ERDOĞAN 2016’YA HIZLI GİRDİ

Bir yılı daha geride bıraktık. Türkiye’nin Erdoğan’lı yıllarına bir yıl daha eklendi. Yıllar geçiyor ve Erdoğan hiç değişmiyor…

Yolun başlangıcında, daha başbakan değilken, İstanbul belediye başkanlığı döneminde yaptığımız bir söyleşide, ortada AKP yokken bana bizzat kendisi “Demokrasi amaç değil araçtır!” demişti.

O zaman da şimdi olduğu gibi Erdoğan’ın çevresi tarafından tevil üzerine tevil gelmişti.

Anlamı çok açık, seçik ortada olan sözler için; “Erdoğan araçtır derken esasen demokrasinin mutluluğa giden bir araç olduğunu söylemek istedi” diyen absürd açıklamalar gelmişti.

Liberaller bunları kabullendi.

Kabullenmeyenler de sonra çıkıp “Erdoğan değişti!” dediler: “O Erdoğan bu Erdoğan değil. Bu artık reformcu Erdoğan!”

Yola çıkarken “demokrasi amaç değil araçtır” diyen biriyle, “Türkiye’ye demokrasi” vaat ettiler.

Yaşayarak sonra “Erdoğan demokrasisinin” ve “Erdoğan reformlarının” ne manaya geldiğini, nasıl bir mutluluk iksiri olduğunu gördük…

‘Fren tutmuyor’

20 yıl arayla aynı lider bu kez “İsteseniz de istemeseniz de Türkiye’nin yönetim sistemi değişmiştir” sözleriyle ilan ettiği metazori “başkanlık sistemini”, kendince karşılaştırmalı gerekçelendirirken; “Üniter sistemde başkanlık sistemi yoktur diye bir şey yok. Örneği dünyada var. Geçmişten bu yana var. Hitler Almanyası’na baktığınızda orada da bunu görürsünüz. Sonra değişik ülkelerde bunun örneklerini görürsünüz” diye konuştu.

Erdoğan demokrasisinin mutluluk iksirinden yıllar içinde başı dönen basın artık şimdi öyle memnun ve mesut ki bu grotesk sözleri müzminlik kertesinde mutsuz olan birkaç muhalif yayın organı dışında kimse görmedi.

Dünya basınının dile doladığı haberi, iki gün geçtikten sonra bile bakıyorum sadece iki bedbaht gazete; Yurt (“Başkanlık Modeli Hitler Almanyası”) ile BirGün (“O Filmin Sonu Kötü”) diye manşete taşımış.

Türkiye’deki derin sessizlikle, dış basının çok çarpıcı haber başlıkları arasındaki tezat bile başlı başına nerede, nasıl bir sistemde yaşadığımızı kanıtlamaya yeter.

Time örneğin “Türkiye Cumhurbaşkanı Adolf Hitler’e benzemek istiyor” demiş.

Daily Telegraph; Erdoğan’ın “anayasal reformları için Hitler Almanyası’nı dünyada ilk kez pozitif rol modeli olarak
kullanan” lider olduğunu yazmış.

Huffington Post, “Erdoğan 2016’ya iyi başladı. Hitler Almanyası’nı başkanlık sistemine iyi örnek olarak gösterdi” tespitini yapmış.

Berlusconi’nin gazetesi Il Giornale haberi “Erdoğan’ı artık fren tutmuyor. Başkanlık modeli Hitler” diye duyurmuş.

Corriere della Sera konuyu “Neden Hitler Almanyası Erdoğan’ın hoşuna gidiyor?” başlıklı köşe yazısında masaya
yatırmış.

‘Siz ne anladınız ki?’

Çizmenin etkili gazetesi “Führer, Sultan’ın hoşuna gidiyor. O bundan hicap duymuyor” diyerek ekliyor:

“Doğal olarak sözleri çarpıtılmış. Yanlış yorumlanmış. İçeriğinden çıkarılmış. Sözcüsü hemen düzeltti: ‘Sultan başka bir şey söylüyordu. Siz ne anladınız ki?’ dedi.”

Vaktiyle “Demokrasi araçtır” sözleri üzerine olduğu gibi tıpkı Saray’dan şimdi tevil yağıyor. RTE’nin sözleri açık ortada dururken, açıklanamaz… açıklanmaya çalışılıyor.

Meğer “ister parlamenter, ister başkanlık modeli olsun; kötüye kullanıldığında, Hitler Almanyası gibi felaketler ortaya çıkabilirmiş. Ne parlamenter sistem, ne başkanlık sistemi bu felaketlerin ortaya çıkmasına tek başına engel olabilirmiş!”

Mademki böyle… felakete karşı garantisi olmayan bir sistem niye örnek gösteriliyor? Bu mantığın iler tutar yanı var mı?

Ama burası Türkiye. Mantık aramayacaksınız.

Eğer “muktedir”, “kara”ya “ak” diyorsa; o “ak”tır.

“İleri RTE demokrasisine” böyle, böyle girdik.

“Üniter başkanlık sistemine” de sırf kem gözlere şiş olsun diye söylenmiş “führer sistemini” göstere göstere girebiliriz.