DOKUNANLARI YAKANLARIN SONU?

Hayatta elbette her şey yolunda gitmeyecek. Şanssızlıklar, acılar, kederler hayatın her anında olacak. Haksızlıklar hiçbir zaman son bulmayacak… Herkesin iyi olduğu bir dünya, sadece ütopyalarımızda yaşayacak… Sürekli gülmek mümkün olmayacak mesela… Canlar muhakkak sıkılacak…

Kötü insanlar hep olacak… Üzecekler seni beni… Daha berbat bir hayat yaratmak için canla başla çalışacaklar…

Enerjimizi aşağıya çekmek için ellerinden geleni yapacaklar… Sahip oldukları gücü, bizi yok etmek için kullanacaklar… Cesaretimizi kırmak için ne gerekiyorsa yapacaklar…

Susturacaklar; tek kelime dahi edemeyeceğiz…

Göstere göstere canımıza bile kastedecekler; hiçbir şey yapamayacağız…

Umutlarımızı söndürecekler; geleceği hayal dahi edemeyecek duruma düşeceğiz…

Bizi hasta edecekler…

Her defasında aklımızla dalga geçmekten de geri durmayacaklar… Kafamızı karıştıracak, bizleri uçurumun kenarına sürükleyecekler; buldukları ilk fırsatta da atacaklar aşağıya…

Kötü son sürat büyüyecek… Gözümüzü kör eden şey karanlığın kendisi olacak… Her tarafa nefret tohumları ekilecek; ibretle izleyeceğiz… Kötülüğün kök salmasının her bir aşaması acı verecek… Hepimiz en derin sancılarla her gün biraz daha ölmenin felaketini yaşayacağız…

Kötünün sesine maruz kalacak kulaklarımız; yankısı bitmek tükenmek bilmeyecek…

Dokunursak da yakacak…

***

Ama tüm bunlara rağmen vazgeçmeyeceğiz. İyinin temsilcileri olarak kendi gücümüzün arkasında olacağız. Her gün ölmek için değil, yeniden canlanmak için uyanacağız. Aklımızı kullanmaktan hiçbir kuvvet caydıramayacak bizleri.

Olan tüm karanlıkları okuduklarımız, bilgimiz, merakımız, heyecanımız ve coşkumuz yok edecek.

İnadına, tutkuyla yaşamanın peşinden koşacağız…

Onların cahilliği mide bulandırırken, bizim duyarlılığımız her yeri ayağa kaldıracak…

Onlar hayatı mahvederken, bizler hayata verebileceğimiz tüm güzellikleri keşfetmeye devam edeceğiz…

Onların akan salyaları her yeri berbat ederken, bizlerin sımsıcak bakışları kirlenen her bir yanı temizleyip pırıl pırıl yapacak…

Korkmamak gerektiğini öğreneceğiz…

Onların tüm yıldırış çabaları boşa gidecek. Deliren taraf biz değil, aksine onlar olacak. Çünkü ne yaparlarsa yapsınlar bizleri azaltmanın mümkün olamayacağını iyi belleyecekler.

Baş edemeyecekler bizimle; buna izin vermeyeceğiz.

***

Bu sırada biz de hayata kafa tutmak neymiş onu öğreneceğiz. Üzerimizde oynanan bu tehlikeli kötülük politikasından bile yarar sağlayabilecek kadar kurnaz olacağız. Her ne kadar ütopyalarımızın gerçekleşmesinin zor olduğunun farkında olsak da, yine de sırf bu ulaşılmaz düşlerimiz için yaşayacağız.

Böyle bir mantık karşısında onlar çaresiz kalmanın, katlanılmaz acısını yaşamak zorunda kalacaklar… Bizim yaşamaya duyduğumuz sonsuz istek onları şaşırtacak…

Kolumuza zorla geçirdikleri zincirler kendi ayaklarına dolanacak; afallayıp neye uğradıklarının farkına bile varamayacaklar…

Çıldıracaklar…

***

Fakat biz hiçbir zaman “Kazandık!” diyemeyeceğiz. Yani, ortada kazanan birileri olmayacak. Çünkü, hayat özellikle de iyileri rahat bırakmayacak. Sadece arada küçük hediyeler verip, gülümsetecek.

O kadar…

Kısacası, iyiler için “son”lar asla olmayacak.

Ama şundan eminim ki,

Birileri acı sonla yüzleşmekten kurtulamayacak…

Mesela,

Bir zamanlar dokunanları acımadan yakanlar, en acı son olan bitip tükenmekle karşılaşmak zorunda kalacaklar.