SUS!.. DEDİ YA?

Geçen hafta dedi ya:

“Bir kadın olarak sus!”

İşte tam o sıralarda, yurdun birçok köşesinde, birçok erkek karısına “Sus be kadın!” dedi.

O, tam bu cümleyi kurmaya başlamışken;

Memleketin çoğu yerinde, çoğu kadın yumruğu yedi yüzünün tam ortasına.

Onun ağzından bu kelimeler teker teker dökülürken;

Doğuda bir baba, henüz 8 yaşındaki kız çocuğunu pazarlamaya çalışıyordu.

İnanır mısın bilmiyorum; o, tam bu cümleyi diyecekken;

Anadolu’nun bir sokağında, bir kadını taciz ettiler.

O, tam bu cümleyi söylemeye karar verdiği anda;

Küçük bir kızın kafasını kapatmaya çalışıyordu bir adam.

İlerde dizini dövmek zorunda kalmamak için(!) bir ana kızını dövüyordu hiç acımadan.

Ankara’nın, Şanlıurfa’nın, Gaziantep’in, İstanbul’un… çatılı evlerinden birinde erkek
çocukları pohpohlanıp şımartılırken, kız çocukları aşağılanıp, daha küçücük
yaşlarındayken değersizleştiriliyorlardı ana-babaları tarafından.

O, tam bu cümleyi kuracakken;

Bir içki masasının sıradan ve ucuz bir mezesi olmuştu bir kadın.

***

O sadece bir cümle kurdu… Kendi ruhunu, kendi bilinçaltını yansıtması gerekiyordu; tam isabetli bir şekilde yansıttı da. Esas acı olan kendi karakteriyle beraber bu toplumun da karakterini yansıttı az çok… O, bu cümleyi kurarken gayet doğaldı… Hiçbir şekilde zorlanmadı. Çünkü bu cümle onunla birlikte doğmuş ve büyümüştü. Sadece bir gün ortaya çıkmayı bekliyordu… Er ya da geç çıkacaktı da… İşte o gün, o gündü. Bir anda çıkıverdi.

Onun ruhu her zaman öyleydi… Kadının kahkaha atmasını edepsizlik diye addeden sapkın ve tehlikeli düşünceleri hiçbir zaman ondan ayrılamazlardı ne de olsa.

Ondan bu cümlelerin aksisini söylemesini bekleyemezsin… Dünyayı kadınıyla ve erkeğiyle bir bütün olarak görmesini umamazsın… Kurduğu cümlelerin nerelere kadar uzanacağını öngörmesini, mümkün değil isteyemezsin…

Onun “fıtrat”ına ters çünkü.

Onun derinliği ancak bu kadar işte.

O ve onun gibilerin hepsi böyle… Her ne kadar ilk zamanlarda bu kadar cesur olmasalar da, dikkat et, bu son zamanlarda artık hiçbir engeli tanımamaya başladılar… Çok oldu, hiç mi hiç utanıp sıkılmıyorlar… Kendilerini saklama ihtiyacı duymuyorlar çoktandır…

Ruhlarını ve kişiliklerini senin de benim de gözüme soka soka sergiliyorlar.

Niye saklasınlar ki?..

Senin de dürtülerin aşağı yukarı onlarınkiyle aynı değil mi? O halde, en büyük desteği ve cesareti senden alarak zulme devam etmeleri gayet normal, öyle değil mi?

Sen küçük kızının kafasını zorla kapatmaya çalışırken, sokaklarında her gün bir kadın tacize uğruyorken, çoğu kadın şiddete maruz kalıyorken, en aydın dediğin şehrinde bile kız-erkek ayrımı yapılıyorken, doğuda 13 yaşındaki kız çocukları gerdeğe sokuluyorken…

Hele ki sen, özellikle de şu son zamanlarda yaşanan her türlü saçmalığa ve olmaza sus pus olmayı alışkanlık haline getirmişken…

O, “Bir kadın olarak, sus!” demişse, çok mu?..

Bir şey söyleyeyim mi?

Hakikaten, seçmişsin vekilini ve daha böyle nicelerini.