DOMUZ HARAM, KİMYASAL HELAL

Fransa’nın başkentine cihatçı saldırıların beklenmedik bir yan etkisini yaşıyor ve Paris’e, Noel’e yakın bir tarih için inanılmaz ucuzlukta aldığım biletle uçuş saatini bekliyorum.

Havaalanında « İtalyan » olduğunu iddia eden bir büfe var. Sandviç adları gerçekten İtalyan. Ama içerik külliyen yalan: « Panini » dedikleri ekmek, « mozarella » diye sundukları peynir falan bizim ellerde üretiliyor artık.

Üstelik gayet lezzetli, yemeyecek değilim.

Dana etinden yapıldığını tahmin ederek, bir jambonlu sandviçte karar kılıyorum.

Tam parasını ödeyeceğim, kasiyer genç kız bende mütedeyyin bir ışık mı gördü nedir?

« Gönül rahatlığıyla yiyebilirsiniz, » diyor. «Helal jambon, yüzde yüz dana!»

Vay canına.

Serde herşeyi merak edip kurcalamak takıntısı var ya?

Üşenmeyip, internette « helal jambon » nasıl olurmuşa bakıyorum. Karşıma, Helal Gıda ve Sertifikalandırma Merkezi HEDEM’in facebook sayfasında bizzat şikayet ve ihbar ettiği üretim hileleri çıkıyor.

Helal jambonda herhalde dana da var, ama ne halde ve hangi surette takdim ediliyor, o biraz karışık.

***

HEDEM, sucuk, salam, sosis ve jambon üretimi için kullanılmaması gerekirken kullanılan katkı maddelerini; lezzet arttırıcı E621 Monosodium Glutamate, koruyucu ve lezzet verici E250-E251 Sodium Nitrite, yine koruyucu olarak E220-E228 Sülfitler diye açıklıyor. Kanserden astıma, hepsinin neden oldukları hastalıkları da sıralıyor.

Örneğin Monosodium Glutamate için « Bir çok üründe MSG kullanımı maalesef gizli yapılmakta, etikette gösterilmemektir, » diye yakınıyor.

İkinci sıradaki nitritli ürünlerin alerji ve astım yaptığı gerekçesiyle çocuklara kesinlikle yedirilmemesi gerektiğini vurguluyor. Haklı.

Televizyon kanallarını şenlendiren ve hepsi, hedef kitlesine çocukları dahil eden sucuk, salam, sosis reklamları aklıma geliyor.

Ekliyorum üstüne aynı katkı maddelerini bol keseden kullanan ve gençlerin tüketimini hedefleyen cipsti, bisküviydi, kekti gibi abur cubur reklamlarını…

Ülkemizde kanser niçin böylesine yaygınlaştı, niçin kanserli, allerjik ve astımlı çocuk nüfusu rekor kırıyor, gayet açık!

***

Elimde « İtalyan » sandviç, önümde bilgisayar ekranı, aklıma bir soru çengelleniyor.

Sorsanız, hepsi « Elhamdülillah Müslümanım! » diyecek kimi hilebazların « helal » diye pazarladığı jambonda, acaba dana eti mi daha çok, yoksa kimyasal mı?

Çünkü biliyorum ki haram jambonda da belli oranda katkı maddesi vardır ve nitrat türevleridir.

Ama İspanya’da dünyanın en lezzetli ve pahalı jambonu, sadece at kestanesiyle beslenen kara kıllı domuzlardan yapılan « Pata Negra » ile İtalya’nın iki tescilli markası San Daniele ve Parma’ların etiketinde « İçindekiler domuz eti ve tuzdan ibarettir » yazar. Ve doğrudur.

Bir yanda bol kimyasal basılı, neyle beslendiği belirsiz, ama besmeleyle kafası kesilerek kanı akıtılmış « helal » dana jambon…

Daha pahalıya alayım, ama katkısız olsun deseniz ve dünya para ödeseniz bile doğallığından emin olamazsınız.

***

Beri yanda tuzdan başka hiç bir katkı maddesi olmayan, organik beslendiği vurgulanan, ama kesimi de, eti de « haram » domuz jambon.

Pahasına gücünüz yetmez ve katkı maddeli ucuzunu alıp yeseniz bile sağlığa çok da zararlı olmayacağına eminsinizdir.

İster istemez iyi ile kötü arasında kararsızlığa düşmez misiniz?

Helal diye sunulana, niçin bunca hile hurda karıştırılır?

Niçin haram malın üretiminden sunumuna daha az yalan dolan, çok daha az hile hurda vardır?

Bir zamanlar beslenme zincirinin doğallığı ve etinden sütüne, sebzesinden meyvesine kalitesiyle tanınan Türkiye’de, aslında tüm beslenme zinciri topraktan tabağa az ya da çok zehirli, artık.

Hayvanlara verilen suni yemler, kimyasal gübreler, tarım ilaçları, deterjanlar vb. toprağı da suyu da zehirledi ve insanlarımız, yedikleri içtikleri yüzünden hastalanıyor, ölüyorlar.

Böylesi yıkıcı bir talanın nesi helal?

Ahlak, bir yalandır.
Thomas Bernhard