GÜZEL VE KÜRESEL BİR MASAL

Kuzguna yavrusu şahin; her topluma da kendi bayramları en güzel bayram görünür, herhalde.

Herhalde diyorum, çünkü Türkiye’de toplum millet ve ümmet olarak ayrıştığından beri, milletin bayramları ümmetçe, ümmetin bayramları da milletçe kutlanamıyor!

Örneğin Cumhuriyet bayramı, bazılarımızın bayramı, diğerlerimizin yası.

Kurban bayramı ülkenin yarısını kanlı bir huşuya garkederken, diğer yarısını kahrediyor.

Üzerinde birleşebildiğimiz bir bayram var, kimi Şeker, kimi Ramazan diye kutluyor. Ama her bayram eski bayramların özlemle anılıp anlattırıldığına bakılırsa, o da geçmişe odaklı nostaljik bir güzellik…

Madem küresel bir dünyada yaşıyoruz ve kıyaslama olanağımız var; acaba tüm bayramlar arasında en güzeli, hatta en çok ülkenin benimseyip kutladığı hangisidir?

Sorunun yanıtı çoktandır belli: Yeni yıl kutlamalarıyla bütünleşen Noel şenlikleri, artık tüm dünyada kabul gören, her din, dil ve ülkeden bir insan çoğunluğunun ortak bayramı.

Üstelik doğruya doğru; çocuklara yönelik efsanesi, simgeleri ve süsleriyle Noel, gerçekten en güzel bayram…

***

Kimse Hıristiyanlık propagandası yaptığımı sanmasın: Noel’i küresel yapan Noel Baba efsanesi, tek tanrılı dinlerden çok önce var olan pagan bir gelenek. Viking tanrıları Odin, Gargan, özellikle de yarı cin, yarı insan cüce Julenissen’den esinlenerek yaratılan bir masal kahramanı.

İslamiyet nasıl oğlunu kesmeye kalkan İbrahim efsanesini benimsedi, hatta çoğu helal ve haramlarını Yahudilikle eşleştirdiyse; Hıristiyanlık da özellikle Avrupa’da yayılabilmek için pagan İskandinav folklorunun üstüne oturmuştur.

Cüce cin Julenissen’i, İsa doğduktan üç yüzyıl sonra Antalya’mızdaki Likya’da yaşayan Santa Claus (Aziz Nicolas) olarak vaftiz etmiş, yetmemiş; biçare Noel Baba’yı İsa’nın sözde doğduğu gece kızağına bindirip bacalardan içeri sallandırmıştır!

***

Zaten İsa’nın doğum günü bile hazret doğduktan tam 336 yıl sonra, pagan Roma’da Tanrıça Mithra’nın doğduğu varsayılan ve Sol İnvictus, yani Yenilmez Güneş’in kutlandığı 25 Aralık’a denk getirilmiştir.

24 Aralık geceyarısı başlayıp ertesi güne yayılan şölenlerle süren Sol İnvictus bayramını da İmparator Aurelianus’un icat ettiği düşünülecek olursa; ha pagan, ha İbrahimi, bir uyduruk eksik bir uyduruk fazla, ne önemi vardır ki?

Önemli olan, efsanenin güzelliği…

Ve kış aylarının derin karanlığında kentleri binbir yıldızla ışıtan, çam ağaçlarını gözalıcı süslerle bezeyen, sokakları şarkılarla dolduran, insanları yaşlısıyla genciyle aile sofrasında buluşturan Noel şenlikleri; günümüz dünyasının en keyifli bayramıdır.

Küçüklerin sevimli Noel Baba’ya yazdıkları mektuplardan; Ren geyiklerinin çektiği kızaklara yüklenmiş armağanlar arasından kendi payına düşecek olanı almak için çam dallarına astıkları kırmızı çoraplara, her figürü ve ayrıntısıyla umudun, hayalin, masum güzelliğidir.

Çocukları, armağan dağıtan bir Noel Baba yalanına inandırmak iyi midir, diye dudak bükenlere sormak gerekir: Küçüklere öptükleri büyük ellerin daha bir gün önce okşadıkları kuzuları, koyunları boğazlayabildiği gerçeğini göstermek mi iyidir?

***

Siz bakmayın bizim Diyanet ya da meşum fetvalarıyla ünlü Suudi müftüsü gibilerin her yıl Noel Baba ve zaten yılbaşı kutlamalarına da açtıkları haram seferine…

Dünyanın en zengin bezenmiş, pahada en ağır Noel ağaçları ehl-i müslim Arap ülkelerinde, Doha’da, Dubai’de boy göstermekte; Noel Baba’lı şenlikler için çöl sıcağında sahte karlar yağdırılmaktadır…

Noel, 16.Yüzyıl’daki Protestan Reformu sırasında Hollandalılar; 18.Yüzyıl’da da Almanlar tarafından Hıristiyan figürlerden ayıklanarak pagan aslına döndürüldü.

İsteyen, istediği vurguyla kutluyor. Ama dünyada geniş kabul gördüğü biçimiyle, çoktandır « laik » bir bayram.

Böyle küresel ve barışçıl bir bayram, din savaşlarının kana buladığı tarihten laikliği sorumlu tutacak kadar cahil bizim Diyanet’i, elbette mutlu etmiyor!

Vicdanı temiz olana, her gün Noel bayramıdır.
Benjamin Franklin