TOPLUM SUSARSA

Konuşan, sorgulayan ve tenkit eden toplumların sesleri her zaman yüksek çıkar. Enerjilerinin ve heyecanlarının varlığı bunu gerektirir çünkü. O yüksek seslerde, hayallerinin ve heyecanlarının coşkusunu da duyarsınız. Aydınlık bir geleceğe koşarkenki heveslerini ve mutluluklarını hissetmemeniz mümkün değildir. Gelişme ve ilerleme yanlılarıyla dolu olan böyle ülkeler, daima gerçekleri dile getirerek, daha güzel bir hayata olan inançlarını haykırırlar aslında, o yüksek sesleriyle. Bilirler ki gerçek anlamda yaşamak bunu gerektirir.

O haykırış ve çığlıklarda saklı olan en güçlü şey de cesarettir, korkusuzluktur. Sonuç ne olursa olsun, gösterilen bu cesur yüreklilik iki şeyi ebediyete kadar korur: Şeref ve namus.

***

İşte durum böyleyken, eğer bir toplum susarsa;

En önce şerefini ve namusunu kaybetmeye mahkûmdur… İçten pazarlıklı ve tek derdi küçük menfaatler peşinde koşmak olan düzenbazlar tarafından yönetilme bahtsızlığını yaşamak zorundadır. Sefilliğinin ve akılsızlığının bedelini ödemekle koca bir ömrünü öylesine tüketir.

Eğer bir toplumun ağzını bıçak açmazsa;

Sokakta yürüyen mutsuz simalar her geçen gün biraz daha artar… Neredeyse her gün duyulan ana-baba feryatları giderek kanıksanarak, insana ve hayata verilen değer daha da azalmaya devam eder.

Eğer bir toplum, boyun eğmeyi alışkanlık haline getirirse;

Konuşulan tek konu, her gün yaşanan adaletsizlikler ve haksızlıklar olur… Güzelliğin yerini çirkinlik, estetiğin yerini kabalık ve bayağılık almaya başlar… Toplum bilerek kendini esaretin kucağına atarak, hayatı kendine yaşanılmaz kılar, acınası bir şekilde.

Eğer bir toplum, yaşanan tüm olumsuzluklara rağmen sessiz kalabiliyorsa;

İliklerine kadar cehaletin zulmünü yaşamak mecburiyetindedir… Giderek kendine olan saygısını ve sevgisini yitirmek, o toplumun kendine kesebileceği en büyük cezasıdır… Başkaları tarafından, sadece basit bir oyuncak olarak görülmek, böyle bir toplumun yaşayabileceği en büyük talihsizliğidir hiç kuşkusuz.

***

Yaşanan ve yaşanacağı bugünden kesin olan olmazlara “dur” diyebilecek cesaretten, güvenden ve güçten yoksun olan ülkeler, dünyanın en aciz, en tehlikeli ve en itibarsız toplumlarına sahiptirler. Coşkuları oldukça yerinde olan, hayata bağlılıkları gözlerindeki ışıltıdan belli olan uygar toplumların aksine, susmuş toplumlar oldukça sıkıcı ve sığdırlar.

Bu tip toplumlarla baş etmekte oldukça zordur… Hem ağlatırlar hem de güldürürler delirtircesine… Sizi çileden çıkarırlar… Hiçbir kitapta cevabını bulamayacağınız sorulara neden olurlar… Kafanızı oldukça ağrıtırlar…

En kötüsü de giderek sizi kendilerinden uzaklaştırırlar.

Bu yüzden;

Zordur “susmuş bir toplum”la iyi bir gelecek düşlemek…