COĞRAFYA AYRI, İHANET AYNI

Ekim sonuna doğru, Karadağlılar bütün toplarıyla aralıksız ateşe başladılar. Şimdiye kadarki bu en yoğun saldırı öğlene kadar sürdü ve İşkodra’nın pek çok yerinde yangın çıktı. Prens Danilo, « Boşuna daha fazla kan dökülmesin, şehri teslim et » diye mesaj gönderdi. Hasan Rıza Bey’in şiddetle reddetmesi üzerine top ateşi tekrar başladı ve aynı şiddetle ertesi sabaha kadar devam etti. Fakat şehir ahalisi saldırıya alışmıştı. Yirmi dört saat boyunca yağmur gibi yağan top mermilerine rağmen, İşkodra son derece korkusuzdu.

Ancak şaşırtıcı bir olay oldu. Ertesi sabah bazı Arnavut gönüllüler topluca komuta merkezine geldiler ve hep bir ağızdan, « Komutan, boşuna canımızı tehlikeye atıyoruz, teslim olalım! Direneceğiz de ne olacak? Etrafımız Sırp, Karadağlı, Yunanla çevrili. Savaşmaktan bıktık usandık, bitsin bu işkence! » diye konuştular.

***

Hasan Rıza Bey afalladı ve duyduklarına inanamadı. Nöbetçiler de odaya girmiş, silahla miralayı koruyacak pozisyon almışlardı.

İsyancılar hiç susmadan « Teslim olalım! » deyip duruyorlardı ve fakat komutan birden insanın aklı çıkacak kadar sert biçimde yumruğunu masaya vurdu ve çılgınca bir öfkeyle bağırdı:

« Yeter artık, kesin sesinizi, hemen şimdi! »

Ortalık aniden sessizleşince de bağırarak ayağa fırladı ve adamları dövmekten beter eden laflar söylemeye başladı:

« Burası benim değil siz Arnavutların be, utanın! Hani siz çok cesur, çok şerefliydiniz? Benim askerim sizin şehriniz için ölüyor ama siz düşmana kendi elinizle vereceksiniz öyle mi?

Sizde erkeklik gururu, yurttaşlık onuru olmadığı gibi, akıl da yok! Buyur edeceğin düşman senin gırtlağını kesmeden önce, gözünün önünde karını kızını kirletecek, eşikte beşikte kim varsa öldürecek, malını mülkünü de alacak.

Eğer bir daha buna cüret ederseniz, hepinizi vatana ihanet suçuyla kurşuna dizerim! Şimdi defolup gidin… »

***

İsyancılar çıkınca, içeriye telaşla yaveri girdi ve inanılmaz haberi verdi: « Komutanım, şehrin yüksek yerindeki evler beyaz bayrak çekti! »

Hasan Rıza Bey, artık aklını kaçıracak haldeydi ve kolayca cesaret edilemeyecek emri verdi:

« Kaleye git, Süleyman yüzbaşıya söyle, topları beyaz bayrak çekenlere çevirsin ve derhal ateşleyip ihanet semtini yok etsin! »

Yaverin yüzü sapsarı oldu. Tereddüt etti. Komutan tekrar bağırdı: « Ne bakıyorsun yüzüme, haydi koş ve emrimi ilet! »

Kalenin topları az sonra beyaz bayrak çeken tüm evleri yerle bir etti. Ardından sokakları gezen tellallar, hem vali hem komutan Hasan Rıza Bey’in ihtarını bağırarak ahaliye duyurdular.

Eğer halk İşkodra’yı kendi eliyle düşmana teslim ederse, Traboş ve Brdiça’daki Osmanlı topları buraya dönüp heryeri harabeye çevirecekti…*

*Feryal Orhon Basık’ın Balkan Rapsodisi (Kırmızı Yayınları, 2015) romanından alıntıdır.

Bir hainden beklenebilecek tek iyilik, farkında olmadan kendisine ihanet etmesidir.
J.R.R. Tolkien

«G» NOKTASI

KADİFEDEN BOMBASI…

Torbası düzülmediği için ağzı henüz büzülmeyen bazı haberciler; çoğul medyanın sınırlarımıza mevzilenen IŞİD’i kovmak için şöyle havalandılar, böyle bombaladılar diye servis yaptığı F16 sortilerinin, IŞİD’i pek de ırgalamadığını iddia ediyorlar. Hatta bombardımanlar sırasında, tam da sınırda yan gelip yatan, başladıkları mevzi kazımı ve inşaata tınmadan devam eden IŞİD’lilerin fotoğraflarını da bu iddiaya kanıt diye sunuyorlar.

Gazeteci Volkan Koç’un ulaştığı IŞİD militanı Yusuf da iddiayı doğrular nitelikte konuşuyor ve TSK’nın hava operasyonlarında ciddi bir kayıp vermediklerini, vurulan yerlerin terkedilmiş karargahlar olduğunu söylüyor…

Eğer bu iddialar doğruysa; kimilerinin yok cehennem topları, yok fırtına füzeleri diye övündüğü F16 bombalamaları hakkında, benim aklıma ancak ve yalnız bir türkü geliyor:

Kadifeden bombası

Kilis’ten gelir sesi

Oturmuş savaş oynar

Ah başımın belası

Aman kolla koltuğu kolla

Aman kolla IŞİD’i kolla…