TANRIM BENİ BAŞTAN YARAT!

Siyasi yaşamda, yüzde 25 bandına sıkışıp kalmış, ne uzayıp, ne kısalmak konumundayken oyunu binde bilmem kaç mesabesinde arttırmayı ilerleme olarak nitelemeye kalkmak, halkın zekâsıyla alay etmektir ve bu hareket bile, başlı başına bir istifa çağrısı nedenidir.

Keşke bu açıklama yapılmasaydı da bunları yazmak zorunda kalmasaydık.

Bunun dışında otomatiğe bağlanmış, “Kılıçdaroğlu istifa!” çağrılarına katılmıyorum.

Katılmıyorum, çünkü CHP’nin sorunu salt Kılıçdaroğlu sorunu değildir.

Bu gerçeği daha Kılıçdaroğlu ilk başa geldiğinde söylemiştim; defalarca da bıkmadan söyledim.

Deniz Bey kaset skandalıyla görevinden ayrılmadan önce de işlevini yitirmişti ve bu olgu, donanımlı, dürüst bir kişi olan, akademisyen genel başkanın kişisel eksikliğinden kaynaklanmıyordu. Tersine Deniz Bey’in fazlası vardı, eksiği yoktu.

Zaten aksi olmuş olsaydı, çok kolay olacak, “gitti Deniz Bey, geldi Kemal Bey” formülü ile her şey çözülecekti.

Ama öyle olmadı; Deniz Bey gitti, Kemal Bey geldi, oylar kıpırdamadı, aynı kaldı.

Oysa bu ataleti gidermek için neler neler yapılmadı.

***

Partisine “Yeni CHP” diyecek ölçüde, neo liberal politikalara bodoslama dalmış olan Kemal Bey, işi, partiye Mehmet Bekaroğlu’nu tepeden paraşütle indirmeye kadar vardırmıştır.

CHP’nin yeni kimliği konusunun tartışmasına burada girecek değilim. Ancak şunu teslim etmek gerekir ki, bir tek gazetelere “kimliğimi kaybettim yenisini alacağımdan eskisinin hükmü yoktur” yollu zayi ilanı vermesi eksik kalmış bu kimlik değişikliği politikası kaç seçim üst üste sizi milim yerinizden kıpırdatmıyorsa, isabetini yeni baştan düşünmek zorunlu demektir.

Velhasıl, CHP de lider, politikalar hatta kimlik değişiyor, korkunç atalet değişmiyor.

Bu durumda, “ne yapalım halk sola oy vermiyor” deyip, her şeyi bırakarak oturamayacağımıza göre, bunlardan başka değişmesi gereken öbür faktörün ne olduğuna bakmak zorunluluğu var demektir.

***

Partiye yeni bir ivme kazandıracak, onun geniş topluluklara da ulaşılmasını sağlayacak, ona yeni bir dinamizm kazandıracak ve partiyi yalnız kronolojik olarak değil, enerji ve kafa yapısı olarak da gençleştirecek olan yeni bir örgütlenme modelidir.

Konuların yerelden başlayarak tartışıldığı, yerel örgütlerin canlandırıldığı, parti içi eğitimin ve üretimin yüreklendirildiği, katılımcı, yarışmacı, liyakat esasına dayanan, tabandan demokratik tartışma yöntemini benimsemiş yeni örgütlenme modeli partiye yeni bir dinamizm katarak örgütün üzerindeki ölü toprağını silkeleyecektir.

Kimlik tartışmaları yeni politikaların üretilmesi, daha genç katılımcı, yarışmacı, liyakata dayalı yeni örgütlenme modelinin ardından daha sağlıklı ve sağlam biçimde yaşama geçirilebilecektir.

Bugün herkesin şikâyetçi olduğu partideki atalet bu şekilde giderilebilecek, CHP’nin politikaları ve ilkeleri, ancak bu sayede halk ile bütünleşip, geniş destek bulacaktır.

Bütün bunların yaşama geçmesi kolay değil, ama atalet çukurundan kurtulmanın başka mümkünü de yok.

Yok bunlar da yapılamayacak ise oturup Orhan Gencebay gibi el açmaktan başka çare yok:

-Tanrım beni baştan yarat!