyoruz. Seçimleri yaparken “ödülü verenin bir eğitim kurumu olduğu gerçeği” jüri üyeleri olarak aramızda tartışarak belirlediğimiz bir kriter oldu. Bugüne kadar son derece cesur kadın yazarların kadın haklarını ve kadın sorunlarını kimi zaman cinsel öğeler kullanarak ele aldıkları birçok eseri de ödüle layık gördük; okul yönetimi de hiç itiraz etmeden hepsini kabul etti. Notre Dame de Sion Fransız Lisesi’nin her zaman edebiyata ve sanata değer veren ve bunu tüm eğitim politikalarına ve etkinliklerine içtenlikle yansıtmış olması daima benim ve birçok arkadaşım için bir gurur vesilesi oldu.

Melike Koçak “derginin; okulda okuyan bir grup öğrencinin, okul dışında/okuldan bağımsız, okulun isminin hiç geçmediği ve kendisinin de dahil olmadığı bir fazin olduğunu” iddia ediyor.

Okulun iddiası ise şöyle: “Mart ayında Melike Koçak rehberliğinde sürdürülen sosyal etkinlik Edebiyat Atölyesi’nin çalışmalarının bir bölümü kendisi tarafından okul idaresine iletilmiş ve basılmasının uygun olup olmadığı sorulmuştur. Çalışmalar okul yönetimi ve danışmanlarınca değerlendirilmiş ve okul dergisi olarak basılmasının uygun olmadığı yönünde görüş bildirilmiştir. Bu yanıt karşısında Melike Koçak, bu yanıtı aslında beklediğini ancak yine de sormak istediğini söylemiştir.

Okul yönetiminin uygun görmemesine rağmen, haziran ayında başka bir isim altında ancak aynı kapak ve bazı sayfaları tamamen aynı içerikte bir fanzinin bu kulüp öğrencileri tarafından okul içinde öğrencilere ve öğretmenlere izinsiz olarak dağıtıldığı hatta katkıda bulunmak isteyenlerden para toplandığı görülmüştür.”

Tartışmalı bir konu olabilir. İşine son verilen öğretmen tabii ki hukuksal mücadeleye girişerek hakkını arayabilir. Ancak bunu yaparken kamuoyunda okula yönelik bir karalama kampanyasına girişmesi ne kadar doğru? Tıpkı birçok yayın organının okulun görüşünü bile almadan olayı tek taraflı olarak haberleştirmeleri, Türkiye Yazarlar Sendikası’nın söz konusu fanzinin § nihayetinde lise öğrencileri tarafından hazırlandığı gerçeğini göz ardı ederek okul yönetiminin kararını “ilkel ve gerici bulması” gibi.