PODEMOS MUCİZESİNİ BEKLERKEN

Kimine göre “mucize”, kimine göre “badire”… 36 milyon seçmenin bugün oy vermeye koştuğu sandığı çok bilinmeyenli denkleme dönüştüren Podemos, İspanyolları karpuz gibi bölüyor.

Siyasi sisteme yeni soluk getirdiği için partiye demokratik yenilenmenin anahtarı olarak bakanlarla…

Masada kartları altüst ettiği için Podemos’a kızanlar, ortadan ikiye ayrılıyor.

İspanya’nın “Gezicileri” diye nam salan Podemos, bu seçimden gerçi birinci çıkmayacak. Ama 3.- 4. parti olarak çıkması olasılığı dahi, “değişim”den korkanlarda şok yaratmaya yetiyor.

Ders diye okutulabilir

2014 Ocak’ında kurulan, iki yıl öncesine dek İspanya’nın siyasi ufkunda olmayan bu partinin başdöndürücü yükselişi, siyaset biliminde ders olarak okutulmaya aday.

Kuruluşundan sadece 3 ay sonra girdiği Avrupa Parlamentosu seçimlerinde 5 temsilci çıkartarak herkesi afallatan oluşum, şaşırtıcı yürüyüşünü sürdürmeye devam ediyor.

Geçen yıl tam bu sıralarda yapılan kamuoyu yoklamalarında, ilk parti konumuna yükselen “İspanyol öfkelilerinin partisi”nin hızını, son bir yıldaki bir dizi gelişme yavaşlatsa da, seçime saatler kala yapılan sondajlarda parti, anamuhalefetteki sosyalistlerin hemen ensesinde 3. görünüyor; hatta sosyalistlere rakip çıkarak 2’nciliği dahi zorluyor.

Kampanyanın gerçi son ayağında sondaj yasak. Ama her yerde olduğu gibi İspanya’da da bu kural deliniyor. Ve İberik Yarımadası’nın minik ülkesi, komşu Andorra’dan yapılan anketler, Podemos’u “ikinciliği zorlayan 3. parti konumunda” tanımlıyor. SYRİZA ile kendisini çok yakından özdeşleştirdiği için, Yunanlı “ruh ikizinin” iktidar serüveninden olumsuz yönde etkilenen Podemos’un bu kamburu da olmasa; 2’ncilik garanti sayılacak.
Podemos’un hamlesini gemleyen diğer unsur Katalan ayrılıkçılığı. Katalonya’da “otodeterminasyon”u savunan Podemos, bu yüzden ulusalcıları uzaklaştırıyor. Bu iki “pürüz” olmasa, Podemos’un iktidardaki muhafazakâr Halk Partisi’nin birinciliğini zorlaması bile işten değil.

‘Rock yıldızı’ gibi

Demokrasiye geçişten bu yana yapılan bu en önemli seçimin, her halükârda en ilgi çekici dinamiği Podemos. Hangi sayıda milletvekili çıkartırsa çıkarsın, her durumda “başarılı” sayılacak. Bir önceki 2011 seçiminde var olmayan partinin temin ettiği her sandalye, sıfır milletvekilliği üzerine konacak. Kriz ve yolsuzluklara bayrak açan partinin sırrı ne, derseniz…

Birinci faktör, “rock yıldızı” kertesinde ilgi gören partinin 37 yaşındaki lideri Pablo Iglesias.

Iglesias’ı bir toplantıda izledim…

İspanyol solunun en karizmatik lideri Felipe Gonzalez’i tanıyan biri olarak, Podemos gurusunun bugün ona yakın ilgi uyandırdığını söyleyebilirim.

Iglesias salona girince, insanlarda hemen bir elektriklenme oluyor. Ezcümle herkes, renkli liderin ağzından çıkacakları merak ediyor ve dinlemek için dikkat kesiliyor.

Oğullarına sosyalist işçi partisinin tarihi kurucusu Pablo Iglesias’ın adını veren bir akademisyen baba ile sendika avukatı bir anneyle büyüyen Podemos lideri, 14 yaşındayken komünist parti gençlik koluna yazılmış… Üniversitede hukuk, siyasal bilgiler okuduktan sonra akademisyen olmuş.

Politikaya ilk adım atışı da, TV’de yaptığı “La Tuerka” isimli bir siyaset programıyla olmuş… Medyatikliğini bu TV geçmişine borçlu olan Iglesias, üniversiteli ekibiyle dijital ortamı da etkin kullanıyor.

TV ve enformasyon teknolojilerindeki bu üstünlüğü ile geleneksel parti liderlerine fark
atmakta zorlanmıyor.

Küpesi, atkuyruklu saçları, kollarını sıvadığı gömlekleri, blucin pantolonlarıyla “tarz” yaratan ve İspanyol politikasının “ikonu” haline gelen Iglesias’sız Podemos mucizesini düşünmek mümkün değil.

Ne dersiniz? Türkiye Gezicileri de bir Iglesias bulsalardı; biz de acep bir “Podemos” çıkarabilir miydik?