DAHA KAÇ KATLİAM?

Türkiye’nin Yakın Tarihini görerek, okuyarak, hissederek yaşayanlar artık gayet iyi biçimde biliyorlar ki;

-Büyük operasyonlar, büyük organizasyon gerektirir!

Yasa-dışı örgütler toplumu derinden sarsacak büyük eylemlerin ancak icracısı olabilirler. Hazırlık, zamanlama, operasyon ve sonrası kesinlikle, o coğrafyadaki en etkili organizasyonun bilgisi-yönetimi dışında gelişmez!

Suruç Katliamı olarak tarihe geçecek olan son vahşet sonrasında da gözler aynı tanıdık adrese döndü: Devlet!

Suruç Katliamı, Roboski Katliamı, Reyhanlı Katliamı, Diyarbakır Katliamı… Biraz daha gerilere gidersek, Sivas Katliamı, Maraş Katliamı… Hepsinin kumanda mekanizmasında devletin kanlı parmakları apaçık görülebiliyor.

AKP başka bir koldan gelerek devleti ele geçirdiği için, “devletin geleneksel refleksleriyle” yeni yeni hemhal olmaya başladı:

-Böyle bir mekanizma varsa biz niye kullanmayalım ki?

Bu kanlı operasyonları yapanların kendilerine göre bir bakış açıları var:

-Devletin bekâsı için bazen böyle şeylere ihtiyaç duyulabilir!

Aşağılık saldırıları “savunma mekanizması” olarak izah ederler. Etkili ve yetkililer kameraların ve mikrofonların karşısına geçip “defin duası” niyetine konuşurlar:

-Çok yönlü soruşturma başlamıştır!

Yaşı kemale erenler bu cümleyi duyduklarında içlerinden okkalı bir küfür savururlar!..

Yalandan da olsa yapılan ilk soruşturmalarda bile ortaya çıkar devletin parmakları:

-Eylemi yapan ya da yapanlar izleniyordu. İstihbarat birimleri ilgili şubeye bildirmişlerdi.

İlgili şube eylemcileri takip etmiştir. Sonradan iyice görülür ki, eylemciler ile devletin birimleri birlikte yürümüşlerdir o kanlı yollardan… Eylemcilerin güvenlikleri sağlanmış, adeta eylemi gerçekleştirmeleri için her türlü destek verilmiştir.

İşte Reyhanlı Katliamı ortada duruyor. Olayı soruşturan savcılar açık olarak söylediler: MİT’in elemanları var!..

Elemanın niteliğine göre bazen koruyup kolluyorlar, bazen gözden çıkartıyorlar. Ya yok ediyorlar, ya da ortaya atıp mahkum olmasını sağlıyorlar. Her durumda esas fail kendini kurtarıyor!

Bütün bunları gayet iyi bilenler haliyle soruyorlar:

-Daha kaç katliam var?        

Bombalı Kampanya
 
Suruç Katliamı, “İslamcı Vahşet Örgütü” IŞID’ın üstüne kalsa bile tek başına onun eylemi olmadığı biliniyor.

Zaten ilk tepkiler ortaya çıktığında herkes olması gereken yerde duruyordu. Tuhaf biçimde seçimi kaybedip de iktidarını büyük bir hoyratlıkla sürdüren AKP anında savunmaya geçti:

-Niye bize öyle bakıyorsunuz ki?

Katliam mağdurları sadece “Suruç’un Katilini Biliyoruz” demişlerdi. Bu bile yetti.

HDP Eş Başkanı Selahattin Demirtaş pırıl pırıl zekasıyla olayı okuyup yakın gelecek için uyarıda bulundu:

-Bu türden IŞİD saldırılar artacaktır!..

Çünkü AKP’nin “iktidar güvenliği” için olağanüstü koşullar gerekiyor. Seçimden önce “tek başına” iktidarın elden gideceğini görenler, önlem olarak eski karanlık yollara doğru dümen kırdılar. Diyarbakır’daki HDP Mitinginin bombalanması böylesi bir gözü karalığın işaretiydi. HDP yöneticileri ve kitlesinin benzersiz sağduyulu hareketleri 7

Haziran’a ulaşılmasını sağladı.

Ama bitmedi… Tayyip Erdoğan oturduğu makam itibarıyla yapması gereken her şeyin tersini uygulamaktan kaçınmıyor. Kendi partisinin başkanına bile hükümeti kurma görevini neredeyse vermeyecekti.      

Bir koalisyon hükümeti kurulmasını istemiyor. Çünkü kimseye güvenmiyor. Eliyle getirip AKP Başkanlığı koltuğuna oturttuğu Ahmet Davutoğlu da dahil… En çok “Sır Küpüm” dediği MİT Başkanı Hakan Fidan’a güveniyor.

Bombalamalar ile MİT arasındaki soru işaretli bağların çoğalması, siyasetin nereye doğru yöneleceği konusunda kuşkuya yer bırakmıyor.

Uzun yıllar Cumhuriyet’in Güney İller Büro Şefi olarak Güneydoğu Anadolu’yu adımlayarak dolaşan Celal Başlangıç, bütün bu olguları toplayıp daha 14 Temmuz 2015 gecesi CNN Türk’te söylemişti:

-AKP özellikle Erdoğan bir açmaz durumla karşı karşıya. Bugünkü konjonktürde erken seçime gitmesi mümkün değil. Bu nedenle ‘Çatışmalı Ortamda” seçime gitmek zorunda kalabiliriz!

Başlangıç, “Suruç Katliamı” ile bir anlamda yeni döneme girildiğini yazdı Cumhuriyet gazetesinde Konuk Yazar sıfatıyla:

-AKP ve Erdoğan için erken seçim kampanyası Suruç’ta başladı!