CHP’Lİ VE GENÇ OLMAK

Demokrat Partinin iktidarda olduğu liseli yıllarımda yakınlık duyduğum parti Cumhuriyet Halk Partisiydi.

Daha doğrusu bu yakınlık partiden çok lideri İsmet İnönü içindi.

Babasının kitaplığında “Nutuk” bulup yutarcasına okumuş bir delikanlı için doğaldı bu sevgi.

Atatürk’e karşı duyduğum hayranlık azalmak şurada dursun giderek daha da artarken, 1960’lardaki üniversitelilik dönemimde İsmet İnönü’ye ilişkin duygularım inişli çıkışlı oldu…

1962’de Türkiye İşçi Partisine üye oldum…

Bu parti olmasa, o yılların Cumhuriyet Halk partisine üye olur, ya da o parti için çalışır mıydım?

Sanmıyorum…

Yazıda, o yılların ve günümüzün Cumhuriyet Halk Partisine ilişkin olarak işlemek istediğim konu da tam olarak budur…

***

Bir siyasal hareketin genç bir insanda ilgi ve yakınlık uyandıracak özellikleri neler olabilir?

Sözünü ettiğim üniversiteli yıllarıma döneyim…

Menderes yönetimine karşı bir gösteride yaşamını yitirmiş Turan Emeksiz, bizler için örnek bir kahramandı.

Fakat 60’lı yılların Cumhuriyet Halk Partisinde bu başkaldırı ruhundan eser yoktu.

Dahası, dönemin başbakanı İsmet İnönü’nün 60 başlarındaki üniversite gençliğinin eylemlerine ilişkin olumsuz sözlerini anımsıyorum….

Benim gibi militan bir ruha sahip, yurtsever ve sola yatkın gençler için Türkiye İşçi Partisi ideolojisi biçilmiş kaftandı.

Tam bu noktada da “ideoloji” kavramını vurgulamış oluyorum…

Karşımızdaki gençlik “ülkücüler” adı altında MHP ideolojisi çevresinde toplanmaya başlamıştı.

Sonuçta bu da bir ideolojiydi…

Peki, dönemin CHP kadrolarında nasıl bir gençlik yer almaktaydı?

Bugün ben yaşlarda olup o günlerin CHP üyesi ya da sempatizanı olan gençler bu soruyu daha iyi yanıtlayabileceklerdir…

Benim o döneme ilişkin yaşantılarımdan anımsadıklarım ise, TİP üyesi olalım ya da olmayalım, kendini solcu ve yurtsever olarak tanımlayan bizler, emperyalizm ve faşizm karşıtı, emekten ve emekçiden yana sloganlarla Kızılay Bulvarında “Dönüşüm” dergisini dağıttığımız sırada ve “ülkücü”lerin fiziksel saldırına uğradığımızda, göz altına alınıp yargı önüne çıkarıldığımızda, yanımızda tek bir CHP’li gencin bulunmayışıydı…

Başka bir deyişle Turan Emeksiz’in adıyla özdeşleşen başkaldırı ruhu CHP’yi terk etmiş, ya da daha doğrusu CHP o ruhu terk etmiş, bayrağı daha gençlere devretmek üzere bizler almıştık…

Ecevit’in dönemsel başarısının başlıca bir nedeni, partideki bu sıkıntıyı görerek ona gençlik ve yenilenmiş bir ideoloji kazandırma çabası olmalıdır…

***

Günümüz CHP’si ideolojisiz bir parti mi?

Evet.

Bu partinin yerinde saymakta oluşunun başlıca nedeni de bence budur.

İdeolojisi olmayan bir parti gençliği etkileyip kendine çekemez…

Gençliği etkileyemeyen bir partinin ise bizimki gibi genç bir ülkede başarı şansı yoktur…

***

Şimdi, CHP ve ideoloji derken düşündüklerimi özetlemeye çalışayım…

İdeoloji her şeyden önce bir yaşama kültürü, bir yaşam anlayışı demektir…

Cumhuriyetin ve kurucu önderinin ideolojisi, her şeyden önce, aydınlanma ve bağımsızlıktır.

“Kemalizm”in(ekonomi vb. alanlarda) pragmatik uygulamalarından her biri, dönemin koşullarına göre yeniden irdelenip değerlendirilebilir.

Fakat aydınlanma ve bağımsızlık ilkeleri ve değerleri dışında…

Çağdaş insan olmanın bu temel değerlerine, kuşkusuz başkaları da eklenecektir.

Fakat aydınlanma kültüründen ve bağımsızlık ruhundan yoksun olan hiçbir değer tek başına anlam taşıyamaz.

Ülkemizde her yere savrulmuş olan gençliğin gereksinim duyduğu asıl değerler de bunlardır…

Özgür insan demek olan aydınlanma bilincini ve antiemperyalizm demek olan bağımsızlık ruhunu cesaretle ve kararlılıkla öne çıkaramayan bir CHP, kitle partisi olma adına ne kadar çabalayıp didinse ve Cumhuriyetin kuruluş ideolojisinden bu yönde ne kadar ödünler de verse en iyi olasılıkla yerinde saymaya devam edecektir…