RODİNSON’UN MUHAMMED’İ

İslam’ın kutsal kitabında da varlıkları onaylanan peygamberler içinde bizler gibi etiyle, canıyla, kanıyla, belli bir zaman diliminde yaşadığı kesin olan tek peygamber, Muhammed’ir.

Zamanımızdan 1400 yıl önce yaşamış olan İslam peygamberi Muhammed bin Abdullah’ın (Abdullah oğlu Muhammed’in) bir insan, bir kişi olarak özellikleri konusunda bildiklerimiz nelerdir?

Böyle bir konuyu “mümin”lerle konuşmaya çalışmak boşuna bir çaba olur.

İnanmayanlar için ise genellikle birkaç önyargıyla geçiştirilen, pek de önemli olmayan bir konudur bu.

Bir başka deyişle, bir yanda, tartışmak şurada dursun üzerinde konuşulması bile günah sayılan inanç ve efsane öğeleri; öte yanda dedikodu türünde yakıştırmalar, söylenceler, yüzeysel eleştiri ve küçümsemeler…

Marksist Fransız düşünürü Maxime Rodinson’un “Hazreti Muhammed”i , bu konuda benim kafamdaki dağınık taşları da yerli yerine oturttu…

***

Attila Tokatlı çevirisiyle yıllar önce Sosyal Yayınlarca basılmış, sonrasında yeni bir basımının yapıldığını anımsamadığım ve sanmadığım kitap, yine uzun zamandır ilk fırsatta okumak üzere ayırdığım kitaplar arasına beklemekteydi.

Birkaç kez başlamış, araya başka işler, başka okumalar girdiği için bırakmıştım.

Bu kez üstelik ayrıntılı notlar alarak okuduğum gibi, yazarı Maxime Rodinson’un da önemli bir çağdaş düşünür olduğunu öğrenmiş oldum.

Tarihsel verilere, somut olgulara dayanmasının yanı sıra, günlük yaşama ilişkin bölümleriyle de, akıcı, zevkle okunan bir kitap bu…

***

Peygamberlik konusu benim ilgi ve bilgi alanımın dışında…

Muhammed’in hayatında beni asıl ilgilendiren, öksüz, yetim bir çocuğun, yoksulluk çekmiş bir genç adamın, önce küçük bir inananlar topluluğunun, sonra bir kabilenin lideri, sonra bir devlet kurucusu olarak yükselişi oldu…

İnanlar bunu bir Tanrı buyruğu olarak görmekte kendilerince haklı olabilirler.

Beni ise bu yaşam öyküsündeki kişisel, toplumsal, tarihsel olgular ilgilendiriyor…

Rodinson’un da ısrarla belirttiği gibi Kuran’da zenginlere yönelik eleştiriler, gerçekten de Muhammed’in yoksulluğu kendi kişisel yaşamında fazlasıyla tatmış olmasıyla ilgili olmalıdır…

Aynı kitaptan Muhammed’in yaşça kendisinden epeyce büyük eşi Hatice ile evliyken başka kadınlarla olduğuna dair herhangi bir kanıt ya da söylenti bulunmadığı belirtiliyor.

O zaman Hatice’nin ölümünden sonraki yaşam sürecinde kadınlara karşı neredeyse doyumsuz arzusunu nasıl açıklayacağız?

(Ölümünde cariyeleri dışında on eşi olduğunu aynı kitaptan öğrendim)

Bu doyumsuz arzu, gençlik yıllarını kendinden epeyce yaşlı bir eşe sadakatle geçirmiş olmasıyla açıklanamaz mı?

Kitapta, kadınlarının yarattığı kıskançlıklarla ilgili de epeyce bilgi ve anekdot var…

Yani sıradan ölümlülere hiç de yabancı gelmeyecek konular…

***

Tek Tanrı fikri İslam peygamberinin buluşu değil…

Puta tapar Kureyş kabilesinin bir ferdi olan Muhammed döneminin bu ilerici fikrini işittikleriyle, belki okuduklarıyla benimsemiş. (Robinson’un kitabında bu konuda ayrıntılı bilgiler var. “Ümmi”, yani okur yazar olmadığına ilişkin bilginin yanlışlığı, bir çeviri hatasının sonucu olduğu ayrıca belirtiliyor.)

Muhammed bin Abdullah’ın Hazreti Muhammed olarak gelişimiyle başka bir çağın, kendi çağımızın bir devrimcisinin yaşam süreçleri arasında neden benzerlikler, paralellikler kurulmasın?

Bunu söylemekle İslam peygamberinin önemini, değerini azaltmak gibi bir amacım yok.

Tam tersine, kendisinin de sözleriyle herkes gibi ölümlü bir insanın olağanüstü yazgısının kişisel ve toplumsal arka planlarını anlamaya çalışıyorum…

Robinson’un kitabında Muhammed’in sabırlı, cesur, kurnaz,merhametli, fakat yerine göre acımasız, kararlı bir lider, ideolog, komutan ,devlet adamı olduğu, herkes gibi insani zaaflarının da bulunduğu olaylarla, kanıtlarla anlatılıyor….

Böyle bir kişinin ve getirdiği kitabın İslam adına işlenen cinayetlerle, alçaklıklarla ilgisinin olamayacağı yeterince açık değil mi?

Bu konuda yazmayı sürdüreceğim…