GAZETECİLİK YASAKLANDI!

Can Dündar ve Erdem Gül, Suriye’ye silah taşıyan tırlarla ilgili haber yayınladıklarından tutuklandılar: Böylece dünya,
Türkiye’de gazetecilerin gazetecilik yapmalarının suç olduğunu öğrenmiş oldu.  

Bir süre önce gösterilerde yaralananlara camide tedavi uygulayan doktorlar, Gezi davasında “ibadethaneyi kirletmekle” suçlanıp hapis cezası almışlardı. Avukatları M.Eyüboğlu,“doktorlara, doktorluk yaptıkları için ceza verildiğini” söylemişti.
 
Artık herhangibir meslek erbabının kendi işini yapmasına öyle kolay  izin verilmeyeceği anlaşılmaktadır.
 
Bir yoğurtçu, dün dert yanıyordu:“Sabah süte maya çalarken ellerim titredi, dudağım uçukladı; yaptığım acaba bir nevi casusluk ya da birilerine yardım ve yataklık sayılır mı ? Torba yasalarından birine bir liste katsalar da kimin ne yapmasına müsaade edileceğini öğrensek!”
 
Bu gidişle pek yakında böyle haberler mi göreceğiz ?
 
“Bir berber, sakal traşı yaparken suçüstü yakalandı. Sakal traşı yarım kalan K.A., çenesinde sabunlar ve boynunda berber önlüğü ile  konuştu: “Berberlerin sakal kesmelerinin yasaklandığını  bilmiyordum. Şimdi ben böyle yarısı kesilmiş sakalla mı dolaşacağım ? Avrupa Mahkemesine gideceğim !” dedi.
 
“Terörle mücadele ekipleri, aldıkları bir istihbarat üzerine,  Maltepe nikah dairesine  düzenledikleri operasyonla bir nikah memurunu, tam nikah kıymak üzereyken yakaladılar. Kız tarafının şahidi kalabalıktan yararlanarak kaçmayı başardı. Diğer şahid ise nikah masasının altına saklandığı halde kıskıvrak yakalandı. Çıkan arbedede gelinle damat “Direne direne evleneceğiz !” diye slogan attılar. Davetliler nikah şekeri paketlerini kolluk kuvvetlerine fırlatmaya başlayınca polis biber gazı kullandı ; ikisi polis, dördü davetli altı kişi yaralandı.
 
İnsanların bildikleri hatta iyi bildikleri işleri yapmaları aşırı derecede demokratik olmayan ülkelerde zaman zaman yasaklanmıştır:

Ankara Valisi Nevzat Tandoğan Marksist gençlere “Siz kim oluyorsunuz ? Memlekete Komunizm gerekirse onu biz getiririz !”dememiş miydi? Valiye göre Marksizm, Marksistlerin işi değildi !
 
 
Aslında şaşmamak gerekir: Başbakana başbakanlık yaptırmadıkları bir ülkede gazetecilerin gazetecilik, doktorların hekimlik yapmalarını mı bekliyordunuz ?

Aklıma bir de Fransız fıkrası geldi:

Krallardan biri, sarayında soytarı bulundurmaz, kendini bütün meddahlardan daha becerikli bulur, tüm maskaralıkları kendi yaparmış. Kralın eşek şakalarından çok sıkılan maiyeti başbakana başvurmuşlar :

-Lütfen ona söyleyin, soytarılığı bıraksın, krallığını yapsın !   

Başbakan böyle adama böyle bir şey söyler de başını belaya sokar mı? Hizmetlileri başından savmış:

-Haşmetli Kralımızın saray soytarılarına maaş vermemekle ulusal bütçemize her yıl ciddi bir katkıda bulunduğunun farkında değilsiniz galiba? Bana bir daha böyle saçma isteklerle gelmeyin!

“Doğruuuu!” demiş yalakalar, “ bak kralımız yine  en doğru şeyi yapmış!”