SPARTAKÜS’ÜN GÜNEŞ ÜLKESİ

Thurium açıklarında, Sibalis ırmağının kıyılarına yerleşen köleler, hayallerindeki « Güneş Ülkesi »ni yavaş yavaş kurmaya başlamışlardı. Her ırk, kültürel özelliğini yaptığı inşaatlara ya da yaşam biçimine yansıtıyordu. Afrikalılar daha çok kulübelerde barınıyor, Yunanlılar ve Trakyalılar kerpiç evler kuruyor, Ger-menler ise taşları kullanıyordu.

Bazı yasalar yürürlüğe konulmuştu. Bunlardan en önemlisi; hiçbir grubun diğerinin toprağına tecavüz etmesine, parayla da olsa başka gruplardan insan çalıştırmasına izin vermeyeniydi.

« Spartacus Yasaları » üç dilde yayımlanıyordu. Kil ve gümüş tabakalar üzerine üzerine yazılan yasalar, Germen, Trakya ve Yunanların ortak dilinde, bir de Latince olarak yeni kurulan kent meydanındaki büyük bir taş sütuna asılıyordu.

« Güneş Ülkesi »nin temel taşını oluşturan anayasa ise en başından altın tabakalara yazılmış ve aynı sütuna mıhlanmıştı.

Anayasanın birinci maddesi köleliği ve köle ticaretini kesin olarak yasaklıyordu. Diğer maddeler ise para yerine mal değiştokuşu, toprak hakkı gibi konuları kapsıyordu.

Önceleri her gün değişen yasalar, giderek yerleşmeye başlamıştı. Günlük yazışmalarda, papirüs kullanılıyordu.

En ayrıntılı yasalar, kentin güzelleşmesi ve gelişmesi için ayrılan vergilere ilişkindi. Bütün gruplar, yetiştirdikleri hayvan-ların ve ürünlerinin bir bölümünü merkezi yönetime aktarıyordu.

***

Merkezi yönetimin lideri, Spartacus’tu. Altında, bir temsilciler meclisi vardı. Bu meclisi, Capua’dan birlikte kaçtığı ve tüm savaş boyunca diğer gruplara liderlik eden Hermios, Mosar, Norde, David, Polemus, Phraxus gibi arkadaşlarından oluşuy-ordu. Dokuz kişilik temsilciler meclisi, tüm yaşam gruplarına müdahale hakkına sahipti.

Herkes kendi işini yapmakla yükümlüydü. Kent ortaya çıkıncaya kadar da bu kural bozulmayacaktı. Ortak imar çalışmalarında ise her gruptan eşit sayıda insan görev alıyordu.

Güneş Ülkesi’nde, kadınlar erkeklerle eşit haklara sahipti. Spar-tacus, kadınların da yönetime girmesine ve bağımsız hareket etmesine çok önem veriyordu. Bu kararı almasında, Varinya’nın etkisi büyüktü…*

*MÜMTAZ İDİL’in İsyancı Köle Spartacus başlıklı biyografik romanından alıntıdır (Etkin Yayınevi, 2013 Ankara)

***

Antik Roma’da ezilenlerin özgürlük savaşçısı olarak tanıdığımız Spartaküs’ün, kendisinden yüzyıllar sonra Thomas Moore’un yazıp 1516’da yayımladığı Ütopya’sı gibi bir ülke kurmaya çalıştığını bilir miydiniz?

Spartaküs’ün böyle bir ülkeyi hayal etmekle yetinmeyip gerçekleştirmeye çalışması, onu tarihte öne çıkan diğer isyancı köle liderlerinden ayırıyor.

Mümtaz İdil’in, Spartaküs’ün yaşamını ve devrimci mücadelesini çok ciddi bir araştırma altyapısına rağmen, adeta soluk soluğa okunan bir macera romanı gibi kaleme aldığı kitabı, çok, çok beğendim!

Rus edebiyatının önemli eserlerini, başarılı çevirileriyle Tü-rkçe’ye kazandıran yazar ve gazeteci Mümtaz İdil, bü ülkenin yetiştirdiği en bilgin aydınlardan biridir. Satranç oyununun dahi-lerine takar, 100 Soruda Satranç ve Atak Oyunun İki Dehası: Alyehin-Tal kitaplarını yazar. Rus ve Roma tarihi tutkunudur. Rasputin ve Caligula’nın yaşamını konu alan romanları da vardır.

Mümtaz İdil, yaşamını Türkiye’ye kültürün uygarlık olduğunu kanıtlamaya adamıştır ve insanlara bilgi « aşılamaya » çalışır…

Mucizeler, ölüm ya da zafere odaklı iradeler için yaratılır!
Bernard Joseph Saurin (1706-1781/Spartacus, 3.Perde)