BAŞ BOMBACI KİM?

Canlı bomba adayları biliniyormuş ama, burası hukuk devleti olduğu için, eylem yapmadan tutuklanmaları mümkün olmuyormuş.

Bu resmi açıklama toplumun aklını ve sabrını sınama değil de nedir?
Türkiye’nin hukuk devleti olduğuna inanacak bir tek izan sahibi bulabilir misiniz?
Peki o zaman bu açıklama ne?
Ama ne beis! Tayyip Bey de kendisine diktatör olup olmadığın soran Finli gazeteciye ne kadar demokrat olduğunu anlatırken, hızını alamayıp, buyurmuş:


-Özgürlükte AB üyesi ülkelerle yarışırız.

Finlandiya’da bazı sözlere kargaların bile gülmesi gibi bir gelenek olmadığından o sırada patlayan gök gürültüsü benzeri sesin, bilcümle Beştepe kargalarının, Tayyip Erdoğan’ın laflarına patlattıkları kolektif kahkahanın yankısı olduğunu Kankkonen’e anlatmak mümkün olamamış.

Tarhimizin en kanlı saldırısını önlemekle yükümlü olanlar, bunu yapamadıkları gibi, olayı komediyle dönüştürmek hünerini de gösterebilmişlerdir.

Bu iki felaketten hangisi daha vahim? Takdirinize kalmış.

Tıpkı iki bombacının dışındaki bombacılar gibi…

***

Herkes istasyon meydanındaki iki canlı bombadan söz ediyor, öteki bombacıları anan yok. Anılsalar bile olaydaki gerçek yerlerine oturtulamıyorlar bir türlü.

Mesela bunlardan biri, önceki günkü Cumhuriyet’in 5. sayfasndaydı.”AKP’li başkan nefret kustu.” başlığıyla verilen haberde, Ankara’daki terör olayının kurbanları için Denizli Büyükşehir Belediye Meclisi toplantısında CHP’ lilerin saygı duruşunda bulunulmasını önermeleri üzerine çıkan tartışma,esnasında AKP ‘li Kale İlçesi Belediye Başkanı Erkan Hayla’nın nefret söylemi anlatılıyordu.

Terör saldırısında ölenlere nefret kusan, başka bir cinayet davasının zanlısı Erkan Hayla meydandaki canlı bombadan daha da vahim bir tehlike.

Çünkü, Erkan Hayla ve benzerleri olmasa, ne bir ne yüz terör saldırısı amacına ulaşır.

Nefretin fitilini ateşleyenler, canlı bombalardan daha tehlikeli bombacılardır.

Ve ne yazık ki, sayıları .hiç de az değildir.

Nitekim Salı gecesi onlar seslerini Konya Torku Arena tribünlerinden de yükseltirken, terörün amacı olan bölünmüş, sinmiş, nefretle parçalanmış bir toplumun hiç de imkansız olmadığının işaretini veriyorlardı.

***

Dünyamızı karartan bu nefret, bombacıların yüreklerine kendiliğinden düşmüş bir tohum değil, özenerek kökleştirilmiş, bezenerek dallanıp budaklandırılmış, ısmarlama bir nefrettir.

Dinsel ve etnik nefretin tohumlarını ekip, yeşerten, onlar üzerine saltanat kuran, toplumsal barıştan değil, toplumsal münaferetten medet uman, her konuyu yalnız kendisinin bildiğini savlayan, her zaman , her yerde hep kendini haklı gören,kendi gibi düşünmeyeni ötekileştiren, herkesi de kendi yolunda yürümeye çağıran kişinin ektiği tohumlar olmasa, toplum terörün bölücü oyunlarına bu kadar kolay alet olamazdı.

Parçalayıcı, bölücü, sindirici politikayı saltanatının temeli haline getiren, kişinin elinde tuttuğu, kahredici iktidarının gücüyle kışkırttığı gözü dönmüş takımı olmasaydı eğer, bütünleşmiş, toplumun karşısında, o iki canlı bomba bu kadar büyük bir tehlike oluşturamazdı.

Bu gerçeği gözden kaçırmamak, 11.10.2015 ANKARA ‘ya bakarken, baş bombacının kim olduğunu görmek gerek.

Çünkü ondan kurtulmadan selamet yok.