ONA SEVDİĞİMİ SÖYLE

Ne uğursuz bir ay oldu şu Ağustos ayı… Birbiri peşinden ayrılıyorlar. Tam bir yaprak dökümü. Önce Fikret Otyam, sonra Tarık Dursun K.




Adı, soyadı
Açılır parantez
Doğduğu yıl, çizgi, öldüğü yıl, bitti

> Kapanır, parantez.
O şimdi kitaplarda bir isim, bir soyadı
Bir parantez içinde doğum, ölüm yılları.

Ya sayfa altında, ya da az ilerde
Eserleri, ne zaman basıldıkları
Kısa, uzun bir liste.
Kitap adları
Can çekişen kuşlar gibi elinizde. 

Parantezin içindeki çizgi
Ne varsa orda
Ümidi, korkusu, gözyaşı, sevinci
Ne varsa orda.

 O şimdi kitaplarda
Bir çizgilik yerde hapis,
Hâlâ mı yaşıyor, korunamaz ki,
Öldürebilirsiniz.
Behçet Necatigil söylemişti "KİTAPLARDA ÖLMEK" adlı şiirinde

Sevgili Tarık Dursun K, parantezin içindeki o çizgide sayısız öykü, roman ve çocuk edebiyatı kitapları var. Tekerlemeler Bilmeceler, Pıtır’ın masalları var. sayısız senaryo var… Yüzlerce eleştiri yazısı var… Rejisörlük var… Yayıncılık var, dergicilik var… İzmir sevdası, İzmirlilik var… Ama benim için en çok, en çok dostluğun var…

Dostluk ve Dayanışma Öykücüsü

Sevgili Tarık Dursun K., Otuz yıl boyunca Akal Atilla ve Bülent Berkman’la birlikte çıkardığımız Sanat Dergisi’nin mihenk taşlarından biriydi. Yıllarca Milliyet Gazetesinder yanyana odalarda çalıştık.

Karınca çalışkanlığında, sürekli üreten, "imdat" diye bağırmanıza gerek kalmadan imdadınıza koşan bir edebiyat neferi…

Dergimize yazdığı kitap tanıtımları, çıkan her sayıda duyduğu heyecan, biz gençlere verdiği destek, tıpkı öykülerindeki gibi sahiciydi, gerçekti.

Onu yitirdiğimizden beri okumuşsunuzdur, ülkemizdeki belli başlı tüm edebiyat ödüllerini kazandığını… Ama bence onun kazandığı en büyük ödül, taa 50’li yıllardan başlayarak, son zamanlara dek sürekli eser vermesi ve yine taa 50’lerden başlayarak bugüne kadar o kurları tarafından bunca sevilmesiydi.

İkinci kez Sait Faik Ödülünü kazandığı (1985) öykü kitabı "Ona Sevdiğimi Söyle" adını taşıyordu….O adı alıp bu yazının başlığı yaptım. Çünkü Tarık Dursun K.’nın da yüreği, tıpkı o kitaptaki öyküler gibi sevgi doluydu, insan sıcaklığı doluydu, duygu ve duyarlık doluydu. O yürek dostluk ve dayanışma için atıyordu. 

 "Küçük hikaye, edebiyat uğraşlarının en zor olanıdır " derdi… "Küçük hikayenin , gereksiz olana tahammülü yoktur., aşırı olanı ya da fazla olanı kesinlikle kabullenmez, reddeder hemen. O yüzden romanlarda rastlanılan olağan gevezeliklere küçük hikayede hiç yer verilmez, yer bulamayacağı bilinir de ondan… "

Onunla yaptığım nice konuşmadan bir kaç satır işte… Parantezin içinde o da var…

Ve şimdi parantezin içinde biraz daha yalnızlaşmamız var. Eksilmemiz var… İzmir de, öyküler de , dostluklar da birazcık daha azalmış gibi…

Hoşça kal Sevgili Tarık Dursun K. Senin için güzel bir yazı yazamadım. Demek istediğim sadece şu: İyi ki varsın. İyi ki sevgileri yarınlara bırakmadın, vakitsizliğe boğmadın.