ÖYLEYSE SİVİL İTAATSİZLİK

Dün, yazar Bilgesu Erenus’tan PEN Yazarlar Derneğine gelen ve tüm üyelerimizle paylaşmamızı istediği bir mektup, bir çağrı, kanımca yalnız üyelerimizi, yazarları , sanatçıları değil, tüm yurttaşları ilgilendiriyor…

"El Kapısı", "İkili Oyun", "Kelaynaklar", "Güneyli Bayan", "Halide", "Misafir" gibi nice değerli oyunu tiyatromuza kazandırmış Bilgesi Erenus, ayni zamanda, ezilenin, haksızlığa uğrayanın yanında yer alan, konuşmalarına izin verilmeyenlerin sesi olmuş bir ses. Bana ilettiği kişisel notu okurken ("Bir de bunu deneyelim dedim" sözü üzerine) o demese bile , ben içimden "Muhteşem bir sivil itaatsizlik örneği" demekten kendimi alamadım.

Sivil İtaatsizlikden korkmayın!

"Sivil itaatsizlik" teriminin bakmayın 1849’da Henry David Thoreau’nın kitabına verdiği adla yaygınlaştığına, kökleri taa Socrates’e kadar iner. Bireyin eleştirilerine dile getirme ve eyleme dönüştürme yöntemidir. Yasalara uymaz belki ama meşrudur, demokratiktir. Vicdan sesini dinler. Yasal yolların tükendiği yerde vicdanlara yapılan bir çağrıdır. Kesinlikle şiddeti dışlar.

Gandhi, Martin Luther King… Bizde "Sürekli aydınlık için Bir dakika karanlık" eylemi… Askere gitmemek, "vicdani ret" de sivil itaatsizliktir.

Erenus, Fikret Başkaya’nın "Seçimlerin demokrasiyle uzaktan-yakından bir ilgisi yok! " başlıklı yazsını okuduktan sonra bu çağrıyı yazmayı düşünmüş.

"İmza atma, ışık yakıp söndürmece, hatta meydanlarda gaz yemece, yetmiyor artık, yine meclise yönelik yeni bir sesleniş ve tepki bildirimi," dedikten sonra bu çağrıyı yapıyor. İşte o Çağrı:

Elektrik Faturamızı Ödemeyeceğiz:

"7 Haziran 2015 seçimlerinde yüzde on barajının marifetiyle milli irade iddiasıyla meclise konuşlandırılan 550 vekile toplu sesleniş;

Vekil başınıza temsil etme iddiasında olduğunuz 103 bin kişiden birileri olarak Suruç’ ta geleceğe yönelik ışığımızı karartmaktaki vurdumduymaz payınız için bundan böyle elektrik faturalarımızı ödemeyeceğimizi önce sizin bilmenizi istedik.

Bunu bizlere, sınıra sevgi, paylaşma, sanat, kültür götürdükleri için öldürülen çocuklarımız hatırlattı, “bu güne dek sermayeye çalıştığım yeter, biraz da çocuklar için çalışayım” diyen işçi gencimize borçluyuz.

Bu borcu sizler algılayamasanız bile, kısa bir süre önce özel sermayeye devredilen elektrik kurumu algılamakta gecikmeyecektir.

Bize yönelik tutumlarını bekledikten sonra, “elektrik faturalarınız yatırmayın” çağrısını yine sizlerin temsil ettiği söylenen Türkiye nüfusunun ezici çoğunluğu, işçiler, küçük esnaflar, iğreti işlerde çalıştırılanlar, tarım işçileri, topraksızlar, sanatçılar, işsizler, öğrenciler bürokratlar, emeklilere yönlendireceğiz.

Bizlerin geleceğe yönelik ışığını karatma çabasında olanlar, ancak kasaları çalışmadığında düzenin böyle sürmeyeceğini fark edebilirler.

Meclis yemininde gösterdiğiniz çabayı her sabah kendinize yönelik bir seslenişe dönüştürmeniz dileğiyle: Bu sesleniş; “103 bin kişiyi temsil ediyorum, insan üstü müyüm neyim diyeceğim yerde, düşünmeye başlasam iyi ederim” yalınlığında olabilir.