MEĞER ŞEYTAN, KADINMIŞ!

İslamiyet’in doğuşundan dokuz yüzyıl önce de kutsal bir mekan olan Kabe, pagan döneminde yüzlerce put barındırırdı.

Kimisi yontulmuş, kimisi doğal taş ve hatta heykellerden oluşan putlar arasında çoktanrılı dinlerden tektanrılı dinlere aktarılan eski peygamberlerin yanısıra, İsa’nın annesi Meryem’in de tasviri vardı…

Ama hepsine üstün sayılan, tapınanı en çok olan dört tanrı, baba Hubbal ile üç kızıydı.

3 Mart 2004 tarihinde yayımlanan Tanrıçaların Gazabı başlıklı yazım, konu hakkında Türk medyasında yayımlanan ilk metin olup, şöyle başlıyordu:

***

Mina tepesindeki şeytan, bu yıl da 244 Müslümanın canını aldı. Her yıl hac zamanı, ölü sayısı değişse de mutlaka bir katliam yaşanıyor Mina’da. Hac sürecinde şeytan taşlayanların birbirini ezerek öldürmesi, şeytan taşlamak gibi bir ritüel haline geldi.

Mina’daki şeytan ya da şeytanlar, 1374 yılda milyarlarca hacı adayının attığı taşlara rağmen kovulamadılar. Hala işbaşında oldukları ise, her yıl yinelenen kıyımdan belli.

Ben artık bu faciaların, raslantı olmadığını düşünmeye başladım. Mina tekin bir yer değil.

Uğursuz. Mina’yı mesken tutan eğer şeytansa, kendisine taş atanlara garazı var.

Tarihsel garazlar ve hınçlar özel ilgi alanıma girdiğinden, üşenmedim, Mina’da hakkından gelmeye kalkanları üçer beşer haklayan şeytanın geçmişini inceledim.

Meğer Mina tepesinde şeytanı simgeleyen üç taş sütunun yerinde, 1374 yıl önce üç tanrıçanın putu varmış Size daha önce onlardan söz etmiştim: Allat, Uzza ve Menat.

Başka bir deyişle, meğer ŞEYTAN, kadınmış…

***

Kur’anda anıldıkları Arapça adlarıyla el-Lat, el-Uzza ve el-Menat hakkında daha önceki yazım 20 Ocak 2004’te Tanrıça’dan Tanrı’ya başlığıyla yayımlanmıştı ve Hz. Hatice’den söz ediyordu:

Hz. Muhammed’in peygamberliğine ilk inanan odur. Dolayısıyla İLK Müslüman, bir kadındır! Evlendiklerinde Hz. Muhammed 25, eşi 40 yaşlarındadır. 23 yıl aynı yastığa baş koyarlar ve Hz.Hatice, peygamberin hayatındaki TEK zevce olarak ölür.

Emin olabilirsiniz ki, eğer Hatice’nin yaşı peygamberin yaşına denk olsa ve tüm ömrünü paylaşabilseydi, İslamiyet kadınların « yarım » sayıldığı erkek egemen bir din olamazdı.

Hz.Hatice’nin nüfuzlu bir tüccar olduğu demlerde, bugün İslamiyetin kutsal mabedi olan Kabe’de, Allat, Menat ve Uzza adlı tanrıçalara tapılırdı. Toplum anaerkildi ve kadınların, Hatice gibi zengin ve egemen olması doğaldı.

***

Mina’da Büyük, Ortanca ve Küçük Şeytan’ı simgeleyen üç taşın, zaten «Şeytan Ayetleri »nden de sorumlu tutulan Güneş tanrıçası Allat, Ay tanrıçası Menat ile Venüs tanrıçası Uzza yerine konulduğunu ve onların nezdinde « kadınlığın » taşlandığı fikrini; 2007 yılına kadar her Hac mevsimi başka yazılarda tekrarladım.

2008 yılındaki yazım, o sırada çalıştığım gazete tarafından «sakıncalı» bulunarak yayımlanmadı.

Aynı yıl, Nedim Gürsel de malum tanrıçaları konu alan « Allah’ın Kızları » romanını yayımladı ve kovuşturmaya uğradı, başı epeyce ağrıdı.

Yıl 2015.

Mina’nın taşlaşmış tanrıçaları, Suudilerden 9 adetlik torbasını 3 dolara aldıkları taşlarla dişiliği taşlayanlar arasından 753 hacının canını daha aldı.

Allah istemeden yaprak kımıldamayacağına inanan ve tüm faciaları dinden çıkmaya bağlayanların, Mina’daki izdihamda organizasyon gibi « rasyonel » hatalar araması, çok garip değil mi?

***

Nedense hiç biri olaydan « şeytanları » sorumlu tutmuyor, ecinnileri karıştırmıyor. Kimse ne fetretten söz ediyor, ne fıtrattan…

Oysa ben, bir kabağın da IŞİD’in başına patlamasını bekliyorum.

Çünkü tapınaklarını bombaladıkları Palmira antik kenti, Mina’da taşlanan üç tanrıçaya tapınan Palmirlilerin yurduydu.

Çünkü kadını taşlayan kafa, kendi yarısını taşlıyordur. Sonunda taş kesilir.

Cehalet çok ağır bir yüktür. Ama taşıyan hissetmez.
Valeriu Butulescu