CANIM MUHBİR MUHTARIM

Geçen hafta erken seçim kampanyasını beklendiği gibi, Tayyip Bey Sarayda, muhtarlar toplantısıyla, başlattı.

Bunu o kadar doğal buluyordu ki, erken seçimin startını vermek için Ahmet Davutoğlu’nun sözde görüşmelerinin sonucunu resmen açıklamasını bile beklemedi, hemen topladı muhtarlarını ve “muhtarım sana söylüyorum, seçmenim sen anla!” kabilinden erken seçimin haberini de, nasihatını da verdi.

Tayyip Bey, yönetilenler ile devletin en alt düzeydeki aktarma kayışı işlevini gören muhtarlar ile buluşmayı çok seviyor.

Doğaldır, bütün diktalarda, böyle doğrudan demokrasi çağırışımı yapan popüler ve popülist girişimler çok revaçtadır.

Tayyip Bey de, en alt düzey seçilmişleri toplayarak, halk ile neredeyse doğrudan temas izlenimi yaratmaya bayılıyor.


Cumhurun muhtarları ile cumhurun başkanının buluşması, adeta devletin resmi kabul günü gibi bir şey oluyor.

Muhtar deyip geçmeyin, devletin en alt aktarma kayışı muhtarın önemi büyük, demokrasi ne kadar az gelişmiş olursa, muhtarın ehemmiyeti de o derece büyük olur.

***

Cumhurun başkanı ile cumhurun muhtarlarının son buluşmasında, Başkan Baba muhtarlara yeni bir görev de yükledi:

Kim nerede kalıyor, kim ne yapıyor, muhtar devlete bildirecek.Yani bir tür ihbarcılık.

Kurum yeni değil, 12 mart cuntası döneminde, devlet sade vatandaşı “Sayın muhbir vatandaş” diye ihbarda bulunmaya çağırıyordu. Şimdi “sayın muhbir vatandaş muhtarlığa terfi etmiş durumdadır.

Hiç kuşkunuz olmasın ki, muhtarlarımız sayın muhbir vatandaşlık görevlerini meşreplerine göre ifa edecekler, bu kutsi görevi savsaklayanlar ise baskı altında inleyeceklerdir. 12 martın “Sayın muhbir vatandaş” hattının yoğun
işleyişi, ihbar kurumunun nasıl toplumun iliklerine kadar işlemiş olduğunun göstergesidir.

Bir ayağı resmen devlette, öbür ayağı halk ile temas halinde sivil toplum içindeki muhtarlardan daha iyi bu mukaddes işlevi yerine getirecek kurum aramak gereksiz.

***

Toplumun son yıllardaki hızlı dönüştürülme süreci içinde önemli bir yer tutan ve düzenin , artık neredeyse resmileşmiş olan yarı gayrı resmi kurumu “mahalle baskısı”na , devlet katında bir içerik kazandırmada da, muhtarlara yeni yeni görevler yüklenirse buna şaşmayın sevgili okurlarım!

Bilindiği gibi, Hayrettin Karaman gibi AKP’nin seçkin ideologları, dolaylı toplumsal yasakları oturmak için, mahalle baskısı kurumuna büyük önem vermektedirler.

Şimdi cumhurun başkanı hazır cumhurun muhtarlarına, kimin kiminle oturduğu, ne yeyip içtiği, ne okuduğu ne yazdığı ne söylediği, ne dinlediği konusunda da devleti haberdar etmek görevini yüklediğine göre, buna bir de, halkımızın örf ve adetlerine uymayan davranış ve düşüncelere göz yummama yükümlülüğünü de eklenirse, sistemin bu mahalle baskısı ayağı da, tamamlanmış olur.

Ondan sonra sen sağ ben selamet! Ondan sonra görsün bakalım Orwell efendi, nasıl oluyormuş “Büyük Birader “düzeni!