EŞİTSİZLİK, ADALETSİZLİK, TERÖR

Terörün bir adı var mıdır? Paris’te patlayan bombalar onca canın yanı sıra Fransız devletinin temelini dayandırdığı 3 temel kavramı da “özgürlük, eşitlik, kardeşlik” hedefine almıştı. Peki ya Ankara’da, Suruç’ta patlayan bombalar? Ya Beyrut’taki?

O yüzden terörün bir adı var mı diye soruyorum; onca eşitsizliğin, adaletsizliğin olduğu bu küresel düzen içinde…

Aylar önce “Ücretlerin düşmesi gelir dağılımındaki adaletsizliği artırıyor” demişti Ali Koç. G20 zirvesi öncesinde ise “Eşitsizliğin ortadan kalkması için kapitalizmin ortadan kalkması gerekir” diye konuştu. Eğer bu sözlerin sahibi Türkiye’nin en zengin ailesine mensup birinin ağzından, üstelik bilerek ve düşünülerek çıkıyorsa önemlidir. Kapitalizmin yarattığı tahribatın bumerang gibi yön değiştirebileceğinin bir anlamda ifadesidir. Eğer eşitsizliği, adaletsizliği bir küresel top gibi düşünürsek, bu kez top terörün elinde; istediği gibi evirir çevirir, istediği yöne fırlatır. Zaten bugün yaşanan da bu…

Ali Koç’a döneyim… Konuşmasının devamında 2 önemli vurgu daha vardı: Genç işsizlik sorununun çözülmesi ve kadın istihdamının artırılması.

ILO verilerine göre dünyada her yıl 40 milyon genç iş aramaya çıkıyor ve yalnızca 3 milyon genç için yeni istihdam yaratılıyor. 37 milyon açıkta. Türkiye’de de genç işsizlik oranı yüzde 20’nin üzerinde. Ne yapıyor bu gençler, diye düşünen ve politika üretenler olmadığı zaman emin olalım ki gelinen küresel düzen içinde birileri bu insanlara sahip çıkıyor, din ve etnik kimlikler üzerinden…

Türkiye kadının işgücüne katılımında sınıfta kalan bir ülke. G20 ortalaması yüzde 58’lerde iken bizde ancak yüzde 32.3’e ulaştı. Ki bu sayı bile 1991 yılının gerisinde. 78 milyon nüfuslu Türkiye’de çalışan kadın sayısı 8 milyon 118 bin. Tabii bunun da hormonlu bir rakam olduğunu söyleyebiliriz. Evde çocuk ve yaşlı bakımı hizmetleri de istihdam kapsamına alındığı ve bu alanda 600 bine yakın kadın çalışıyor göründüğü için… Bunların içinde ise sadece 110 bini kendi işlerinin patronu olan kadınlar. Ekonomiye kadınların katılımının artması hem yeni istihdam, hem büyüme hem de toplumsal refah açısından yaşamsal. Kadın istihdamında 1 puanlık artışın küresel GSMH’de 85 milyar dolar tutarında bir artışa yol açtığı belirtiliyor…

Kadın girişimciliği…

Garanti Bankası, Ekonomist Dergisi ve Türkiye Kadın Girişimciler Derneği’nin (KAGİDER) işbirliğiyle bu yıl 9.’su düzenlenen Türkiye’nin Kadın Girişimcisi Yarışması öncesinde Garanti Bankası Genel Müdür Yardımcısı Nafiz Karadere ve KAGİDER Yönetim Kurulu Başkanı Sanem Oktar ile sohbet ediyoruz. Yarışma, girişimci kadınların başarılarının duyurulması ve rol model oluşturulması açısından önemli. Oktar, kendi işini kurmak isteyen kadınların, önce “sen yapamazsın” engeli ile karşılaştıklarını, bunu aştıktan sonra ise başta sermaye, eğitim ve hukuki destek olmak üzere diğer sorunlarla boğuştuklarını söyledi. Kadınlara yönelik sürekli “En az 3 çocuk doğurun” söylemi ile aksi mümkün mü?

KAGİDER olarak kadın girişimcileri global ağın içine sokan “weconnect” adlı platformun içine dahil olduklarını ve kadınları uluslararası tedarik zincirinin içine kattıklarını belirten Oktar, kadın istihdamının önündeki engelleri azaltmak için kreş konusuna da değindi ve “Fransa’nın kreş modelini inceledik, Türkiye’ye uyarlanabilir. Bunun için bir öneri hazırlayıp hükümete sunduk. Artık seçimler bitti, umarım bu kez dikkate alırlar” diye konuştu.