İKİ FOTOĞRAF

İlki 12 Ağustos Çarşamba tarihli Cumhuriyet’te yayımlandı.

Fotoğrafı kimin çektiği belirtilmemiş.

Fakat yaşamakta olduğumuz günlerin bütün acılarını, acımasızlığını yansıtan bir fotoğraf bu.

Ön planda, Sultanbeyli’deki saldırıda yaşamını yitiren, babası polis müdürü Beyazıt Çeken’in cenazesiyle aynı uçakta defin töreninin yapılacağı Konya’ya gelen 3 yaşındaki Cevdet’i görüyoruz.

Arkada, sağda, cenazeyi ve çocuğu getiren uçak.

Solda biraz daha ileride ay yıldızlı bayrağa sarılı tabut birkaç üniformalı ve iki sivil tarafından götürülüyor.

Yolculuktan, olup bitenlerden yorgun düştüğü kuşkusuz çocuğun yana eğilmiş başcağızından neler geçtiğini hiçbir zaman bilemeyeceğiz…

Fakat gazetenin açıklama yazısında belirtildiği gibi “3 yaşındaki Cevdet’in, babasının cenazesi götürülürken masum gözleriyle başka yere baktığı bu fotoğraf hafızalardan asla silinmeyecek.”

İkinci fotoğraf, 13 Ağustos Perşembe tarihli Sözcü’de yayımlandı.

Sultanbeyli’deki intihar saldırısını düzenleyen üç genç adamı birlikte gösteriyor.

Objektife gülerek bakıyorlar.

Belli ki yaşamlarından, ideallerinden hoşnutlar.

Ölüm konusunda duyguları, düşünceleri nedir?

Öldürmek onlar için ne anlama geliyor?

Yaşamları boyunca kaç kitap, kaç roman, kaç şiir okudular?

Kendilerince kutsal bir ideal için öldürmekte ve ölmekteler…

Fakat birinci fotoğrafta görülen trajediye neden olduklarına ilişkin bir duygu kırıntısı, bir pişmanlık kıpırtısı yeşerebilir mi içlerinde?

Hiç sanmam…

Bu iki fotoğrafı yan yana “okuduğumuzda”, nasıl acınası, nasıl acımasız bir dünyada yaşamakta olduğumuzu anlarız…

Nasıl anlamsız, nasıl aptal, nasıl duygusuz, nasıl bilinçsiz bir dünya bu…

Sevginin değil sevgisizliğin, duygunun değil duygusuzluğun, dostluğun değil düşmanlığın, merhametin değil nefretin
egemen olduğu bir dünya bu…

Gazetelerde “Evren artık son uykusuna hazırlanıyor” diye bir başlık vardı.

“Evrenin enerji üretiminin son iki milyar yılda neredeyse yarı yarıya düştüğünü ortaya koyan gökbilimciler, evrenin yavaş yavaş sonuna yaklaştığını” söylüyormuş…

Evreni bilemem, fakat insanlık bu haliyle bu gezegende varlığını sürdürmeyi hak etmiyor…