AL SANA KÜRESEL DEVLET!

2011 ayaklanmasından beri Mısır’dan kaçan Müslüman Kardeşler ve İslamcı terör örgütlerinin karargahı haline gelen Sina Çölü; 2013’te IŞİD’e katılan Ensar Beyt El Makdis gerillası tarafından «İslam Devleti Eyaleti» ilan edildi.

IŞİD kuvvetleri, 3 Temmuz’da Kuzey Sinai’de bir yandan Mısır ordusuna saldırırken, bir yandan da İsrail’in güney sınırında oluşturduğu tampon bölgeye de 3 Grad misili yolladı. Zarar veremedi, ama cüret etti…

11 Temmuz’da Kahire’deki İtalyan Konsolos’luğuna saldırı düzenledi. 1 Kişinin ölüp 9 kişinin yaralandığı saldırıyı, twitter hesabından «Allah’a hamdolsun ki, » diye üstlenip saldırıda 450 kg. patlayıcı kullanıldığını açıkladı.

16 Temmuz’da Gazze açıklarında devriye gezen bir Mısır fırkateynini uzaktan kumandalı füzeyle vurdu. Mısır ordusunun sessiz kaldığı saldırıyı, IŞİD internet sitesinden « Sinai Eyaleti’nden atıp vurduk, » diye duyurdu.

***

Mısır ordusu, 21 Temmuz’da Gazze şeridine geçici açtığı son sınır kapısını da kapattı ve IŞİD’a karşı kapsamlı bir kara harekatı başlattı. Sinai Çölü’nü yeniden ele geçirmek için savaşıyor.

Şöyle bir durup, IŞİD’ın « ne olduğunu » düşünün:

Irak ve Suriye’de zaten geniş bir alana yayılmış, Kürtlerle çarpışıyor. Ama bir bakıyorsunuz, aynı zamanda Yemen’de, Şiilere karşı savaşıyor. Sinai Çölü’nde Mısır ordusuyla papaz olmuş, İsrail’le dalaşmaya hazırlanıyor.

Afrika’nın tüm Müslüman ülkelerinde zaten hazır ve nazır. Türkiye’ye sataştı, şimdi de Türk ordusuyla çatışıyor.

Avrupa’nın göbeğindeki Bosna’da köy satın almış, orada da yuvalanmış…

***

Örgütlenmesine İslam Devleti diyen bu yapılanmanın sınırları nerede başlayıp, nerede bitiyor? Daha doğrusu, Ortadoğu’dan sıçrayan bir kanser gibi her yana yayılan bu sözde devletin herhangi bir sınırı var mı?

Hayır, yok!

Nerede Müslüman bir nüfus varsa, nüfusa orantılı büyüklükte bir IŞİD yapılanması da var. Dünyanın her köşesinden Ortadoğu’ya « cihada » gelen IŞİD’ciler de bu saptamayı doğruluyor.

1990’lı yılların başında Küreselleşmeyi « sınırlar kalkacak, devletler bitecek, dünya büyük bir köy olacak » diye pazarlamamışlar mıydı bize?

Alın size küresel İslam Devleti, IŞİD!

Alın size sınırsız dünya, çokuluslu bir mezbaha!

İnsanlar yaşadıkça değil, silahlar satıldıkça…

Herşey yolunda sayılır.

Fanatizm, bir dahinin çok sayıda aptalı çevresine topladığı yerde doğar.
Paul Carvel

«G» NOKTASI

IŞİD, yaptığı bütün intihar saldırılarını ve katliamları, hem de böbürlenerek üstlenen fanatik bir terör örgütü.

Suruç’taki katliamı üstlenmedi.

Etkin ve kapsamlı bir propaganda tekniği olan örgütün bu sessizliği, Suruç katliamını gerçekte kimin yaptığına ilişkin kuşku uyandırıyor.

Türkiye’nin Güney Doğu’sunda hemen her « güçlü » devletin casusları olduğunu, hatta bölgede yabancı ülkelere çalışan « görevlilerin » yıllardır cirit attığını biliyoruz.

Suruç katliamını, AKP hükümetini Türkiye sınırları içinde IŞİD’e kolaylık ve dışında da silah sağladığı gerekçesiyle cezalandırmak ya da « uyarmak » için yabancı bir casusluk örgütü kotarmış olabilir.

Türkiye’yi kana bulamak pahasına « mutlak muktedir » kalmak isteyenlere bir iç ya da dış hizmet de olabilir…

PKK, öteden beri dış desteğe muhtaç , dolayısıyla manipülasyona açık ve zaten epeyce manipüle edilmiş bir örgüt.

Zaman zaman tetikçi olarak, bazen de yapmadığı işler üzerine yıkılmak üzere kullanılmıştır.

Şimdi IŞİD de aynı yöntemlerle, hem Ortadoğu’yu yeniden biçimlemek, hem de bambaşka bir amaçla kullanılıyor, diye düşünüyorum.

IŞİD, gaddarlığın en cani biçimi, kötülük ruhunun en konsantre tanımı. Yayıldığı coğrafyada yaptıkları, «herşeyi yapar » algısını oluşturuyor. IŞİD’i var edenler, bu hastalıklı zihniyeti İslamiyet’e karşı tiksinti yaratmak, çokuluslu bir savaşı
gerekçelendirmek için de kullanıyor olabilir…