ERDOĞAN’IN SON SAVAŞI

Türkiye’de yaşayanlar açısından ülkenin içinde bulunduğu durum tek kelime ile ifade edilirse:

-Korkunç!

Bu durumdan hoşnut olanların sayısal karşılığı ise: Bir kişi!!!

Başında bulunduğu ülkeyi düzenli olarak kaosa sürükleyen seçimle gelmiş bir başka “sivil” lider var mıdır?

Tayyip Erdoğan siyaset bilimciler açısından zengin araştırmalara olanak sağlayacak zengin veriler sunuyor.

Demokrasiyle gelip, oy desteği sürerken, seçmenlerden umudunu kesip, devlet olanaklarıyla ülkesini kanlı bir yola sürükleyen “eşsiz lider” olarak tarihe geçecektir.

Oysa tarih ona büyük bir fırsat vermişti. Ülkenin bir yarısını oluşturan Kürtlerle devlet arasında yüzyılları aşan çatışmayı bitiren “lider” sıfatını kazanacaktı!

Vazgeçti…

Ne adına yaptı bunu? Öbür dünyaya giderken yanında götüremeyeceği “dünyalıklar” için…

Betonlamalar… Sıfırlamalar… Kupon arsalar!..

Kalıcı Türk-Kürt Barışı yanında ne ifade edebilir ki?

Tarihin büyük liderleri böylesi kırılma anlarında belli oluyor. Kimi insani zaaflara yenik düşüp, tarihin taçlandıracağı mevkilerin yanından geçip gidiyor!

Gitsin. Uğurlar olsun! Ama sorun tek kişinin ihtirasıyla sınırlı kalmıyor ki. Ülkeyi kan gölüne dönüştürüyor.

Türkiye’nin yaşadığı son haftayı en iyi Selahattin Demirtaş ifade etti:

-Saraya Bağlı Gladio örgütünün operasyonu!

Gelecek yılların politikacı olduğunu her fırsatta gösteren Demirtaş sadece Kürtlerin değil, Türklerin de umudu olma yolunda ilerliyor. Bu haliyle de şu anda –parlamento içi, dışı- siyaset sahnesinde olan bütün liderlere fark atıyor. Şu tespitine bakın:

-Ölenler vatan için değil, Saray için ölüyorlar!

Halbuki Türkiye bu yoldan daha önce de geçti. Devletin kontrolsüz gücünü vatandaşlarına karşı kullanan siyasi-bürokratik yapılar kendilerini de yerle bir ettiler. Yalanlar üzerinden kanla yazılan sahte mücadeleler tarihi en fazla ülkeye kaybettirdi!

Dünyanın değişik ülkelerinde yaşanan benzer süreçlere bakalım. Göreceğimiz tek şey şudur:

-Siyasi ömrünü tamamlamış siyasi liderler gitme zamanını iptal ettiremiyorlar!

Tayyip Erdoğan da siyasi ömrünü tamamladı. Bu yüzden karanlık-kanlı dönem, finali değiştirmeyecek. Tarih Baba şimdiden yazmaya başladı:

-Erdoğan’ın son savaşı!

Sütçü İmamların geleceği

Kurtuluş Savaşının kahramanlarından biri de Maraşlı Sütçü İmam’dır. Süt satarak hayatını kazandığı için kendisine bu lakap takılmıştı. 1919’da Fransız işgal birlikleri Maraş’a girdiklerinde Müslüman kadınlara sarkıntılık ederek “Artık peçe takmayacaksınız” diye yüzlerini zorla açtırmaya çalışmaları üzerine Sütçü İmam, silahıyla ateş ederek bir işgalciyi öldürür.

Bu Maraş’ta düşmana sıkılan ilk kurşundur.

Sütçü İmam tarih sahnesine böyle çıkar. Büyük yararlılıklar gösterir. Düşman Maraş’ı terk ettiğinde Sütçü İmam da Kurtuluş Savaşı Kahramanı olarak belediyede odacı olur!

Evrak getir-götürmek yanında kaledeki ateşlemek görevi ona verilir.

Bir gün muhtemelen tören sırasında topu ateşleyecekken ısınan namluya barut yerleştirirken alevler içinde kalarak yanar. İki gün hastanede kaldıktan sonra 25 Kasım 1922’de ölür.

Savaşta üstün nitelik, gözü karalık, cesaret askeri yetenektir. Barışta ise bunların hiçbir anlamı kalmaz!

Eğer formasyonları yoksa, ancak odacı olabilirler.

Savaş kahramanı Sütçü İmamlar savaşın bitmesini isterler mi?
  
Sözde diktatör!

Bütün siyasi geleceğini savaş üzerine oturtanların en fazla üzerinde tepindikleri olgu, “vatan-millet-şehit-akan kan” gibi fazla zahmet gerektirmeden telaffuz edilenlerdir.

Fiili Başkan RTE, duymaktan bıkkınlık veren eski kalıpları önüne almış tehditler savuruyor:

-Devletimiz sözde siyasetçi, sözde aydın, sözde sivil toplum kuruluşu temsilcilerinden şehitlerimizin kanlarının
hesabını sorma gücüne sahiptir!

Eskiden daha kısa ifade edilirdi:

-Devletimiz çok güçlüdür!

Bu bir marifet değil ki! Önemli olan şunu söyleyebilmektir:

-Demokrasimiz çok güçlüdür!

Türkiye’nin demokrasi güçleri vardır. 12 Mart’ta, 12 Eylül’de, 28 Şubat’ta ve 2013’te Gezi Parkında göstermişlerdir ki, onlar böylesi kof tehditlerden korkmazlar!

Onların özleri de sözleri de birdir!

Tehdit edenlere benzemezler. Korkak değillerdir, anlaşıldı mı?

-Sözde diktatör!..