SORUNU ÇÖZECEK PARTİ Mİ?

Sorun devasa… Çağdaş toplum çizgisinden giderek uzaklaşma mı dersiniz; ağırlıklı olarak inşaat ve rant ve tabii tüketim üzerine kurgulanan ekonominin iflas etmek üzere olması mı; çift hanelere ulaşan işsizlik ve enflasyon mu; 13 yıldan beri etnik köken, inanç ve yaşam tarzı üzerinden yapılan siyasetin Türkiye’yi tamamen ayrıştırması mı; bilgi toplumu hedefinden süratle uzaklaşarak ortaçağ karanlığına yeniden sürükleniyor olmak mı; yoksa demokrasinin yapı taşlarının alaşağı edilerek otoriter bir rejimin giderek yükselmesi mi? İnsan hayatının bu kadar değersiz hale gelmiş olması mı, terör kıskacında yitip giden canlar mı, her saniye ne zaman, nerede bomba patlayacağı endişesi içinde yaşamak durumunda kalmak mı? Yoksa savaş mı? Dedik ya sorun devasa… Çünkü rayından çıkmış bir Türkiye var önümüzde ve bir seçim… CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu TÜSİAD toplantısında iş dünyasına sesleniyor ve “Sorunu çözecek parti biziz” diyor. Sakin, net ve kararlı bir konuşma. Bugünkü tabloyu ortaya koyuyor ve yapacaklarını sıralıyor; eğitimde, ekonomide, siyasette, vergi düzeninde… Çarpıcı ve özlediğimiz ayrıntılar da var:

“Öğretmeni toplumun lideri yapacağız. Bütün harcamalardan kısacağız, eğitime önem vereceğiz” örneğin ya da “En çok ihtiyaç duyduğumuz siyasi ahlak. Bizim amaçlarımızdan birisi, ilk bir yıl içinde kesinlikle siyasi ahlak yasası çıkarmaktır” gibi…

Konuşması süresince iki noktada alkış alıyor; biri eğitim, diğeri ise “Siyasi sizden üretim ister, sizin önünüzü açmak ister. Bir sopa olarak vergi denetiminin kullanılması demokrasimizin en büyük sorunlarından biridir. Beni ilgilendiren hangi görüşten olursa olsun, üretimdir” sözleri ardından…

İş dünyasının devleri orada. TÜSİAD Başkanı Cansen Başaran Symes’in her zamankinden kısa konuşmasının tek cümlelik özeti “Reform listesinde yer alanlar için artık beklemeye tahammülümüz kalmamıştır” sözleri. Belli ki toplumun hemen her kademesine hâkim olan korku ve endişe orada da yani iş dünyasında da kendini gösteriyor.

“Sorunu çözebilecek parti biziz” sözlerinin yansıması hakkında yorumda bile bulunamayacak kadar…

Finlandiya’dan ders

Kısa bir ziyaretti Finlandiya Cumhurbaşkanı Niinistö’nün Türkiye’ye gelişi, anlayana önemli derslerle dolu… Tarifeli uçakla seyahat etmesi, bin odalı Saray’a ilişkin “umarım kaybolmam” esprisi…. Kılıçdaroğlu’nun TÜSİAD toplantısında, “Eğitim sorunu için Finlandiya’dan eğitim reformunu yapan bakanı davet ettik. Eğitim sisteminde reform yaparak, milli geliri 40 bin dolara çıkarmışlar” sözlerine kulak vermekte yarar var. Gerçekten de Finlandiya’nın en önemli zenginliği insan kaynağı ve gerçekleştirdiği eğitim mucizesinde… İnsani gelişim endeksi, PISA göstergeleri bunu çok iyi doğruluyor…

Yeni bir liderlik akımı mı?

İngiltere’de İşçi Partisi’nin yeni lideri Jeremy Corbyn, İspanya’da Podemos’un başındaki Pablo Iglesias, ya da ABD’de Bernie Sanders gibi kişiler artık dünya siyaset sahnesinde. Yeni bir sol hareket mi yükselişte, yoksa bu hareketler ekonomik krize verilen münferit tepkiler mi? Üzerinde düşünülmesi gereken bir konu. Ya da HDP lideri Demirtaş ve CHP lideri Kılıçdaroğlu’nun ortak hareket etmeleri için küçük bir tüyo…