VENEDİK’TE ALBERTO BARBERA İLE SÖYLEŞİ

Hemen ana konuya girerek, Türk sinemasının, özellikle de genç Türk yönetmenlerin son yıllarda Venedik’te gördüğü ilgiyi, kazandığı ödülleri nasıl değerlendirdiğini soruyorum.

"Türk sineması çok canlı, yelpazesi geniş bir sinema. Uluslararası düzeyde birşey ifade etmeyen yerel nitelikli ticari büyük yapımlar yanında, ciddi bir sanat sineması akımı var. Yaratıcı Türk sinemasının kendine özgü biçemi, özgün kimliği artık hemen göze çarpıyor. Örneğin, Fransız Yeni Dalga akımının nasıl belirgin bir biçemi, sinema anlayışı olduysa, bugün Türk sanat sinemasının da hemen kendini belli eden özellikleri bulunuyor. Son yıllarda seçkileri oluştururken sinemanızı da dikkatle izliyoruz. İlgili arkadaşlarımız daha yapım aşamasında yeni filmleri takibe alıyorlar. Emin Alper’in "Abluka"sını henüz tamamlanmadan, iş kopyasından izleyip beğendik. Almak istediğimizi bildirdik; ancak, ana bölüme mi, yoksa "Ufuklar" seçkisine mi koyacağımızı henüz bilemeyiz, film bittikten ve diğer adaylar izlendikten sonra karar vereceğiz dedik. Yönetmenlere tutamayacağım sözler vermekten özenle kaçınıyorum. İlişkiler şeffaf ve içtenlikli olmalı. Son yıllarda gereksiz kavgalara yol açan dünya prömiyeri aramak gibi saplantılar da bence anlamsız. Önemli olan filmlerin kalitesidir. Örneğin, iki hafta önce Arjantin’de gösterime giren ve gişe rekorları kıran Pablo Trapero’nun filmi "El Clan"ın ülkesindeki dağıtımını geciktirmeye çalışmanın ne anlamı olabilir ki ? … "

Sinemaya yansıyan küresel görüntüyü nasıl algıladığını meak ediyorum :

"Bugün dünyamızın içinde bulunduğu küresel bunalımı sorgulayan yönetmenler çoğunlukta. Siyasi baskılar altında ezilen, ülke ekonomileriyle bile kumar oynamaktan çekinmeyen küresel finansın pençesinde kıvranan, iç savaşların ve terör eylemlerinin dehşetinden kaçan çaresiz insanların seslerine dikkatle kulak veriyorlar. Aslında, gerçek yaşamdan besleniyorlar. Bugünün dünyasını, çıkmazlar içinde bocalayan bireylerin en cılız umut ışığına bile sarılarak çıkış yolları aramalarını, yaşanmış olaylardan yola çıkarak işliyorlar…"

"Nuri Bilge Ceylan’ın sinemasına hayranım…"

Evet politik sinema kabuk değiştiriyor,Türk sineması da bu akım içinde yer alıyor saptamasını yaptıktan sonra, yeni/eski politik sinemayla pek alışverişi olmayan Nuri Bilge Ceylan’ın jüri üyeliğine geliyor konu. "Son Cannes Festivali’nde bir yemekte aynı masadaydık. Filmlerini çok beğendiğimi, birgün Venedik’e de katılmasını umduğumu vurguladıktan sonra, ‘dilerseniz bu yıl jüri üyesi olarak gelmenizden de mutlu oluruz ‘ dedim. ‘Venedik benim hep düşlediğim bir kenttir’ diyerek hemen kabul etti… Nuri Bİlge Ceylan’ın en çok beğendiğim filmi " Bir Zamanlar Anadolu’da" müthiş bir başyapıt; özellikle finaline hayranım…"

Görevi bu yıl son buluyor…

Fırtınalı festivaller denizinde, Venedik Film Festivali’nin rotasını sabır ve kararlılıkla geleneksel çizgisine oturtan; yaratıcı sinemasından ödün vermeden daha sonra Oscar kazanacak Hollywood yapımlarını La Mostra’nın açılışında programlayan; aynı zamanda da sinema tarihinden önemli sayfalar açmayı sürdüren Alberto Barbera, ikinci dört yıllık görevi sona ererken, gönlü rahat mutlu bir sanat yönetmeni izlenimi veriyor.

Peki, gelecek nasıl görünmekte? Öyle ya, hem kendisinin, hem de La Biennale’nin başkanı Paolo Baratta’nın görev süreleri bu yıl doluyor. Yeniden görevlendirilecekler mi acaba? Pek önem vermiyor bu konuya : " Kamu sektöründeki bütün atamalarda olduğu gibi, son kararı polikacılar verecekler yine. Ne tür bir seçim yapacaklarını göreceğiz. Önemli olan, La Biennale’nin prestijli, düzenlediği farklı etkinlikler ve uzun geçmişiyle çok sağlam bir kurum olması. Ayrıca, diğer kültür kurumlarının bütçeleri daralırken, biz en azından eski (yetersiz tabii) düzeyi koruyoruz. Bu nedenle de bağımsız ve özgür bir ortamda çalışıyoruz. Bana kimse, neyi nasıl yapmam gerektiği konusunda karışmadı; etkilemeye çalışmadı; herhangibir kısıtlama da getirmedi. Evet, Berlusconi döneminde durum farklıydı. 2001 yılında, ilk görev sürem dolmadan La Mostra’nın sanat yönemenliğinden apar topar istifa etmek zorunda kalmıştım ama o dönem geride kaldı artık…"