YETER! ÇOCUKLARI ÖLDÜRMEYİN!

En önde beyaz giysili bir kadın. Elinde uzunca bir sopa, sopanın ucunda beyaz kocaman bir mendil. Barışın, imdat çağrısının, çaresizliğin simgesi beyaz bayrak. Bomboş viran sokaklarda en önde o, arkasında 4 -5 genç adam, bir o yana bir bu yana koşuyorlar. Burası Silopi. Genç erkeğin kollarında belli ki onlar için çok değerli bir varlık. Değerli varlığın adı Mehmet Mete’dir. 11 yaşındadır. Anasının kuzusudur. Başına isabet eden bir şarapnel parçası yüzünden ölümle yaşam arasında can çekişmektedir. Üzerine atılmış battaniye kaydıkça yetişip örtüyorlar, sarıp sarmalıyorlar çocuğu… Önde beyaz bayrak, sağa gidiyorlar çıkış yok. Sola gidiyorlar çıkış yok. Çevre sarılı, çevrede kurşunlar, çevrede “çatışma…” Mehmet hastaneye yetiştirilmeli ama çıkış yok! Beyaz bayrak önde elden ele geçiyor, Mehmet’in direnen bedeni kucaktan kucağa geçiyor. Çıkış yok! Çıkışa yönelmek kurşunlara hedef olmak demek! Sonunda aile bir duvarın dibine çöküyor. Kucaklarında Mehmet’in cansız bedeni. Artık hastaneye gerek yok. Bir camiye giriyorlar. Elde beyaz bayrak. Kucakta Mehmet.

Birkaç dakikalık video haber, birkaç ömre bedel… Mehmet yalnız değil, tekil değil.
Ölüme tutsak çocuklar 

Fırat ve Cemile 13 yaşındaydı… Baran 7… Veysel 9… Helin 12. Emrullah 14…Orhan 16…

Son 4 ayda Güneydoğu’da, en küçüğü 35 günlük bebek, en büyüğü 18 yaşında olan en az 44 çocuk hayatını kaybetti. En az 52 çocuk da yaralandı. 

Ölümleri karşılaştırmıyorum. Acıları da… “Bizden – onlardan”, “şehit, terörist”, sivil-asker ayrımı yapmıyorum. 

Okulları ister elinde bomba PKK bassın, ister elinde silah asker! Çocuklar ölüyor!

İnsanlar ölüyor. Evler yıkılıyor! Hastalar, yaralılar hastaneye gidemiyor! Sokağa çıkılamıyor! Ölüler gömülemiyor! Kaçış yok! Çıkış yok!

Operasyon demeyin! Çatışma demeyin! Bu bir savaş! İç savaş!

Hendek – operasyon değil, iç savaş

Bir kez adını doğru koyduktan sonra; göreceksiniz ki bu, iç savaşın bedelini ödeyen çocuklar ve gençler! İki taraf da gençleri, çocukları öne sürüyor, onları kullanıyor.

Kürt – Türk ayrımından çok daha acı bir ayrım yandaşlar ve yandaş olmayanlar ayrımı!

Savaş yandaşları, otorite, baskı, diktatörlük yandaşları ve karşıtları ayrımı!

Her “terörist” öldürüldüğünde sevinç çığlıkları atanlarla, her “şehide” ağıt yakanların sesleri birbirine karışırken medya bundan nemalanmaya çalışıyor!

İç savaştan kaçabilen kurtulabiliyor, kaçamayan ölüme mahkûm! Parası olan kaçabiliyor, olmayan iç savaşa tutsak! Her iki tarafta da bu böyle! 

Haziran seçiminde sonra ne oldu da bu hale geldik sorusuna herkes yanıt aramalı! Ama bir de şunu idrak etmeli: Ya bu kanlı savaş tırmanarak daha çok çocuğu ve genci yok edecek ya da hemen şimdi tüm silahları iki taraf da bırakıp konuşmaya başlayacak… İnanın, üçüncü bir yol yok!