TÜRKLER HAPSE, KÜRTLER MEZARA!

Diyarbakır Barosu Başkanı Tahir Elçi’nin herkesin gözü önünde infaz edilmesi açık olarak gösteriyor ki, Türkiye yeni bir döneme daha girdi. Tıpkı onulmaz bir hastalığın giderek ağırlaşan evreleri gibi… Her yeni gün-dönem, bir öncekini aratır niteliğe bürünüyor.

Üsten kabataslak bakıldığında parlamento var, hükümet güçlü bir desteğe sahip, bolca seçim yapılıyor. Basın yayın organları çok ve çeşitli.

O halde bu memlekette demokrasi vardır!

Ama bu yapılanmasının en tepesinde yer alan öyle biri var ki, bunların hepsini silip atıyor. O ne derse, o oluyor!

Ne Anayasa ne yasa, ne hak, ne hukuk, ne siyasi gelenek, hiçbir şey olması gerektiği gibi değil artık.

Türkiye’de muhalif olmak doğrudan hedef olmak için yetip de artıyor.

Gazeteler ve televizyonlar sadece iktidarın ve onun sahici liderinin “üstün başarılarını” anlatmak için basın özgürlüğünden istifade edebiliyorlar. Eğer bunun dışında yer alıyorlarsa, o zaman analarından emdikleri süt burunlarından getirilecek demektir.

Yıllarca kol kola çalışıp, Türkiye’nin sadece kendilerine ait bir ülke olması için çalışan “parti” ile “cemaat” aralarında patlayan rant kavgası sonuçları onlarla hiç ilgisi olmayanlara fatura ediliyor.

Partinin lideri açık sözlü:

-Ne istediler de vermedik?

Bu sitem devlet olanaklarının dağıtılmasıyla ilgiliydi… Adalet, emniyet, bürokrasi ve ekonomi alanlarında bahşettiklerini kafalarına vuruyordu!

Şimdi onlar da mağdur saflarına sevk edildiler. Gazetelerine-televizyonlarına doğrudan el konuluyor. Önde gelen isimleri içeri atılıyor.

Öte yandan her iki cenahın da hedefi olan Cumhuriyet gazetesi, demir kafeslerle çevrili halde yayın yapıyor. Kapının önünde bir TOMA aracı duruyor. Bunun adı güvenlik!

Muhtemel canileri, katilleri, saldırganları bu TOMA ile caydırıyorlar?!! Kurşun ve bomba ile gelenleri tazyikli su ile püskürtecekler!

Ülkenin en tepesindeki kişi salon toplantılarında, açık hava konuşmalarında, her yerde, “devletçe koruma altına alınmış” Cumhuriyet gazetesinin Genel Yayın Yönetmeni hakkında tehditkar ifadeler kullanmaktan çekinmiyor.

Gazeteye yönelen asıl tehlike bu durum. Devletin en tepesinden gelen bu tehdide karşı bir TOMA ne yapabilir ki?

29 Kasım 2015 Pazar günü (dün) gazete önünde toplanan gazeteciler, sadece Cumhuriyet’in değil ülkede muhalif kimliğin karşı karşıya olduğu ağır saldırıları dile getirip, protesto ettiler.

Diyarbakır’da ise büyük bir cenaze vardı. Hayatının son anına kadar insan haklarını savunun, bu iklimin yerleşmesi için mücadele eden Tahir Elçi’nin acısı yayılıyordu, Diyarbakır’dan bütün ülkeye doğru…

Artık açık olarak görülüyor ki, Türkiye’de muhalif olanların hiç biri güvende değil. Bazen bir grup saldırgan, canlı yayından aldığı işaretle gazete basabilir. Bazen bir gazeteci, mafya düzeneğiyle hizaya getirilir. Bazen akla hayale gelmeyecek iddialar ve iddianamelerle gazetecilik tutuklanıp cezaevine konulur. Bazen de Tahir Elçi gibi hayatın tam ortasındayken başından tek kurşunla vurulur!    

Ülke bir “İnfaz Cumhuriyetine” dönüşüyor:

-Türkler hapse, Kürtler mezara!