DELİRMEDEN NASIL YAŞIYORSUNUZ

“Bütün bu olanlar arasında nasıl yaşayabiliyorsunuz?..” “Delirmemek, çıldırmamak için ne yapıyorsunuz?”

Türkiye’de ve dünyada olup biteni yakından izleyen yurtdışındaki arkadaşlarım soruyor. Son zamanlarda bu sorular arttıkça arttı…

Kendi topraklarımızda süren savaş, tutuklanan gazeteciler; adalete zerre kadar güven olmaması, kitapların toplatılması… Kaba kuvvet, şiddet yanlılarının ve tehdit edenlerin ödüllendirilmesi… Ortadoğu batağının piyonu olmamız…

Her zaman ne yanıt vereceğimi bilemiyorum. Çıldırmadan nasıl mı yaşıyoruz?

Kahrolarak, lanetleyerek, çalışarak, gülerek, salya sümük ağlayarak, delicesine eğlenerek, anlamaya çalışarak, sorgulayarak, birbirimize sarılarak, öfkelenerek, yaraları sararak, susarak, tartışarak, kavga ederek, şefkat göstererek, dayanışarak, öğrenerek, hesap sorarak, kini uzak tutmaya çalışarak, düş kurarak, âşık olarak, birbirimize sarılarak, tanımadıklarımıza bile dokunarak, içimize kapanarak, iş arayarak, abuk sabukluklara gülerek, incir çekirdeğini doldurmayacakları tartışmayarak, gülümseyerek, umut ederek, isyan ederek, eylem yaparak, yaşamayı şakaya vurarak, rastlantılara bağlayarak, yaşamayı fazlasıyla ciddiye alarak, yaşarmış gibi yaparak…

Kimi zaman liste kilometrelerce uzuyor… Kimi zaman “yaşıyoruz işte” deyip kesip atıyorum…

‘Atatürk’ün Alev Çiçekleri’ Yönetmenliğini Tarık Akan’ın yaptığı, metnini Rana Güngörmüş’ün yazdığı, kurgusunu Colin Mounier’in gerçekleştirdiği “Atatürk’ün Alev Çiçekleri” adlı belgesel filmini (DVD- Nâzım Hikmet Vakfı Yayınları) izledim. Çok etkilendim.

1930’larda yurtdışına devlet bursuyla eğitime giden genç kızlara “Şimdi birer kıvılcımsınız” der Atatürk. “Ama döndüğünüzde birer Alev olacaksınız.”

Afet İnan, Halet Çambel, Jale İnan, Nüzhet Gökdoğan, Muazzez İlmiye Çığ, Sabiha Gökçen, Zehra Say ve devlet bursuyla değilse de Atatürk’ün açtığı yoldan ilerleyerek alev çiçeğine dönüşen Leyla Gencer… Ama aynı zamanda daha niceleri kısa, çarpıcı fırça darbeleriyle anlatılıyor.

Işık Yenersu ve Rutkay Aziz’in seslendirdiği filmde önemli olan tek tek bu kadınların başarısı ya da kişilikleri değil. Önemli olan, bir devlet politikası olarak kadın eğitimine biçilen paye. O politikanın uygulanması…. Önemli olan benimsenen vizyon, geleceğe dönük ilkeler, idealler. Müthiş bir zihniyet.

Filmin başarısı, mesajını açık seçik net bir biçimde vermesi… Delirmeden yaşamaya çalıştığım şu günlerde hem içimi ısıttı hem de (nereden nereye geldik diye) müthiş hüzünlendirdi.

Yakında büyük kitapçılarda bulabileceğiniz DVD’yi nazimhikmetvakfi@turk.net adresinden ya da 0212 252 63 14-15 No’lu telefondan edinebilirsiniz.